Neler Oluyor?
00-00-0000 - 00-00-0000
(ö. 874/1469-70 [?]) – Kādiriyye’nin Eşrefiyye kolunun pîri, mutasavvıf-şair
Asıl adı Abdullah, babasının adı Ahmed Eşreftir. İznik’te yerleşmiş, seyyid bir aileye mensup olup kaynaklarda İbnü’l-Eşref, Eşrefzâde, Eşref-i Rûmî, Abdullah İznikî, Abdullah-ı Rûmî gibi isimlerle de anılır. Kādiriyye tarikatının kendi adıyla anılan Eşrefiyye kolunun kurucusudur.
Ailesi, Mısır ve Suriye üzerinden Anadolu’ya gelip önce Manisa’ya, ardından İznik’e yerleşmiştir. Soyunun Mekke’ye ve Hz. Peygamber nesline dayandığı rivayet edilir. Doğum tarihi hakkında farklı görüşler bulunsa da, Emîr Sultan ve Hacı Bayrâm-ı Velî ile çağdaşlığı dikkate alınarak VIII./XIV. yüzyıl sonlarında doğduğu kabul edilir.
Çocukluk ve gençlik yıllarını büyük ölçüde İznik’te geçiren Eşrefoğlu, daha sonra Bursaya giderek ilim tahsiline yönelir. Medrese yılları, klasik kaynaklarda başka bir Eşrefzâde âlimle karıştığı için zamanla efsanevî anlatılarla zenginleşmiştir.
En eski menâkıbnâmelere göre Eşrefoğlu, gördüğü bir rüyanın etkisiyle medrese hayatından çekilir. Önce Emîr Sultan’a başvurur; o da onu tasavvuf yolunda ilerlemesi için Hacı Bayrâm-ı Velî’ye gönderir.
Eşrefoğlu, Ankara’daki Hacı Bayrâm dergâhında yaklaşık on bir yıl ağır hizmetler ve riyazetle yetişir; dergâha imam tayin edilir ve şeyhinin kızı Hayrünnisâ ile evlendirilir. Bayramiyye tarikatını temsil etmek üzere İznik’e halife olarak gönderilir.
Manevî seyrini ilerletme arzusu onu yeniden arayışa sevk eder ve Hacı Bayrâm-ı Velî’nin yönlendirmesiyle Suriye’nin Hama şehrine giderek Abdülkādir-i Geylânî’nin soyundan Şeyh Hüseyin el-Hamevîye intisap eder. Burada kırk günlük çileden sonra Kādirî hilâfetnâmesi alır ve İznik’e dönerek Kādiriyye’nin Eşrefiyye kolunu teşkil eder.
İznik’e dönüşünden sonra bir süre uzlet hayatı yaşayan Eşrefoğlu, daha sonra kendi dergâhında irşada başlar. Kısa zamanda geniş bir mürid halkasına ulaşır; Kādirîler arasında, Abdülkādir-i Geylânî’den sonra tarikatın ikinci büyük pîri kabul edilir.
Menâkıbnâmelere göre 874/1469-70 yıllarında İznik’te vefat etmiş ve daha sonra camiye çevrilen dergâhının hazîresine defnedilmiştir. Vefatına işaret eden manzum kitâbe, bu tarihi destekler. Yerine kızı Züleyha ile evli olan halifesi Abdürrahim Tirsî postnişin olmuştur.
Menkıbelere göre Fâtih Sultan Mehmed ve sadrazam Mahmud Paşa, Eşrefoğlu’na büyük hürmet gösteren devlet adamları arasındadır. Türbesi yüzyıllar boyunca bir ziyaretgâh olarak yaşamaya devam etmiştir.
Eşrefoğlu’nun düşünce ve üslûbu, bütünüyle tasavvufî dünya görüşü etrafında şekillenir. Şiirlerinde en belirgin etki Yûnus Emre’dir; ancak kendine özgü söyleyişler ve mazmunlar da geliştirmiştir.
Hem hece hem aruz veznini kullanır; ilâhî aşkı dile getiren lirik manzumelerin yanında didaktik şiirlere de sahiptir. Vahdet-i vücûd neşvesi taşıyan beyitler, Kur’an ve hadis meallerine, halk deyişlerine ve atasözlerine gönderme yapan ifadelerle iç içedir.
İlâhîlerinin önemli bir bölümü bestelenmiştir. Kādirî dergâhlarında yapılan kıyâmî zikirler hâlâ onun, “Cem olmuş dervişleri pîrim Abdülkādir’in” mısraıyla başlayan ilâhisiyle açılır. Şathiyye tarzındaki bazı şiirlerinde bile şer‘î çizgiye aykırı bir tutum görülmez; bu sebeple klasik kaynaklarda “e‘azım-ı evliyâullah” arasında anılmıştır.
Bazı mecmualarda Eşrefoğlu’na veya babası Eşref b. Ahmed’e nisbet edilen şu mesnevî ve risaleler yer alır:
Bu metinlerin bir kısmının müellifliği tartışmalıdır; araştırmalar, eserin Eşrefoğlu’na mı yoksa babasına mı ait olduğu üzerinde yoğunlaşmıştır.
Bayramiyye – Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi ve damadı.
Kādiriyye / Eşrefiyye – Hüseyin el-Hamevî’den aldığı icâzetle
Kādiriyye’nin Anadolu’daki Eşrefiyye kolunun pîri.
Emîr Sultan, Hacı Bayrâm-ı Velî, Abdülkādir-i Geylânî neslinden Hüseyin el-Hamevî; Osmanlı sultanı II. Mehmed ve veziriazam Mahmud Paşa menâkıbnâmelerde öne çıkan isimlerdir.