Behiştî’nin asıl adı Ramazan’dır. Abdulmuhsin adında bir zatın oğludur. Kaynaklar onu “Vizeli Behiştî”, “Behiştî-i Sânî”, “Vâiz Behiştî”, “Ramazan bin Abdulmuhsin er-Rûmî” gibi adlarla anmıştır. Mahlasını ise kendisinin de takdir ettiği bir kişi vermiştir.
Vize’de doğan Behiştî, ilk öğreniminden sonra İstanbul’a gelerek medrese eğitimine başlamış ve Merhabâ Efendi’den ders almıştır. Daha sonra Muhaşşi Sa‘dî Efendi’ye danişmend olmuş, onun vefatından sonra Merkez Efendi’ye intisap ederek tasavvuf yoluna girmiştir. Hilafet aldıktan sonra Çorlu’ya gönderilmiş, burada imamlık ve vaizlik yapmış, evinin etrafına yaptırdığı odalarda talebe yetiştirmiştir. 979/1571-72 yılında Çorlu’da vefat etmiş ve kendi zaviyesine defnedilmiştir.
Behiştî, tasavvufa yönelmeden önce çağdaşı ilim adamlarının takdirini kazanmış bir âlim, tasavvuf yoluna girdikten sonra ise ârif, kâmil, etkili bir mürşid ve vaiz olmuştur. Rint-meşrep bir kişiliğe sahipti. İrili ufaklı 12 eser verdiği bilinmektedir.
Behiştî, şiirlerinde sade bir dil kullanmış; atasözleri, deyimler ve halk söyleyişlerini ustalıkla işlemiştir. Rintlik, mahallî unsurlar, Rumeli şairlerine has laubalilik ve özgünlük Divanı’nın belirgin özelliklerindendir.
Gazellerinde kendisini sık sık Hâfız-ı Şîrâzî ile kıyaslamış ve ona büyük hürmet göstermiştir. Türk şairlerinden Ahmed Paşa, Necâtî, Hayretî, Usûlî, İshak Çelebi, Hayâlî Bey, Fuzûlî gibi isimlerden etkilenmiş; Fevrî, Cafer Çelebi ve Amrî’nin şiirlerine tahmis yazmıştır. Kendisinden sonra Gazâlî, Halîlî, Ulvî, Ahdî, Refî Leng, Su‘ûdî gibi şairler üzerinde etkili olmuştur.