1944, Mursal (Divriği, Sivas) – 13 Aralık 2017, Ankara · Türk halk ozanı · Gurbet ve Anadolu gerçeğinin sesi
“Ne yârimden vazgeçtim, ne sazımdan vazgeçtim, ne de vatanımdan vazgeçtim.
Nasıl Mursal'dan geldiysem, o mazlum, sefil, tertemiz köylü çocuğu isem şimdi de aynıyım.”
Hayatı ve İlk Yıllar
Ali Kızıltuğ, 1944 yılında Sivas’ın Divriği ilçesine bağlı Mursal köyünde dünyaya geldi.
Küçük yaşta annesini kaybetti; babaannesi Elif Ağa’nın yanında büyüdü. Zorlu çocukluk ve gençlik yılları,
ileride türkülerinde sık sık işleyeceği gurbet, yokluk ve yoksulluk temalarının da temelini oluşturdu.
1958 yılında bağlama çalmaya başladı. Bağlamaya ilişkin temel bilgileri köydeki
Abbas Usta’dan öğrendi. İlk yıllarda başka âşıkların eserlerini ve yöresel türküleri
seslendirirken, zamanla kendi söz ve ezgisinin peşine düştü.
Müzik Hayatının Başlangıcı
Kızıltuğ, askerlik sonrası 1967’de Ankara’da Devlet Demiryolları’nda daktilo memuru olarak çalışmaya başladı.
1969 yılında, bugün de en tanınmış eserlerinden biri olan “Asrı Gurbet Harap Etmiş Köyümü” adlı
ilk 45’liğini yayımladı. Aynı yıl “Ben Ağayım Ben Paşayım Diyenler / Kapıları Kitlemişler Gel Hele”,
“Barabar”, “Dam Üstüne Çul Serer” gibi plakları da ardı ardına çıktı.
1971 yılında İstanbul Tepebaşı’nda düzenlenen ve pek çok halk ozanının katıldığı büyük bir
atışma yarışmasında birinci oldu. Bu başarı, hem kendi ifadesiyle âşıklık kapısını sonuna kadar
açtı, hem de onu daha çok yazmaya ve söylemeye teşvik etti.
Geçim sıkıntıları nedeniyle memleketinden ayrılmak zorunda kalan sanatçı,
1970’li yılların başında Ankara’ya yerleşti ve ömrünün büyük kısmını burada geçirdi.
Uzun yıllar Mamak Belediyesi Yazı İşleri ve Kararlar Müdürlüğü’nde çalıştı; 2000 yılında memuriyetten emekli oldu.
Eserleri, Albümleri ve Kitapları
Ali Kızıltuğ’un 1969’dan itibaren yalnızca kendi eserlerini seslendirdiği bilinir.
Eserlerini çoğunlukla önce şiir olarak kaleme alır, ardından bestelerdi; fakat sahnede doğaçlama (irticalen)
çalıp söylemeye de büyük önem verirdi.
Bugüne kadar 103 plak ve 87 kaset / albüm yayımladığı,
yaklaşık 2160 eser ürettiği kabul edilir.
Bu eserlerden yüzlercesi başka sanatçılar tarafından da seslendirildi; pek çok türkü, halk arasında anonimleşerek
yöre repertuvarına karıştı.
Kızıltuğ’un yayımlanmış iki şiir kitabı vardır:
Baykuşlara Kalan Köy
Sorma Efendim
Diğer şiir ve türkülerini de çok ciltli kitaplar hâlinde yayımlamayı düşündüğünü, çeşitli söyleşilerinde dile getirmiştir.
Sanat Anlayışı ve Üslubu
Ali Kızıltuğ, uzun sap bağlama çalar ve sazını çoğunlukla
Hüseynî düzenine akort ederdi. En çok etkilendiği isimlerin başında
Aşık Veysel ve Aşık Mahzuni Şerif gelir.
Kendi ifadesiyle, “sazına dert ortağı” gibi sarılmış; göç, gurbet, yalnızlık ve toplumsal yaralar
onun dilinde türküye dönüşmüştür.
Türkülerinde sık sık gurbet ve iç sızısı göze çarpar.
Memleketinden, köyünden, baba ocağından uzak düşenlerin duygularını yalın ama derin dizelerle anlatır.
Şehirleşme, köylerin boşalması, köy kültürünün çözülüşü gibi temaları; mizah, eleştiri ve hüzünle harmanlar.
Kızıltuğ, yalnızca bir “türkü söyleyen” değil; sözü, müziği ve tavrıyla başlı başına bir
Orta Anadolu ozanlık ekolünün güçlü temsilcisidir. Bağlamadaki hâkimiyeti, güçlü hafızası,
sahnede atışma ve doğaçlama kabiliyetiyle çağdaşları arasında özel bir yere sahiptir.
Öne Çıkan Bazı Türküleri
Ali Kızıltuğ’un repertuarından sıkça anılan türkülerden bazıları şunlardır:
Asrı Gurbet Harap Etmiş Köyümü (Gel Hele)
Benim O Köyümde Alacağım Var
Gel Hele
Dam Üstüne Çul Serer
A Lelim Nenni (Kınalım Nenni)
Hangi Dağın Ardındasın Sevgilim
Aşağıdan Bir Yel Esti Dallarıma
Yamadağları
Gurbet Yolcusu
Öf Öf
Acele Etme Gönül
Asrı Gurbet Harap Etmiş Köyümü
Asrı Gurbet Harap Etmiş Köyümü
Asrı gurbet harap etmiş köyümü
Bülbül gitmiş baykuş konmuş gelele
Ben ağayım ben paşayım diyenler
Kapıları kitlemişler gel hele
Saz elimde şu elleri gezerdim
Dertli idim bazı destan yazardım
Sen Ali’ysen niye saçın ağarttın
Kızıltuğ’a benzemiyor gel hele
Aile Hayatı ve Kişiliği
Ali Kızıltuğ, genç yaşta evlendi; ikisi erkek ikisi kız olmak üzere dört çocuk babasıdır.
Memuriyet ve sanat hayatını birlikte yürütmüş, bir yandan geçim derdiyle mücadele ederken
bir yandan da yüzlerce türküye imza atmıştır.
Kendini, “Ne yârimden vazgeçtim, ne sazımdan vazgeçtim, ne de vatanımdan vazgeçtim” sözleriyle özetler.
Köy kökenli olmayı hiçbir zaman gizlememiş; imkânları artsa da “Mursal’dan gelen o tertemiz köylü çocuğu”
olmaktan gurur duymuştur.
Vefatı ve Mirası
Halk ozanı Ali Kızıltuğ, 13 Aralık 2017 tarihinde Ankara’da uzun süredir tedavi gördüğü hastanede,
kanser nedeniyle vefat etti. Vasiyeti üzerine doğduğu köy olan Mursal’da toprağa verildi.
Ardında yüzlerce plak–kaset, binlerce şiir ve türkü, yetiştirdiği pek çok öğrenci ve
Orta Anadolu halk müziğine damgasını vuran bir üslup bıraktı.
Bugün onun türkülerini söyleyen genç ozanlar, hem gurbetin hem de direnmenin sesini
Ali Kızıltuğ’un sazında ve sözünde bulmaya devam etmektedir.
Biyografi, Ali Kızıltuğ’un söyleşileri, ailesi ve öğrencilerinin aktarımları ile
çeşitli araştırma ve derleme yazılarından yararlanılarak hazırlanmıştır.