Yaşadığı dönem: Sultan II. Mehmed ve Sultan II. Bayezid devri
Hayatı
Ahmet Paşa, 15. yüzyılda yaşamış, devlet yönetiminde yüksek görevler üstlenmiş ve aynı zamanda
devrinin en ünlü divan şairlerinden biri olmuştur. Fatih Sultan Mehmed’in hocalığını yapmış,
II. Murad devri kazaskerlerinden Veliyüddin bin İlyas Efendi’nin oğludur.
Doğum yeri kesin olmamakla beraber Latifî ve Gelibolulu Ali’ye göre Bursa’da; Sehî ve Beliğ’e göre
Edirne’dedir. Aşıkpaşazâde Tezkiresi’nde ise varisi olan amca oğlu Edirneli Nâzır Çelebi’nin bilgisine
dayanılarak Edirneli olduğu belirtilir. Fuad Köprülü, onun muhtemelen 1426 yılı civarında Edirne’de
doğmuş olabileceğini söyler.
Eğitimini II. Murad döneminde Edirne’de tamamlamış; Arapça, Farsça ve devrin ilimlerini öğrenmiştir.
İlk olarak Bursa Muradiye Medresesi’ne müderris tayin edilmiş, 1451’de Edirne Kadısı olmuştur.
Fatih’in tahta çıkışıyla birlikte kazasker, daha sonra vezir ve padişahın sohbet arkadaşı olmuştur.
Rivayetlere göre padişahın bir gözdesine gönül koyduğu için, bazı kaynaklara göre ise saray entrikaları
yüzünden hapse atılmış; ünlü “Kerem” kasidesini yazarak affedildiği söylenir. Fakat Ali Nihad Tarlan,
bu anlatının büyük ihtimalle bir menkıbe niteliğinde olduğunu belirtir.
Daha sonra Bursa’daki Orhaniye, Muradiye ve Emir Sultan vakıflarının mütevelliliğini yürütmüş; ardından
Sultanönü (Eskişehir), Tire ve Ankara sancak beyliklerinde bulunmuştur. II. Bayezid devrinde yeniden
itibar kazanarak Bursa sancak beyliğine tayin edilmiştir. 1497 yılında Bursa’da vefat etmiş ve Muradiye
Camii yanında kendi yaptırdığı medresenin yanına defnedilmiştir.
Edebi Kişiliği
Ahmet Paşa, yaşadığı dönemde “şairlerin sultanı” olarak tanınmış, zarif, nüktedan ve hazırcevap bir
kişiliğe sahipti. Hem gazelde hem kasidede usta kabul edilen şair, şarkı ve murabbalarda da başarılı
örnekler ortaya koymuştur.
Divan şiirinin klasik söz ve anlam sanatlarını en yüksek seviyede işleyen Ahmed Paşa’nın şiirlerinin
önemli kısmı beşerî aşk üzerinedir. Dinî ve tasavvufî içerikli eserlere fazla yönelmediği görülür.
Ahenk onun şiirlerinin en belirgin niteliğidir. Aruz veznini büyük bir ustalıkla kullanmış; dili işleme
gücü son derece gelişmiştir. Ahi, Lâmiî, Necâtî, Zâtî ve Bâkî gibi büyük isimler ona nazireler yazmış,
Ziya Paşa ise onu Türk şiirinin temel taşlarından biri olarak görmüştür.
Bazı eleştirmenler onun İran şairlerinden aldığı bazı beyitleri kendine mal etmekle suçlamışlarsa da
Türkçe divan şiirinin gelişimine yaptığı katkı inkâr edilemez. Şiiri yeni bir merhaleye taşıdığı kabul edilir.
Eserleri (seçme)
Divan
Divân — Gazel, kaside, murabba ve şarkılar içerir; şairin bilinen en önemli eseridir.
Kasideler
Kerem Kasidesi — Rivayete göre padişaha sunduğu ünlü kaside.