Aşık Çelebi̇

00-00-0000 - 00-00-0000

  • 154
    Şiir
  • 0
    Takipçi
  • 0
    Yorum

Âşık Çelebi

1520, Prizren – Ocak 1572, Üsküp

Tezkire yazarı, kadı, mütercim, divan şairi

Asıl adı Pîr Mehmed olan Âşık Çelebi 926/1520 yılında Prizren’de doğdu. Dedesinin babası Mehmed Nattâ, XIV. yüzyıl sonunda Emîr Sultan’la birlikte Bursa’ya gelip yerleşen, seyyid bir ailedendir. Ailenin fertleri hem Ebû İshak zâviyesi şeyhliğinde, hem de nakîbüleşraflıkta görev alarak ilmî–dînî çevrelerde tanındı. Babası Seyyid Ali çeşitli şehirlerde kadılık yaptı ve Filibe kadısı iken 941/1534-35’te vefat etti; annesi ise II. Bayezid devri kazaskerlerinden Müeyyedzâde’nin kızıydı.

Rumeli’de doğup büyüyen Âşık Çelebi, çocukluğuna ve gençlik yıllarına dair ayrıntıları meşhur tezkiresi Meşâirü’ş-şuarâ’da anlatır. Tahsilini dönemin önde gelen âlimleri Sürûrî, Taşköprizâde, Arapzâde Abdülbâki Efendi, Ebüssuûd Efendi, Emîr Gîsû Efendi ve Muhyiddin Fenârî’nin yanında tamamladı. Dedesi Müeyyedzâde’nin ve babasının ilmî çevreleri sayesinde çok geniş bir tanıdık halkasına girdi; bu birikim, tezkiresindeki renkli portrelerin arka planını oluşturdu.

İlk resmî görevi Bursa mahkemesinde kâtiplikti; ardından 1541’de Emîr Sultan vakfına mütevelli tayin edildi. Beş yıl sonra Bursa vakıflarını teftiş eden Rûşenîzâde’nin olumsuz raporu üzerine bu görevden alındı ve 1546’da İstanbul’a döndü. Bursa yıllarında vebaya yakalanmakla birlikte iyileşmeyi başardı. İstanbul’da bir süre mahkeme kâtipliği yaptı; divan kâtipleri reisliğine aday gösterilse de çeşitli entrikalar sebebiyle bu makama gelemedi. Ebüssuûd Efendi’ye kâtiplik yaptı, hocası Muhyiddin’in vefatından sonra büyük güçlükle icâzet aldı ve Emîr Gîsû’nun desteğiyle mülâzım kaydedildi.

1550’de ilk kadılık görevine Silivri’de başladı ve aynı yıl evlendi. Ardından Priştine, Serfiçe, Narda, Alâiye (Alanya), Niğbolu, Çernovi gibi Rumeli ve Anadolu kazalarında kadılık yaptı. Narda kadılığında eski kadı Mûsâ ve voyvoda Ferruh Kethüdâ’nın entrikaları sebebiyle görevden alınması onu derinden sarstı; bu olaya 970/1562-63 tarihini “zulm” kelimesiyle düşürerek tezkiresinde uzun uzun anlattı. Kanûnî’nin “Halk içinde mu‘teber bir nesne yok devlet gibi” mısraıyla başlayan gazelini tahmis ederek padişaha sundu; nüfuzlu dostlarının da yardımıyla Niğbolu kadılığına tayin edildi.

1566’da bir olay üzerine tekrar azledildi; Sigetvar seferi dönüşünde II. Selim’e bir gazel ve arzuhal sunarak Karatova kadılığına getirildi, fakat 1569’da bu görevden de uzaklaştırıldı. Bu yıllar aynı zamanda en verimli yazı dönemidir. 1568’de Meşâirü’ş-şuarâ’yı tamamlayıp II. Selim’e sundu; eserin sonunda hayattan bıkkınlığını dile getirerek kendisi için sadece bir nakîbüleşraflık istedi. Yine bu dönemde Arapça Ẕeylü’ş-Şeḳāʾiḳ’ı kaleme alıp Sokullu Mehmed Paşa’ya takdim etti ve nihayet Üsküp kadılığına tayin edildi.

Üsküp’te görev yaparken zâtülcenp hastalığına yakalanan Âşık Çelebi 979/1572 yılı Şâban ayı sonlarında vefat etti ve burada defnedildi. Evliya Çelebi, mezar taşında Cinânî’nin “Âşık sefer eyledi cihândan” mısraının tarih olarak yazılı olduğunu kaydeder. Rindmeşrep, hoşsohbet, arkadaş canlısı, vefakâr ve keskin gözlem gücüne sahip bir şahsiyet olarak tanınan Âşık Çelebi, Türkçe’nin yanı sıra Arapça ve Farsça’ya hâkim bir mütercim ve nâsırdır. Mahlas olarak seçtiği “Âşık” adı, hem güzellere düşkünlüğünü hem de hayata bağlılığını yansıtır.

Nesirdeki kudreti, nazmına göre daha yüksektir. Klasik edebiyatımızın en önemli ve güvenilir kaynaklarından sayılan Meşâirü’ş-şuarâ, sadece şair biyografilerini değil, XVI. yüzyıl Osmanlı kültür ve günlük hayatını da canlı tasvirlerle aktaran benzersiz bir metindir. Arkadaş çevrelerini, meclisleri, eğlence yerlerini, kişilerin mizacını ve özel hayatına dair ayrıntıları süslü fakat akıcı bir dille anlatır; bu yönüyle hem edebiyat hem de sosyal tarih açısından birinci elden kaynaktır.

Eserleri (seçme)

Çeviriler / Tercümeler

  • Tercüme-i Ravzatü’ş-şühedâ – Hüseyin Vâiz-i Kâşifî’nin maktel türündeki eserinin Türkçe tercümesi (1546’dan önce).
  • Tercüme-i Şekāiku’n-nu‘mâniyye – Taşköprizâde’nin eş-Şeḳāʾiḳu’n-nuʿmâniyye adlı eserinin Türkçe çevirisi.
  • Tercümetü’t-Tibri’l-mesbûk fî nasîhati’l-mülûk – Gazzâlî’nin siyasetnâme niteliğindeki eserinin Arapça aslından Türkçe tercümesi.
  • Şerh-i Ehâdîs-i Erbaîn (Hadîs-i Erbaîn Tercümesi) – Kemalpaşazâde’nin derlediği kırk hadisin Arapça şerhinden Türkçe’ye tercüme.
  • Tercüme-i Ravzü’l-ahyâr – Muhyiddin Mehmed Hatibzâde’nin siyasetnâmesinin Türkçe çevirisi.
  • Mi‘râcü’l-eyâle ve minhâcü’l-adâle – İbn Teymiyye’nin es-Siyâsetü’ş-şer‘iyye adlı eserinin II. Selim için yapılan tercümesi.

Telif Eserler

  • Ẕeylü’ş-Şeḳāʾiḳ (Tetimmetü’ş-Şeḳāʾiḳı’n-nuʿmâniyye) – Arapça olarak kaleme alınmış, kırk iki âlimin biyografisini içeren zeyl, 1568’de tamamlandı.
  • Sigetvarnâme – Kanûnî Sultan Süleyman’ın Sigetvar seferini anlatan mesnevi tarzında bir gazavatnâme (nüshası günümüze ulaşmamıştır).
  • Şehrengîz-i Bursa – Bursa güzellerini konu alan şehrengiz (yazılış tarihi 948/1541; nüshası henüz bulunamamıştır).
  • Meşâirü’ş-şuarâ – Ebced harflerine göre düzenlenmiş şairler tezkiresi; Anadolu sahasında yazılmış dördüncü tezkire olup 976/1568’de tamamlanmıştır.
  • Mecmûa-i Sukûk – Sadece Atâî tarafından zikredilen, günümüze nüshası ulaşmamış bir diğer eseri.

Şiirler ve Diğer Çalışmalar

  • Divan (Divançe) – Serfiçe kadılığı sırasında tertip ettiği manzumeler; tek nüshası Millet Kütüphanesi Ali Emîrî Manzum 263’te kayıtlıdır.
  • Çeşitli gazel, kaside ve tahmisleri; özellikle Kanûnî’nin meşhur “Halk içinde mu‘teber bir nesne yok devlet gibi” redifli gazeline yazdığı tahmis, şöhret kazanmıştır.
  • Tezkire ve biyografi geleneğine getirdiği anlatı tarzı, sonraki tezkireciler üzerinde etkili olmuş; eserleri sosyal tarih araştırmalarında da temel kaynaklar arasında yer almıştır.

Kaynaklar (seçme)

  • Âşık Çelebi, Meşâirü’ş-şuarâ (Tezkire) – çeşitli yazma nüshalar.
  • Latîfî, Tezkire; Kınalızâde, Tezkire; Atâî, Zeyl-i Şekāik.
  • Evliya Çelebi, Seyahatnâme, V, 560.
  • M. Fuad Köprülü, “Âşık Çelebi”, İslâm Ansiklopedisi, I, 695-701.
  • Orhan Şaik Gökyay, “Âşık Çelebi Tezkiresi”, Türk Dili, sy. 30 (1976), 39-48.
Henüz yorum yapılmamış, ilk siz yorumlamak istermisiniz?
Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Üye Girişi Yapınız.

Anadolu Şairleri

Abdürrahim Karakoç

7 Nisan 1932 , Perşembe


Necip Fazıl Kısakürek

26 Mayıs 1904 , Perşembe


Ece Ayhan Çağlar

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Ali Şir Nevai

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Latifi

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Hızri

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Rüştü Onur

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Feymani

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Feyzi Halıcı

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Deryami

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Coşkuni

30 Kasım -0001 , Pazartesi


İhsan Ozanoğlu

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Devrani (hasan Tutal)

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Salih Hayri

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Emin Bülent Serdaroğlu

30 Kasım -0001 , Pazartesi


ŞİİR BİR TUTKUDUR

Anne Şiiri - Arif Nihat Asya

6 Kasım 2025 , Perşembe - 15:46:57


Ahmet Selçuk İ̇lkan-Baba

15 Şubat 2023 , Çarşamba - 20:13:57


Vişneçürüğü Şiirler Şiiri - Ece Ayhan

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:26


Kılıç Şiiri - Ece Ayhan

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:25


Bir Ölü Macar Cambazı Şiiri - Ece Ayhan

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:24


Sadrazam Alayı Şiiri - Ece Ayhan

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:22


Denizin Altındaki Bandolar Şiiri - Ece A ...

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:21


Anahtarlar Şiiri - Ece Ayhan

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:20


Sonraları Sanskritçe Şiiri - Ece Ayhan

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:19


Açık Atlas Şiiri - Ece Ayhan

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:18


Çapalı Karşı Şiiri - Ece Ayhan

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:17


Şiirin Deniz Kıyısındaki Sesi

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:16


Benares'in Ölünmüş Kadınları

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:14


Ey Kanatsızlık Şiiri - Ece Ayhan

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:13


Kınar Hanımın Denizleri Şiiri - Ece Ayhan

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:11