Beşiktaş Askerî Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra bir süre Mülkiye Mektebi’nde okudu. 1887’de Babıâli Sadaret Dairesi Evrak Odası’nda aylıksız kâtip olarak memuriyete başladı. 1899’da Hukuk Mektebi’ne kaydolduysa da öğrenimini ABD’de sürdürme isteği gerçekleşmedi.
Memurluk yaşamına devam eden Yurdakul, İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı. Şiirlerinde dile getirdiği düşünceler nedeniyle 1907’de Erzurum’a sürüldü. II. Meşrutiyet sonrası Bahriye Müsteşarlığı, ardından Hicaz ve Sivas valiliklerine atandı. Çalışmaları engellenince İstanbul’a döndü. Türk Ocağı’nın kurucuları arasında yer aldı, Türk Yurdu dergisinin sorumluluğunu üstlendi.
1913’te Musul milletvekili seçildi, Halide Edip ve Hamdullah Suphi ile birlikte Hars ve İlim Heyeti’nde görev yaptı. I. Dünya Savaşı sonrasında Anadolu’ya geçti, Atatürk’ün yanında yer aldı. Antalya, Adana, İzmir’de yaptığı konuşmalarla halkı ve orduyu yüreklendirdi. Şebinkarahisar, Urfa ve İstanbul milletvekili olarak beş dönem mecliste görev yaptı.
Edebiyat yaşamına Servet-i Fünun döneminde başlayan Yurdakul, 1899’da yayımladığı Türkçe Şiirler ile dikkat çekti. Hece ölçüsüyle yazdığı yalın dilli şiirlerinde Türkçülük düşüncesini savundu. Osmanlıcılık ve İslamcılığa karşı ulusçu bir bakış açısı geliştirdi.
Şiirlerinde toplumsal ve ulusal konuları işleyen Yurdakul, halkın sesi olmayı hedefledi. Biçim yönünden 15’li, 17’li, 19’lu hece kalıplarını denedi; üçlü, altılı, sekizli kıtalar kullandı. Batı etkisiyle sone biçiminde şiirler de kaleme aldı.