Hekimhanlı Esiri

00-00-0000 - 00-00-0000

  • 44
    Şiir
  • 0
    Takipçi
  • 0
    Yorum

Esirî (Âşık Mehmet)

1843, Güvenç köyü (Hekimhan, Malatya) – 1913, Çulhalı köyü (Hekimhan, Malatya)

Türk halk ozanı, badeli âşık, Bektaşî–tasavvuf geleneğinin önemli temsilcilerinden.

Ailesi ve çocukluk yılları

Esirî’nin asıl adı Mehmet’tir. Babası Kasım Ağa, Hekimhan’ın Hasançelebi bucağına bağlı Basak köyü halkından olup, XVIII. yüzyılda yörenin en ünlü âşıklarından biri olarak bilinen Baboğ Dede’nin dördüncü oğludur. Baboğ Dede’nin vefatından sonra Kasım Ağa, kardeşlerinden ayrılarak Basak köyü yakınlarındaki Güvenç köyüne yerleşmiştir.

Mehmet (Esirî), 1259/1843 yılında ailenin üçüncü çocuğu olarak Güvenç köyünde dünyaya gelir. Köyde okuma yazma öğrenir, günlerini çobanlık yaparak geçirir. Dedesi Aşık Baboğ gibi iyi saz çalan Mehmet, usta malı şiirlerin yanı sıra kendi deyişlerini de söylemeye başlar ve yakın çevresinde Âşık Mehmet adıyla tanınır.

Badeli âşıklığı ve tasavvufî yönü

Esirî, şiirlerinde sık sık bade içme ve pir elinden dolu alma motiflerini dile getirerek badeli âşıklar zümresine mensup olduğunu vurgular:

“Pir elinden dolu içip mest oldum
Aldım sattım her kıymetten üst oldum
Mürşit meydanında kemerbest oldum
Yüzümde yedi hat ağlara düştü”

Başka bir deyişinde de aynı temayı sürdürür:

“Gönül kuşu ulağına gelince
Âşıklar mest olur bade dolunca
Kaşların yayına nazar kılınca
Dedim Hak’tan ola yardım erenler”

Aşıklığa bakışını ve bade motifini bir başka şiirinde şöyle özetler:

“Erenler yaktı çıramız
Çok şükür rüşan olduk
Aşıklıkta bu töremiz
İçtik bade sultan olduk”

Yine bir söyleyişinde:

“Âşık olmayınca bade içilmez
Okuyup yazmasan mana seçilmez
Har biten yerlerde gülşen açılmaz
Bülbüle bu nale efgan elverir”

Hacı Bektaş dergâhı ve “Esirî” mahlasını alması

Yirmi yaşına geldiğinde artık “kabuğuna sığmaz”“Benim özümde muhabbet coş eyledi. Ben Hacı Bektaş’ta Feyzullah Çelebi’yi ziyarete gideceğim.” diyerek köyünden ayrılır ve Hacı Bektaş’a gider. Feyzullah Çelebi’den manevî himmet alarak aşıklığını beyan eder.

Aşığın sazını ve sözünü dinleyen Feyzullah Çelebi, ona: “Söyle Esirî’m, sakla sırrımı.” deyince, Mehmet bundan sonra şiirlerinde “Esirî” mahlasını kullanmaya başlar. Esirî’nin Hacı Bektaş dergâhıyla bağı ömrü boyunca sürmüş, hayatı boyunca 17 defa Hacı Bektaş’a gittiği, dergâhtan ilgisini hiç kesmediği mektuatlardan anlaşılmaktadır.

Hacı Bektaş dergâhı, o dönemde bir tür eğitim kurumu niteliğindedir; “ham gelen, hizmeti ölçüsünde pişmiş döner”. Esirî de burada sadece dinî–tasavvufî ve manevî kültürünü değil, ilmî birikimini de artırarak aruz vezniyle divan ve gazel türünde olgun şiirler yazabilecek düzeye ulaşmıştır.

Türkçe sevgisi ve şiir anlayışı

Esirî, kendisini iyi yetişmiş bir âşık olarak görür ve hem ilmini hem de Türkçeye olan sevgisini şu dizelerle dile getirir:

“Batıl dava kılmam birdir pazarım
Anın için böyle sermest gezerim
Üç huruftan dört kitabı yazarım
Okudum defteri divana geldim”

Aynı şiirde, Türkçe’ye bağlılığını ve ana dilde söyleyişin önemini vurgular:

“Gel Esirî; oku dercet bu dersi
İsm-i azam budur âyet-i kürsi
Ne Süryani ne Arabî ne Farsî
Aşka düşüp Türk lisana geldim”

Bu deyişler, öz be öz Anadolu Türkü olan Esirî’nin, tasavvufî muhtevayı bile Türkçe ifade etme ısrarını ve dil bilincini göstermesi bakımından önemlidir.

Fizikî portresi ve aile hayatı

Mektuplardaki tasvirlere göre Esirî, uzun boylu, kumral, ince uzun sakallı ve uzun bıyıklı bir zattır. Güvenç köyünde evlenmiş, ileri yaşına rağmen köyünü terk ederek çocuklarıyla birlikte Hekimhan’ın merkez köylerinden Çulhalı köyüne yerleşmiştir.

Esirî, 1329/1913 yılında, 70 yaşındayken Çulhalı köyünde vefat etmiş ve buraya defnedilmiştir.

Şiir defterleri ve günümüze ulaşan mirası

Esirî’nin şiirlerinin toplandığı iki büyük defter olduğu bilinmektedir. Bunlardan biri torunlarından Hamza’da kalmış, diğeri ise 1952 yılında Malatya ili Yazıhan ilçesi Karaca köyünden Abdurrahman Ünlüer tarafından alınarak Ankara’da Avukat Cemal Özbey’e verilmiştir.

Cemal Özbey’in uzun yıllar sakladığı bu defter, kendisinin 1993 yılında Malatya’ya gelişinde, “yaşlandım ve rahatsızım, bu şiirleri değerlendiremedim, bunların kıymetini ancak siz bilirsiniz” sözleriyle bir araştırıcıya bizzat teslim edilmiştir. Hâlen bu kişide bulunan defterde 250 şiir yer almaktadır. Hekimhan ve çevresinde yapılan araştırmalar sonucunda eldeki şiir sayısı 270’e ulaşmış, şiirlerinin aslında bundan daha fazla olduğu düşünülmüştür.

Esirî’nin şiirleri, hem tasavvufî hem de âşık tarzı halk şiiri özelliklerini bir arada taşıması, Bade motifi, Hacı Bektaş dergâhıyla olan sıkı ilişkisi ve Türkçe’ye vurgu yapan söyleyişleriyle Anadolu halk edebiyatı içinde önemli bir yere sahiptir.

Eserleri (seçme)

Şiirleri

  • Çeşitli koşma, deyiş ve nefesler (yaklaşık 270 şiir; önemli bölümü iki büyük defterde toplanmıştır).
  • Divan ve gazel tarzında, aruz vezniyle yazılmış tasavvufî şiirler.

Diğer çalışmalar

  • İki büyük şiir mecmuası (defter hâlinde, aile ve araştırmacıların elinde muhafaza edilmektedir).

Çevirilerden

Esirî’nin bilinen bir çeviri çalışması bulunmamaktadır.

Ödüller

Döneminin şartları gereği resmî nitelikte bir ödül kaydı olmasa da, Esirî yöresinde saygı ve hürmetle anılan bir halk ozanı olarak kültürel hafızada yaşamaya devam etmektedir.

Henüz yorum yapılmamış, ilk siz yorumlamak istermisiniz?
Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Üye Girişi Yapınız.

Anadolu Şairleri

Abdürrahim Karakoç

7 Nisan 1932 , Perşembe


Necip Fazıl Kısakürek

26 Mayıs 1904 , Perşembe


Ni̇yazi̇ Akıncıoğlu

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Sunullah Gaybî Hz.

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Ece Ayhan Çağlar

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Ali Şir Nevai

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Latifi

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Hızri

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Rüştü Onur

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Feymani

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Feyzi Halıcı

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Deryami

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Coşkuni

30 Kasım -0001 , Pazartesi


İhsan Ozanoğlu

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Devrani (hasan Tutal)

30 Kasım -0001 , Pazartesi


ŞİİR BİR TUTKUDUR

Anne Şiiri - Arif Nihat Asya

6 Kasım 2025 , Perşembe - 15:46:57


Bu Vatan Kimin?

23 Ocak 2023 , Pazartesi - 21:17:11


Durdurun Bu Hiroşima Canilerini

3 Nisan 2026 , Cuma - 23:30:49


İnsanlar Var Ki... Şiiri - Niyazi Akıncı ...

30 Mart 2026 , Pazartesi - 16:17:25


İçlenme Şiiri - Niyazi Akıncıoğlu

30 Mart 2026 , Pazartesi - 16:17:23


Ajans Şiiri - Niyazi Akıncıoğlu

30 Mart 2026 , Pazartesi - 16:17:22


Mutluca Şiir Şiiri - Niyazi Akıncıoğlu

30 Mart 2026 , Pazartesi - 16:17:21


Selam Şiiri - Niyazi Akıncıoğlu

30 Mart 2026 , Pazartesi - 16:17:19


Yağmur Duası Şiiri - Niyazi Akıncıoğlu

30 Mart 2026 , Pazartesi - 16:17:18


Bursa Şiiri - Niyazi Akıncıoğlu

30 Mart 2026 , Pazartesi - 16:17:17


Edirne Şiiri - Niyazi Akıncıoğlu

30 Mart 2026 , Pazartesi - 16:17:15


Ahmet Selçuk İ̇lkan-Baba

15 Şubat 2023 , Çarşamba - 20:13:57


Susmalı Silahlar Savaş Belası

27 Şubat 2026 , Cuma - 16:12:34


Aşk Özün Bilmeye Şiiri - Gaybi Sunullah

13 Şubat 2026 , Cuma - 22:52:56


Sun‘ullah Gaybî-Deyişleri

13 Şubat 2026 , Cuma - 23:03:17