Abdal Musa Sultan

00-00-0000 - 00-00-0000

  • 2
    Şiir
  • 0
    Takipçi
  • 0
    Yorum

Abdal Musa Sultan

Doğum: 13. yüzyıl sonları, Horasan / Hoy (Azerbaycan) – Ölüm: 14. yüzyıl sonları, Elmalı, Tekke Köyü (Antalya)
(Kesin doğum ve ölüm tarihleri bilinmemektedir.)

Anadolu'nun ünlü erenlerinden ve ermişlerinden olan Abdal Musa Sultan, aynı zamanda ünlü bir ozan ve düşünürdür. Aslen Horasan'lıdır. Azerbaycan'ın Hoy kasabasına gelmiş ve bir süre orada yaşamış olduğundan, “Hoylu” olarak tanınmıştır. Hacı Bektaş Veli'nin amcası Haydar Ata'nın oğlu, Hasan Gazi'nin oğludur. Kaygusuz Abdal Menkıbesi'ne göre “Kösre Musa” adıyla da anılır.

Abdal Musa Sultan, Horasan Erenlerindendir ve Hz. Peygamber soyundandır. 14. yüzyılda yaşadığı, Osmanlıların Bursa'yı fethi yıllarında Orhan Bey'in askerleriyle savaşlara katıldığı ve büyük yararlıklar gösterdiği tarihî kaynaklarda belirtilir. Hacı Bektaş Veli'nin önde gelen halifelerindendir. Payesi sultanlık, mertebesi “Abdallık”tır. Pir evindeki hizmet postu ise “Ayakçı Postu”dur. Bu post, Bektaşi tarikatındaki on iki posttan on birincisi olup, diğer adı “Abdal Musa Sultan Postu”dur. Ayakçılık, Abdallık mertebesini ifade eder.

Elmalı, Tekke köyündeki dergâhı, ilk Bektaşilerin dört büyük “Asitâne-i Bektaşiyân”ından biridir. Ancak Anadolu'nun inanç coğrafyasında seçkin bir yeri, etkin bir gücü olan Abdal Musa Sultan adına, farklı yörelerde de makamlar ve mezarlar bulunmaktadır. Birçok yazar ve araştırmacı, bu büyük savaşçı ve düşünürü konu alan çalışmalar yapmıştır. Bazılarına göre Abdal Musa Sultan; Bursa'nın fethine katıldıktan sonra Manisa, Aydın ve Denizli yöresinde bulunmuş; daha sonra Türkmen ve yörüklerin yoğun olduğu Elmalı yöresinde tekkesini kurmuştur. Ayrıca Denizli'de yatan “Büyük Yatağan Baba”dan etkilendiği de belirtilir.

Abdal Musa Sultan, Elmalı yöresinde kurduğu tekkede sayısız kişiyi irşad etmiş; bu dergâhta büyük ozanlar yetişmiştir. Bunların en ünlüsü, Alevi–Bektaşi edebiyatının abidelerinden sayılan Kaygusuz Abdal'dır.

Abdal Musa Sultan Velayetnamesi’nde anlatılan menkıbeler, onun manevî şahsiyetini ve kerametlerini ayrıntılı biçimde aktarır. Bunlardan birinde; Alaiye beyinin oğlu Gaybî'nin, Abdal Musa'ya derviş olup Kaygusuz adını alması, babasının ise oğlunu geri almak için Tekke Beyi'nden yardım istemesi; Tekke Beyi'nin pehlivanı Kılağılı İsa'nın tekkeye gelmesi; atının ürküp İsa'yı parçalaması ve ardından yaşanan hadiseler anlatılır. Abdal Musa Sultan'ı yakmak için yığılan odunlar, tutuşturulan ateş ve Abdal Musa'nın üç yüz müridiyle semah ederek ateşe girişi, ateşin onlara dokunmaması ve onların ateşi söndürmesi, menkıbede yer alan en çarpıcı sahnelerdendir. Bu manzarayı gören Kaygusuz'un babası hayranlıkla Abdal Musa'nın ellerini öper ve geri döner; Kaygusuz bu dergâhta kırk yıl hizmet eder.

Kerametlerinden bir diğeri, Geyikli Baba ile arasında geçen menkıbedir: Abdal Musa Sultan, bir pamuk içine kor halinde bir ateş parçasını müridlerinden biriyle Geyikli Baba'ya gönderir. Geyikli Baba da ona bir bakraç dolusu geyik sütü gönderir. Bu kerametin yorumu, “hayvanatı iradesine bağlamak, bitkilere hükmetmekten zordur” şeklinde yapılır.

Şair, düşünür, Horasan ereni Abdal Musa Sultan'ın keramet ve erdemleri yedi yüzyıldır dillerde söylenmektedir. Antalya, Elmalı ilçesine bağlı Tekke köyündeki türbesi, 14. yüzyılda Selçuklu mimarisi örneğinde yapılmıştır. Tekke hakkında önemli bilgilerden bir kısmını 17. yüzyılda burayı ziyaret eden ünlü gezgin Evliya Çelebi, Seyahatname'sinde verir. Bu kayıtlara göre tekkenin kubbesindeki altın alem, beş saatlik mesafeden görülmekte, tekkenin etrafında bağ ve bahçeler uzanmakta; misafirhaneler, kiler, mutfak, meydanlar gibi pek çok ek yapı bulunmaktadır. Mutfakta kırk derviş hizmet eder; meydanın dışında üstü konak, altı iki yüz at alacak kadar büyük bir ahır olan geniş bir misafirhane bulunur ve tekkenin misafiri hiç eksik olmaz.

Tekke yapıldığı günden beri mutfağında ateşin sönmediği, geniş vakıfları bulunduğu belirtilir: on binden fazla koyun, bin camuz, binlerce deve ve katır, yedi değirmen ve daha pek çok varlığıyla, yaklaşık üç yüz elli yıl önce Abdal Musa Sultan Tekkesi'nin büyük zenginliklere sahip bir kurum olduğu anlaşılmaktadır. Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından sonra pek çok tekke gibi burası da zarar görmüş; 1242/1829'da hükümetçe gönderilen memurlar tarafından dergâhtaki eşyalar ve binlerce canlı hayvan satılarak defteri İstanbul'a gönderilmiştir. Bu süreç, tekkelerin 1925'te tamamen kapatılmasına kadar devam etmiştir.

Değişik dönemlerde onarım gören tekke zamanla yıkılmış, günümüzde ise yalnızca Abdal Musa Sultan türbesi ayakta kalmıştır. Türbede Abdal Musa, annesi, babası, kız kardeşi ve Kaygusuz Abdal'ın kabirleri bulunmaktadır.

Tekke'nin giriş kapısındaki kitabe yazısının bir beyti şöyledir:

Edeble kıl ziyaret bir makaam-ı alişandır bu
Füyuz'u Hakk'a menba asitan-ı aşikaandır bu.

Alevî–Bektaşi şiirine “nefes” adı verilir. Alevî–Bektaşi şiiri genellikle Yunus Emre'nin şiirinden beslenmiştir. Bu çizgi, daha sonra Abdal Musa ile yönünü belirlemiş ve Kaygusuz Abdal'la doruğa çıkmıştır. Abdal Musa'nın günümüze kadar gelebilen şiirleri azdır; ancak az da olsalar Alevî–Bektaşi edebiyatının seçkin örnekleri arasında yer alır ve bu şiirlerle Alevî–Bektaşi edebiyatı kesin bir anlam kazanmıştır.

Nefesleri (Seçme)

Kim ne bilür bizi nice soydanuz

Kim ne bilür bizi nice soydanuz Ne zerre ottan ne hod sudanuz Bizim meftunumuz marifet söyler Biz Horasan mülkündeki baydanuz Yedi deniz bizim keşkülümüzde Hacem umman ise biz de göldenüz Hızır İlyas bizim yoldaşımızdır Ne zerrece Günden ne de Aydanuz Yedi tamu bize nevbehar oldu Sekiz uçmak içindeki köydenüz Bizim zahmımıza merhem bulunmaz Biz kudret okuna gizli yaydanuz Turda Musa durup münacat eyler Neslimizi sorarsanız "Hoy" danuz Ali geldi adım bahane Güvercin donunda kondum cihana Abdal Musa oldum geldim zemana Arif anlar bizi nice sırdanuz.

Pirim Hacı Bektaş Veli Değil mi?

Horasan'dan Rum'a zuhur eyleyen Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi Binip cansız duvarları yürüten Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi? Doksan altı bin Horasan Pirleri Elli yedi bin de Rum erenleri Cümlesinin servirazı serveri Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi? Balım Sultan arkadaşı, yoldaşı Kızıldeli Sultan dürür hem eşi Abdal Musa Sultan dersen ne kişi Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi?

Henüz yorum yapılmamış, ilk siz yorumlamak istermisiniz?
Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Üye Girişi Yapınız.

Anadolu Şairleri

Abdürrahim Karakoç

7 Nisan 1932 , Perşembe


Necip Fazıl Kısakürek

26 Mayıs 1904 , Perşembe


Salih Hayri

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Emin Bülent Serdaroğlu

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Fati̇h Kısaparmak

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Garip Aşık

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşıkpaşazade

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Yakup Kadri Karaosmanoğlu

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Kerem

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Seyyid Nesimi

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Kati̇bi̇

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Öksüz DEDE

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Ozan Yusuf Polatoğlu

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Hoca Neş'et

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Zübeyde Fıtnat Hanım

30 Kasım -0001 , Pazartesi


ŞİİR BİR TUTKUDUR

Hayrâbâd-Salih HAYRİ

11 Ocak 2026 , Pazar - 20:54:56


Gazel.Salih Hayri

11 Ocak 2026 , Pazar - 20:41:16


TÜRKÜM ben...

11 Ocak 2026 , Pazar - 15:11:26


Kin (Girit Müslümanlarına)

11 Ocak 2026 , Pazar - 15:06:35


Selam Söyle Şiiri - Fatih Kısaparmak

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:20


Nazlı Bebe Şiiri - Fatih Kısaparmak

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:19


Mavi Gül Şiiri - Fatih Kısaparmak

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:18


Eski Toprak Şiiri - Fatih Kısaparmak

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:17


Bugün Şiiri - Fatih Kısaparmak

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:15


Yak Beni Şiiri - Fatih Kısaparmak

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:14


Üzüm Karası Şiiri - Fatih Kısaparmak

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:13


Güneşi Biz Uyandırdık

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:12


Yakılmış Mektup Şiiri - Fatih Kısaparmak

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:11


O Gün... Şiiri - Fatih Kısaparmak

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:09


Haram Saltanatı Şiiri - Fatih Kısaparmak

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:08