ŞİİRLERDE KUDÜS
Kudüs ve Mescid-i Aksa Şiirleri
ANNELER ve KUDÜSLER
Tûr Dağı'nı yaşa Ki bilesin nerde Kudüs Ben Kudüs'ü kol saati gibi taşıyorum Ayarlanmadan Kudüs'e Boşuna vakit geçirirsin Buz tutar Gözün görmez olur Gel Anne ol Çünkü anne Bir çocuktan bir Kudüs yapar Adam baba olunca İçinde bir Kudüs canlanır Yürü kardeşim Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin.
Mescid-i-Aksa
Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu Varıp eşiğine alnımı koydum Sanki bir yer altı nehr çağlıyordu Gözlerim yollarda bekler dururum Nerde kardeşlerim diyordu bir ses İlk Kıblesi benim ulu Nebi’nin Unuttu mu bunu acaba herkes Burak dolanırdı yörelerimde Mi’raca yol veren hız üssü idim Bellidir kutsallığım şehir ismimden Her yana nur saçan bir kürsü idim Hani o günler ki binlerce mü’min Tek yürek halinde bana koşardı Hemşehrim nebi’ler yüzü hürmetine Cevaba erişen dualar vardı Şimdi kimsecikler varmaz yanıma Mü’minde yoksunum tek ve tenhayım Rüzgarlar silemez gözyaşlarımı Çöllerde kayıp bir yetim vâhayım Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde Götür müslümana selam diyordu Dayanamıyorum bu ayrılığa Kucaklasın beni İslâm diyordu
KUDÜS
Mescid-i Aksa bir nazar etsin Yüreğim vücudum delercesine Gece gündüz darmadağın Gözlerim mahzun düşünür Müslümanın iki kolu bükülmüş Dermanım kalmamış arayış Dualarım bir hakikate aralı Yakarım Kudüs’ü dirençle Neden Müslümanlar adım atmaz Yetmiş milyon mümin nerede Yürüyen kalan kalabalık nerde Kanlı gözyaşları yeryüzüne Mahzunluğum kan gibi sessiz Gözüm açık dua başlar Kalbim korku fırtınası içinde Tekbirle Kudüs’e uzanır Ey Nur’la Kudüs’üm beni ağlatma Onun sana kurban olayım Dağlara ben bir ahval ararım Ağlarken kan damlar
Alınyazısı Saati
1. Ve Kudüs şehri. Gökte yapılıp yere indirilen şehir. Tanrı şehri ve bütün insanlığın şehri. Altında bir krater saklayan şehir. Kalbime bir ağırlık gibi çöküyor şimdi. Ne diyor ne diyor Kudüs bana şimdi Hani Şam’dan bir şamdan getirecektin Dikecektin Süleyman Peygamberin kabrine Ruhları aydınlatan bir lamba İfriti döndürecek insana: Söndürecek canavarın gözlerini İfriti döndürecek insana Ve Kudüs'ü terk ettiğin o ikindi Birinci Cihan Harbi günü vakti Kan sızdırıyor kaburga kemikleri Karlı dağlardan indirdiğin atların Bir evde perdeyi indiriyor bir kadın Mahşerin perdesini kıyametin perdesini Ağlıyor yere inen saçları Göğü yırtan kefen beyazı elleri Ve Kudüs şehri. Gökte yapılıp yere indirilen şehir. Tanrı şehri ve bütün insanlığın şehri. Yeşile dönmüş türbelerin demiri Zamanın rüzgâr gibi esen zehriyle Ve yatırlar patır patır kaçıyor geceleri Boşaltıyorlar işgal edilmiş bir şehri boşaltır gibi Kaçıyorlar Lut şehrinden kaçar gibi Tuz heykele dönüşmemek için Tanrı gazabıyla Susmuş minarelerin azabıyla Yıkılmış cami kubbelerinin ıstırabıyla Ve şehit kemiklerinin bakışı bir başka bakış Artık burada taş bile durmak istemez Ve Ay’ı görmek istemez zeytin ağaçları Eğilerek selamlamazlar hilali hurmalar Artık ne Zekeriya ve ne İsa var Sararmış bir tomar mı mucizeler Ölülerin dirilişi şifa veren kelimeler Ve ne de Miraçtan bir iz Yerden yükselen kaya Ve Kudüs şehri. Artık yer şehri, toprak şehri. Bakır yaprakların, çelik gövdelerin, acımasız yüreklerin. Demir köklerin, tunçtan ve uranyumdan dalların. Kurşundan çiçeklerin şehri. Gülle kusuyor ana rahmi Bomba parçalıyor beynini bebeğin Tanklar saldırıyor evlere bir anda ev yok tank var Uçak var gök yok utanç var Ve kime karşı bütün bunlar Masum insanlara karşı Binlerce yıl oturdukları yurtta kalmak isteyenlere karşı Ve kim tarafından bütün bunlar Romanın, Babil'in, Asur'un ve Firavunların Ve nice milletlerin zulmünü görenler tarafından Zalime olan öcünü mazlumdan almak Zalim olmak ve en zalim olmak Ve artık ne İbrahim ne Yakup ve ne Musa var Tersinden okunan Tevrat hükümleri Karaya boyanmış Mezmurlar Ve Kudüs şehri. İçiyle ve ruhuyla suskun Göklere kaçmış hayaliyle Bir pervane gibi ışığa uçmuş gönlüyle Bir başka âleme göçmüş hakikati Tanrı katına varmış İki elini kavuşturup divana durmuş Hüküm istemiş Yeryüzüne yeryüzü kadısına Hüküm ki: Haksız yere bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir Ve haksız yere insan öldürenin cezası ölüm Ve fitne, Arzı fesada verme, daha büyük suç adam öldürmekten Fitne bastırılıncaya kadar savaşın! Yeryüzünden fesat kalkıncaya kadar Ey insanlık, ey insanlar En gündüzden daha gündüz, Hakikatten daha hakikat Müslümanlar. Sezai KARAKOÇ