Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Merdi̇ven

Merdi̇ven
MERDİVENAğır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarakSular sarardı yüzün perde perde solmakta

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Bi̇r Günün Sonunda

Bi̇r Günün Sonunda
Yorgun gözümün halkalarında
Güller gibi fecr oldu nümayan,
Güller gibi... sonsuz, iri güller

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Karanfi̇l

Karanfi̇l
Yarin dudağından getirilmiş
Bir katre alevdir bu karanfil,
Gönlüm acısından bunu bildi!Düştükçe vurulmuş gibi, yer yer

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Müthi̇ş Bi̇r Böcek

Müthi̇ş Bi̇r Böcek
Gece uykusunun en derin yerinde, keskin bir ısırışla fırladım. Elektrik düğmesini çevirdim. Karnı patlayacak kadar taze kanla dolu bir tahtakurusu, odayı bir anda dolduran göz kamaştırıcı ışık içinde, ne yapacağını, nereye gideceğini, nasıl saklanacağını bilemeyerek, sırtında koca yükle yakalanmış bir hırsız telaşıyla, beyaz örtülerin kıvrımları arasından aptal aptal kaçıyordu.
Küçük böceğe dokunmadım ve çetin talihi, müthiş cesareti hakkında hayretle düşünceye daldım:
Hiç şüphe yok ki, arslan bile, bu bir kahve damlası kadar küçük hayvandan daha fazla cesur değildir. Tırnakları hançerlerden daha kesici, dişleri en müthiş kılıçlardan daha delici, sesi gök gürlemeleri gibi hava tabakalarını dalgalandıran, kuyruğunun her vuruşu yerleri sarsan koca arslan için, boş çöllerde ince ayaklı ceylanlar ve güçsüz öküzler boğazlamak bir iş mi?

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Geceler

Kimi zaman hiç uyunmamış geceler ertesinde,
pazartesiler cuma oluyor, cumalar pazar...
Aylar geçiyor, değişiyor mevsimler;
hiç yaşanmamışlar gibi...

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Hasta İken

Hasta İ̇ken
Bir gün yine biçâre kadın hasta uzanmış
Tüllerde…
Uzaklıkları bir sâye-i müthiş

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Parıltı

Parıltı
Ateş gibi bir nehr akıyordu
Ruhumla o ruhun arasından
Bahsetti derinden ona halim

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Kadın Nedir, Çiçek Nedir?

Kadın Nedir, Çiçek Nedir?
Kadın nedir? .. O münevver menekşedir ki uçar,
Samîm-i hüsn-ı bahârında hande-i âfaak,
Çiçek nedir? .. O da bir aşk-ı mütebessimdir ki

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Hayali Aşkım

Hayali Aşkım
Münfail bir sema-yı giryanın
Zerdî-yi iğbirarı altında
Münkeşif bir hazan-ı nâlânın

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Akşam Yine Toplandı Derinde

Akşam Yine Toplandı Derinde
Canan gülüyor eski yerinde
Canan ki gündüzleri gelmez
Akşam görünür havuz üzerinde,Mehtab, kemer taze belinde

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Bir Acem Bahçesi, Bir Seccade

Bir Acem Bahçesi, Bir Seccade
Bir Acem bahçesi, bir seccade
Dolduran havzı ateşten bade.
Ne kadar gamlı bu akşam vakti

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Gelmeden Evvel

Gelmeden Evvel
Kalbim
Benim bir ormandı,
İsimsiz, asude,

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Gece Yarısı

Gece Yarısı
Ve ansızın suya etmekle mâh-ı dûr sukut
Miyâh-ı rûhumu andırdı safha-yı tâlâb:
O rûh içinde muzî bir garip nilüfer

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Yollar.A.Haşi̇m

Yollar.A.Haşi̇m
Bir lamba hüzniyle
Kısıldı altın ufuklarda akşamın güneşi;
Söndü göllerde aks-i girye-veşi

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Hazan.A.Haşi̇m

Hazan.A.Haşi̇m
Ey eski kamer, sen bizi elbette bilirsin!
Annemdi o nûrunda gezen zıll-ı mehâsin,
Bendim o çucuk, bendim o simâ-yi tahayyür,

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Hilâl-i Semen

Hilâl-i Semen
Daha pek yavru, pek küçükken ben,
Büyük annem tutardı alnımdan.
“- Bana bak, böyle dilberim” derdi.

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Bir Yaz Gecesi Hatırası

Bir Yaz Gecesi Hatırası
İşveyle, fısıltıyla, gülüşle
Olmuş sebi sevda yine bihap
Oklar gibi saplanmada kalbe

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Gece / A. Haşim

Gece / A. Haşim
Titreyen ellerimle penceremi
Açtım âfak-ı leyle karşı... Yine
Gecenin gölgeden menâzırına

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Zulmet

Zulmet
Ey sen
Ki şimdi şüpheli bir şekl-i pür-hayâl oldun
Bu semâ-yı mesânın altında!

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

O Belde

O Belde
Denizlerden
Esen bu ince havâ saçlarınla eğlensin.
Bilsen

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Bahçe Şiiri - Ahmet Haşim

Bahçe Şiiri - Ahmet Haşim
Bir Acem bahçesi, bir seccade
Dolduran havzı ateşten bade.
Ne kadar gamlı bu akşam vakti

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Şairsiz dünya Şiiri - Ahmet Haşim

Şairsiz dünya Şiiri - Ahmet Haşim
Şairdir şiiri anlatan
Şairdir seni tanıyan
Şairdir duyguları yaşayan

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Akşamlarım Şiiri - Ahmet Haşim

Akşamlarım Şiiri - Ahmet Haşim
Her akşam üstü ufuklarda bir selâm ararım
Her akşam üstü uzak bir semâ-yi muzlimden.
Sükût ü zulmet olan bir muhît-i mü’limden

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Başım Şiiri - Ahmet Haşim

Başım Şiiri - Ahmet Haşim
“Yakup Kadri’ye”
Bî-haber gövdeme gelmiş konmuş,
Müteheyyiç, mütekallis bir baş;

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Zulmet Şiiri - Ahmet Haşim

Zulmet Şiiri - Ahmet Haşim
Ey sen
Ki şimdi şüpheli bir şekl-i pür-hayâl oldun
Bu semâ-yı mesânın altında!

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Geldin Şiiri - Ahmet Haşim

Geldin Şiiri - Ahmet Haşim
Bir gün
Akşamın ölgün
Duran o namütenahi ziya denizlerine

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Kadın Nedir, Çiçek Nedir? Şiiri - Ahmet ...

Kadın Nedir, Çiçek Nedir? Şiiri - Ahmet ...
Kadın nedir? .. O münevver menekşedir ki uçar,
Samîm-i hüsn-ı bahârında hande-i âfaak,
Çiçek nedir? .. O da bir aşk-ı mütebessimdir ki

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Gece Yarısı Şiiri - Ahmet Haşim

Gece Yarısı Şiiri - Ahmet Haşim
Ve ansızın suya etmekle mâh-ı dûr sukut
Miyâh-ı rûhumu andırdı safha-yı tâlâb:
O rûh içinde muzî bir garip nilüfer

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Kış Şiiri - Ahmet Haşim

Kış Şiiri - Ahmet Haşim
Yine kış,
Yine şems-i mesâda, ah o bakış,
Yine yollarda serseri dolaşan

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Şeb-î Nîsân Şiiri - Ahmet Haşim

Şeb-î Nîsân Şiiri - Ahmet Haşim
Mahmûr, muzî, mâ-ı, derin bir şeb-i nîsân
Olmuştu nücûmiyle miyâh-î dile rîzân
Dallardan uçan ıtr-ı bahâr-î mütefekkir

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Ruhum Şiiri - Ahmet Haşim

Ruhum Şiiri - Ahmet Haşim
Hicrân-ı muhîtât solmuş, sarı, çıplak,
Râkid, ölü bir havza düşen bir kuru yaprak
Sessizce nasıl izler açar, sîne-i mâda,

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Yollar Şiiri - Ahmet Haşim

Yollar Şiiri - Ahmet Haşim
Bir lamba hüzniyle
Kısıldı altın ufuklarda akşamın güneşi;
Söndü göllerde aks-i girye-veşi

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Nehir Üzerinde Şiiri - Ahmet Haşim

Nehir Üzerinde Şiiri - Ahmet Haşim
Akşam… Sarı bir hasta semâ… Bir gam-ı mechûl…
Sisler gibi tutmuş yine sahilleri eylûl,
Bir hüzn-i müzehheb gibi durgun yine Dicle,

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Hazân Şiiri - Ahmet Haşim

Hazân Şiiri - Ahmet Haşim
Ey eski kamer, sen bizi elbette bilirsin!
Annemdi o nûrunda gezen zıll-ı mehâsin,
Bendim o çucuk, bendim o simâ-yi tahayyür,

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Hasta İken Şiiri - Ahmet Haşim

Hasta İken Şiiri - Ahmet Haşim
Bir gün yine biçâre kadın hasta uzanmış
Tüllerde…
Uzaklıkları bir sâye-i müthiş

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Hâtime Şiiri - Ahmet Haşim

Hâtime Şiiri - Ahmet Haşim
Lâkin yetişir ey kamer, ey hüzn-i leyâlî
Ruhum o kadar oldu ki mehtâb ile mâlî,
Artık yetişir cûşiş-i pür-nûr-ı hayalin…

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Sensiz Şiiri - Ahmet Haşim

Sensiz Şiiri - Ahmet Haşim
Annemle karanlık geceler ba’zı çıkardık;
Boşlukta denizler gibi yokluk ve karanlık
Sessiz uzatır tâ ebediyetlere kollar…

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Hilâl-i Semen Şiiri - Ahmet Haşim

Hilâl-i Semen Şiiri - Ahmet Haşim
Daha pek yavru, pek küçükken ben,
Büyük annem tutardı alnımdan.
“- Bana bak, böyle dilberim” derdi.

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Birlikte Şiiri - Ahmet Haşim

Birlikte Şiiri - Ahmet Haşim
“Mehmet Sait Bey’e”
Bütün bizimçündür
Nukûş-ı encüm-i vahdetle işlenen bir tül

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Müthiş Bir Böcek Şiiri - Ahmet Haşim

Müthiş Bir Böcek Şiiri - Ahmet Haşim
Gece uykusunun en derin yerinde, keskin bir ısırışla fırladım. Elektrik düğmesini çevirdim. Karnı patlayacak kadar taze kanla dolu bir tahtakurusu, odayı bir anda dolduran göz kamaştırıcı ışık içinde, ne yapacağını, nereye gideceğini, nasıl saklana- cağını bilemeyerek, sırtında koca yükle yakalanmış bir hırsız telaşıyla, beyaz örtülerin kıvrımları arasından aptal aptal kaçıyordu.
Küçük böceğe dokunmadım ve çetin talihi, müthiş cesareti hakkında hayretle düşünceye daldım:
Hiç şüphe yok ki, arslan bile, bu bir kahve damlası kadar küçük hayvandan daha fazla cesur değildir. Tırnakları hançerlerden daha kesici, dişleri en müthiş kılıçlardan daha delici, sesi gök gürlemeleri gibi hava tabakalarını dalgalandıran, kuyruğunun her vuruşu yerleri sarsan koca arslan için, boş çöllerde ince ayaklı ceylanlar ve güçsüz öküzler boğazlamak bir iş mi?

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Siegfried Şiiri - Ahmet Haşim

Siegfried Şiiri - Ahmet Haşim
Harp ve zafer, kolay bir iş değildir. Dünya savaşı, bunu bütün kavgacı milletlere öğretti. Şimdi Fransız toprağı üzerinde ölüm hayaletleri gibi dolaşan binlerce siyahlar giymiş matemli kadın; adım başında rast gelinen kör, topal, kulaksız, burunsuz harp malulleri; yarım saat içinde enkaz yığınları haline gelen binalar; bilhassa mütarekeden sonra Fransız servetini küle döndüren o müthiş para buhranı, savaşın bir golf partisi kadar basit veya bir kavgacı şiirin teşbih ve istiareleri gibi parlak bir şey olmadığını, ailesine bağlı ve parasını sever Fransıza iyice öğretti. Gerçi devlere yakışan bir himmetle bütün harabeler az zamanda ayaklandırıldı. Frankın tekerlenmesi durduruldu, banka kasaları ağızlarına kadar altınla dolduruldular; fakat felaketin ne pahaya tamir edilebileceğini tecrübeyle öğrenenler, bu suretle, trajik oyuna tekrar başlamayı arzu ettirmeyen bir olgunluğa ermiş oldular. Bu savaş sonu ruh hali birçok Fransız, Alman edebiyat ve fikir adamını, karşılıklı anlaşma için bir zemin hazırlanmasını düşünmeye sevk etmiştir. Yeni Fransız edebiyatının en güzel çehrelerinden biri olan ve evvelce mensup olduğu aşırı san'at cereyanlarından makul ve yeni bir estetiğe gelen Giraudoux'nun dört beş aydan beri, aralıksız Paris'te Comedie des Champs-Elysees'de ve aynı zamanda Berlin'de oynanan Siegfried isimli nefis piyesi, bu olgunluk edebiyatının en dikkate değer örneklerinden biridir.
Piyesin ruhu şudur: Büyük bir aileye mensup bir Alman hemşiresi, savaş meydanında yaralı, çıplak, baygın bir halde bulduğu bir Fransız askerini kaldırtarak, aylarca devam eden bir anne şefkat ve ihtimamiyle onu hayata döndürür; aldığı yara tesiriyle bütün eski hatıralarından boşalan esir dimağı, Alman sistemleriyle yeniden terbiye ederek, eski Fransız askerinden taptaze, ateşli bir Alman vücuda getirir. Artık ismi Siegfried olan bu yapma Alman, yeni milletinin kaderini eline almış, onu yeni bir hayat idealinin en yüksek zirvelerine çıkarmıştır. Siegfried, şimdi bir Alman değil, Almanya'nın bütün deruni kuvvetlerini ruhunda toplayan bir Germen ırkı timsalidir.
Piyesin esası bu mucizevi değişmedir. Yazara göre bir Fransızla bir Almanı birbirinden ayıran uzviyet ayrılığı değil, sadece zihinlerde biriken hatıraların mahiyet farkıdır. Herhangi bir sebeple, bu hatıralar unutulunca, birbirinden nefret eden iki hüviyet, birbirinin yerini alabilir.

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Yeni Bir Şair Hakkında Birkaç Satır

Yeni Bir Şair Hakkında Birkaç Satır
Bundan on beş, on altı sene evvel, Galatasaray lisesi sıralarında henüz bir talebe iken, aruz vezninin mukassi darlığı içinde ciğerlerinin rahat teneffüs edemeyeceğini hissederek, Régnier ve Verhaeren'in Fransız nazmında yaptıkları inkılâbın tesiri altında, Türkçe şiir için, rüzgara göre dağılan, toplanan, sönen, canlanan, bir çoban ateşi tarzında, his tahavvüllerine ve ahenk zaruretlerine tâbi serbest bir vezin düşünmüş ve bunu "Yollar" ve "O belde" isimli iki manzumemde tatbik etmiştim. Halk denilen büyük denizin fırtınalarına asla çıkamamış ve daima korkak kuğular gibi, havuz genişliğinde dar bir sahada kalmış olan diğer şiirlerim gibi "Yollar" da yeni şekliyle ancak mahdud bir genç zümresi içinde merakı tahrik etmiş ve bazı şiddetli münakaşalara mevzu teşkil etmişti. Bu münakaşalar sırasında, serbest nazmımın hakikatte bir "serbest müstezat" olduğunu, nazariyatta yed-i tulâ sahibi olanlardan öğrendim.
"Yollar" ve "O belde"nin intişarından sonra serbest müstezat genç nesillere mensup bazı şairler tarafından tatbik edilmek istenildiyse de yapılan bütün tecrübeler, âhenk itibariyle, kâfi bir muvaffakiyet temin ediyor görünmemişti.
"Serbest müstezat" aynı manzumade ancak bir bahrin muhtelif evzanını kullanmak hususunda serbestî verirken, bu hususiyete dikkat etmeyen şairlere, her iki mısrada bir bahir değiştirmekle, şiirin musikisinde gayr-ı mahsüs dereveler yerine, birbirini tutmaz sesler, atlama vücuda getiriyorlardı. Esasa riayet edilmeksizin yapılan bu tecrübelerin muvaffakiyetsizliği serbest müstezatı tedrîcen unutturmuş gibiydi. Hayır! Fikir ölmemiş, toprağın karanlıklarında tohum tanesi gibi, sessiz bir hayat ile yaşamaış! Meğer, nicelerinin üzerinde topallayıp yüryemeyeceği yol, on altı sene sonra gelecek şanlı bir atlı için açılmış bir şehrâh imiş!

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Çıktığın Geceler Şiiri - Ahmet Haşim

Çıktığın Geceler Şiiri - Ahmet Haşim
Ba'zan sarı bir çehre-i ru'yâ gibi hissiz.
Tenhâ bir ufuktan görünürsün bize sessiz...
Çehrenden akan hüzn-i ziyâ, hüzn-i müebbed.

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Kuğular Şiiri - Ahmet Haşim

Kuğular Şiiri - Ahmet Haşim
Suda yorgun, muzî tecelliler
Ediyor bir takarrübü ifşâ:
Kuğular, leyl içinde, sîne-küşâ

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Sürûd-ı Emel Şiiri - Ahmet Haşim

Sürûd-ı Emel Şiiri - Ahmet Haşim
-Yine gülerken
Güldün; şeb-i şi’rimde bütün şi’r ü emeller
Pür-hande, pür-aheng ü pür-âvâz döküldü;

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Ey Nisviyyet...şiir Nedir? ...

Ey Nisviyyet...şiir Nedir? ...
Bu bir hayâl idi evvelce, fikr-i hâtiimin,
Firâz-ı ufk-ı serabında dâimâ uçuşur:
O handedir, o tebessüm, o nağmedir ki şiir,

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Şimdi Şiiri - Ahmet Haşim

Şimdi Şiiri - Ahmet Haşim
Boğdum, sükûn-ı kahr ile, aşk-ı muhâlimin
Vahdet-güzîn-i kalbim olan yâr-ı lâlini;
Açmış o yerde kîn-i beşer şâh-bâlini

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Yasemin Ay Şiiri - Ahmet Haşim

Yasemin Ay Şiiri - Ahmet Haşim
Daha pek yavru, pek küçükken ben,
Büyük annem tutardı alnımdan,
“-Bana bak, böyle güzelim! ” derdi.

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Ölmek Şiiri - Ahmet Haşim

Ölmek Şiiri - Ahmet Haşim
Firâz-ı zirve-i Sînâ-yı kahra yükselerek
Oradan,
Oradan düşmek ölmek istiyorum

Tamamını oku ›
Ahmet HAŞİM

Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim (1884–1933)
Bağdat’ta doğdu. Babası, Bağdat’ın köklü ailelerinden birine mensup mülkiye kaymakamı Hikmet Bey’dir.
Babasının Arabistan vilayetlerindeki görevleri nedeniyle düzensiz bir ilkokul eğitimi gördü ve bu sebeple
genç yaşta Arapça öğrendi. Annesinin vefatı üzerine 12 yaşında babasıyla İstanbul’a geldi.

Bir Ağaç Karşısında Şiiri - Ahmet Haşim

Bir Ağaç Karşısında Şiiri - Ahmet Haşim
Soğuk bir kış günü, karanfil almak için çiçekçi dükkânına girdim. Tatlı bir yaz hararetiyle ısıttırılan bi yerin havası, nibâti usarelerin hafif, sert ve yeşil buğulariyle dolu idi. İstediğim çiçeklerin destelenmesine kadar, bana gösterilen sandalyede oturdum. Mes`ut bir insanın hayâl evi gibi, iklim, mevsim, yer ve zaman dışında meyl ve hevesin arzu edebileceği her türlü renkte otlar, yapraklar ve çiçeklerle dolu olan bu âdeta sihirli dükkânda sessiz bir hayat ile nefes aldığı hissedilen karanlık yapraklı, bodur bir hurma ağacından başka hiç bir şeyle meşgul olmadım. Hayâlim, sanki âciz bir sinekti ve nebatî örümcek onu birden ağlarında avlamıştı. Hareketsiz duran haşin ağaca baktım ve düşündüm: Bir limonlukta hapsedildiği için, uzaklarda kalan diğer hemcinsleri gibi, öğle güneşlerinde sıcak toprağa gölge salamayan, yağmurlarda ıslanamayan, fırtınalarda sarsılmayan, semayı, yıldızları, ayı görmeye görmeye unutan şu ağaç, bulunduğu köşede acaba mes`ut muydu? En hakîr ottan, en muhteşem çınara kadar her nebatın muhtaç olduğu hava ve ışıktan, kuş ve böcek ziyaretinden mahrum olarak, bu ağacın soba harareti ve insan nefesiyle yaşamaktan mes`ut olabileceğine hükmetmek için kendimce makul bir sebep bulamadım.
Nebatların zekâsı hakkında büyük Maeterlinck`in anlattığı akıllara hayret verici müşahedelerden sonra, bir ağacı mes`ut veya muztarip tasavvur etmekte hiç bir garabet kalmıyor. Varlıkların sükûtuna aldanmamalı! Muztaripler yalnız ‘‘muztaribim’’ diye bağırabilenler değildir. Bilinmez niçin, acıya hayat katan kudret, insandan başka hiç bir mahlûka acının sırrını açıklamak imkânı vermemiştir. Her mahlûk, hayatın kanlı yollarında, boynuna geçirilen ve sesini boğan bir ağır ‘‘sükût’’ zincirini sürükleyip yürüyor. Hiç bir beygir, hiç bir arı, hiç bir sinek, başının ağrıdığını veya midesinin bulandığını bize söyleyememiştir. Fakat bu cinsten bir ıztırabın gözü, başı, ağzı olan bir mahlûka yabancı olabileceğini sanmak ne merhametsizliktir. Rüzgârlı, karanlık gecede, bahçenin ağaçları, vahşi gürültülerle hışırdıyor; bu ağaçların niceleri kırılan bir dalın yarasiyle kanıyor, niceleri gizli bir böceğin zehiriyle için için ölüyor, niceleri can çekişmekte, niceleri anlaşılmaz acıların kıskacına yakalanmış, kıvranmaktadır. Fakat bunu hiç kimse bilmiyor, çünkü rüzgârlı, karanlık gecede hepsi aynı gürültü ile sallanıp hışırdıyor. Çöllerin serbest bir ağacı iken, ırsîbir terbiye ile, yavaş yavaş ateş kenarında yaşamaya mahkûm uyuşuk bir kedi zilletine indirilmiş, bu şimdi çiçeksiz, meyvesiz, aşksız ağacın her dokusu, duyulmak için ağız ve sesten başka bir şey istemeyen bin karanlık feryat ile dolu olduğunu pek muhtemel gördüm.
Dar saksıya gömülen kısa kütükten çelik süngüler gibi fışkıran yapraklar, korkunç bir ıztırap ile gerilmiş büyük bir elin bana doğru uzanan sert parmakları gibi göründü ve demir kafes arkasında yatan hasta arslanın sıtmalı, büyük, sarı gözlerini andıran nebatî gözlerle, mahbus ağacın bana bakmakta olduğunu, tüylerim ürpererek düşündüm.

Tamamını oku ›