Agahi

00-00-0000 - 00-00-0000

  • 23
    Şiir
  • 0
    Takipçi
  • 0
    Yorum

Agahi (Veliyüddin / Veli)

Doğum: 1860, Şarkışla / Kılıççı Köyü – Ölüm: 1921, Şarkışla (tahmini)
(Bazı kaynaklarda: 1875–1916 olarak da geçmektedir.)

Agahi, 1860 yılında Şarkışla’nın Kılıççı köyünde doğmuştur. Asıl adı Veliyüddin’dir; ancak genellikle Veli olarak bilinir. Bazı kaynaklarda doğum tarihi 1875, ölüm tarihi ise 1916 olarak verilmektedir. Aslen Arapkir’den Şarkışla’ya göçen bir ailenin çocuğudur.

Aşıklık geleneğini ve şiiri, asıl adı Mahmut Derviş olan Zileli Vacit’ten öğrenmiştir. Bazı kaynaklara göre okur-yazar olmayan ve Alevî dergâhlarında kendini yetiştiren Agahi’nin şiirleri Anadolu’nun çeşitli yerlerinde dilden dile dolaşmaktadır. Şiirlerinde uzun süre Veli mahlasını kullandığından, aynı adlı öteki şairler/aşıklarla zaman zaman karıştırılmıştır. Agahi mahlasını ne zaman ve kimden aldığına dair kesin bir bilgi yoktur.

Şarkışlalı Agahi, genellikle dini içerikli taşlama konularına ağırlık vermesine karşın; duygu ve sevgi şiirlerinden de birçok güzel örnek bırakmıştır. Dönemin Beyrut Valisi aracılığıyla, Sivas Valisi Reşit Akif Paşa tarafından bir dönem Şarkışla Tahsildarlığı görevine getirilmiştir. İstanbul’dan Rodos’a, Adana’dan Halep’e dek birçok yeri dolaşmıştır.

1911 yılında Pınarbaşı tahsildarlığına geçen Agahi, bir süre sonra bu görevden ayrılarak köyüne dönmüş ve sonraki beş yılını köyünde geçirmiştir. Yakalandığı kolera hastalığı sonucu vefat etmiştir. Bazı araştırmacılar, mezarının Şarkışla’da bulunduğunu belirtmektedir.

Ayrıca, yine Şarkışla ve Rumeli yörelerinde yaşamış Agahi adlı başka âşıkların da bulunduğu varsayılmaktadır; ancak bu konuda kesin bilgiler mevcut değildir. Buna rağmen, Şarkışlalı Agahi, 20. yüzyıla uzanan halk şiiri geleneği içinde dini taşlamaları, toplumsal eleştirileri ve aşk nefesleriyle önemli bir yer edinmiştir.

Kaynak: Bekir Karadeniz, 1900'den 2000'e Halk Şiiri.

Eserlerinden Bazıları (Şiirler)

Dağıtır

Gam kasavet keder başa derildi Ancak bu yarayı yazan dağıtır Bu dert bize ta ezelden verildi Sinemdeki olan yürek dağıtır Gönül tutulmazdı her tuzak ile Ahir tutup bent ettiler bağ ile Dağ vurdular dağladılar dağ ile Dediler ki bizim yozun dağıtır Görmez misin şu Ferhat’ın işini Kerem sevda ile çekti dişini Ben de mesken edim bir dağbaşını Desinler ki bu dağ Mecnun dağıdır Dertli Kerem ile Behlül-i Dana Onlar aşk elinden oldu divane Agahi şuara olmuştur amma Saçma sapan söyler sözü dağıtır

Diyerek

Sofu sen kendini arif sanırsın Benden özge arif yok yok diyerek Sureti zahirde kafa sallarsın Oturur kalkarsın hak hak diyerek Güş eyle pendimi ey sofu zade Sen bu gönül ile kalırsın dağda Senin gibi gezer leylek havada Geçirir ömrünü lak lak diyerek Onda körsün eğer bunda kör isen Rah-ı erenlerden bihaber isen Yarın hakkın divanına varırsan Kovarlar dışarı çık çık diyerek Agahi’nin bu sözünde durmazsan Ebedi kör kalın meydan görmezsen Hacı Bektaş tarikine girmezsen Sonra canın çıkar hık mık diyerek

Geldi

Dost eline giden sail dur eğlen Muhabbetnamenin sırası geldi Mevlayı seversen hemen bir eğlen Şimdilik gönlüme burası geldi Gelmedi sevdiğim bilmem ne güne Tahammül kalmadı düne bugüne Hayal meyal yar gözlerim ögüne Sevdiğim kaşların karası geldi Nice yetimler var halli balınca Boynu eğri benzi sarı kalınca Çıkmaz bu dert benden ta ki ölünce Derler ki yürekte yarası kaldı Mektubum ol yare var böyle söyle Bunca hasiretlik kalır mı böyle Vacida eğlenme gel kerem eyle Vallahi Veli’nin göresi geldi

Söyle

Hasbi arzuhalim ol nazlı yare Candan cananıma var selam söyle Bu derdi zahmime eylesin çare Gül yüzlü yarime var selam söyle Gelsin şu halime bir rahim etsin Tarikat ilmini bir tarif etsin Her ne dek cürümüm varsa affetsin Adalet şahına var selam söyle Agahi ayrılık bize kisb ü kar Eriştir menzile hasbeten nikar Sevdiğim yadlara etme itibar Düşürme şanına var selam söyle.

Seher Vakti

Seher vakti çaldım yarin kapısını Baktım yarin kapıları sürmeli Hoş bulmadım otağının yapısını Çıkageldi bir gözleri sürmeli Açtırdım kapıyı girdim içeri Aklımı başımdan aldı o peri Dedim sende buldum halis gevheri Dedi yok yok bir mihenge sürmeli Dedim hiç yapı yok senin yapında Oynanılmaz urganınla ipinde Dedim dahi çok mu duram kapında Dedi yok yok seni burdan sürmeli Dedim ki ne kadar yüzümden bezdin Etim kebap ettin derimi yüzdün Aşık katletmeye silah mı dizdin Martini mavzeri bir dem sürmeli Şu kevn ü mekanı tutmuş ışığın Nöbetin bekleyin alır keşiğin Beklemeli bir sultanın eşiğin Günde yüz bin kere yüzler sürmeli Agahi karışır kanlı yaş ile Dost bulunmaz hayal ile düş ile Yetilmez menzile bu gidiş ile Hemen aşk atına binip sürmeli

Var

Hilebaz demişler bizlere amma Ne hilem var ne hileciğim var Kimisine baldan lezizim amma Kimine zehirden acılığım var Yüzümü çevirdim adü taşından Kaynıyor kazanım aşk ateşinden Değirmen döndürdüm gözüm yaşından Usta olamazsam suculuğum var Gahi usta eyler gahi suç eyler Gahi yara eyler gah ilaç eyler Hasılı dost beni eğlence eyler Yar ile böyle bir cilveciğim var Bak şu sofulara ne söylemişler Agahi Kızılbaş şair demişler Hacca gitmez deyi tan eylemişler Benim ise kunde hacılığım var

Hakkın Emri

Hakkın emri ile cihana geldim Muhammet’e kal u beli diyerek Ya Ali kapında kurbana geldim Kabul et kapının kulu diyerek Yine sen bilirisin benim halimden İnayet merhamet Sultan Balımdan Zikrin fikrin gitmez oldu dilimden Vird ederim Ali Ali diyerek Nasıl sevmeyeyim şahım Hasan’ı Hakkın habibinin kudret-ül aynı Severiz gönülden şahım Hüsey’n’i Bunlar has bahçenin gülü diyerek Aşkına düşeli Mecnun daneyim Yitirdim ben beni viran haneyim Ne aklım başımda ne divaneyim Şimdi deli oldum deli diyerek Niyazımı kabul eyle ilahi Ki sensin alemin peşti penahı Dilerim ki canın çıksın Agahi Hünkar Hacı Bektaş Veli diyerek

Henüz yorum yapılmamış, ilk siz yorumlamak istermisiniz?
Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Üye Girişi Yapınız.

Anadolu Şairleri

Abdürrahim Karakoç

7 Nisan 1932 , Perşembe


Necip Fazıl Kısakürek

26 Mayıs 1904 , Perşembe


Salih Hayri

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Emin Bülent Serdaroğlu

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Fati̇h Kısaparmak

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Garip Aşık

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşıkpaşazade

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Yakup Kadri Karaosmanoğlu

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Kerem

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Seyyid Nesimi

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Kati̇bi̇

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Öksüz DEDE

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Ozan Yusuf Polatoğlu

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Hoca Neş'et

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Zübeyde Fıtnat Hanım

30 Kasım -0001 , Pazartesi


ŞİİR BİR TUTKUDUR

Hayrâbâd-Salih HAYRİ

11 Ocak 2026 , Pazar - 20:54:56


Gazel.Salih Hayri

11 Ocak 2026 , Pazar - 20:41:16


TÜRKÜM ben...

11 Ocak 2026 , Pazar - 15:11:26


Kin (Girit Müslümanlarına)

11 Ocak 2026 , Pazar - 15:06:35


Selam Söyle Şiiri - Fatih Kısaparmak

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:20


Nazlı Bebe Şiiri - Fatih Kısaparmak

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:19


Mavi Gül Şiiri - Fatih Kısaparmak

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:18


Eski Toprak Şiiri - Fatih Kısaparmak

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:17


Bugün Şiiri - Fatih Kısaparmak

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:15


Yak Beni Şiiri - Fatih Kısaparmak

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:14


Üzüm Karası Şiiri - Fatih Kısaparmak

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:13


Güneşi Biz Uyandırdık

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:12


Yakılmış Mektup Şiiri - Fatih Kısaparmak

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:11


O Gün... Şiiri - Fatih Kısaparmak

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:09


Haram Saltanatı Şiiri - Fatih Kısaparmak

10 Ocak 2026 , Cumartesi - 21:24:08