Neler Oluyor?
00-00-0000 - 00-00-0000
İngiliz edebiyatının ve dünya tiyatrosunun en büyük isimlerinden sayılan William Shakespeare, yarattığı karakterlerde insan doğasının değişmeyen özelliklerini benzersiz bir şiir diliyle yansıttığı için, yaşadığı yüzyıldan bu yana her çağda ve her ülkede en sık sahnelenen oyun yazarlarından biri olmuştur.
Shakespeare, 1564 yılında Warwickshire bölgesindeki Stratford-upon-Avon kasabasında doğdu. Babası ticaretle uğraşan bir işadamıydı. Büyük olasılıkla Stratford’daki ortaokulda öğrenim gördü. 18 yaşında, kendisinden yaklaşık sekiz yaş büyük olan Anne Hathaway ile evlendi; bu evlilikten önce bir kızı, daha sonra biri oğlan diğeri kız ikiz çocukları dünyaya geldi.
Bu yıllardan sonra bir süre Stratford’dan ayrılan Shakespeare’in 1592’ye kadar olan yaşamına ilişkin kesin bilgiler yoktur. 1592 tarihli bir kitapçıkta, bir oyun yazarının onu adını anarak eleştirmesi ve başkalarının oyunlarını “çalmakla” suçlaması, Shakespeare’in bu sırada Londra’da bir tiyatro topluluğunda yazar ve oyuncu olarak çalıştığını gösterir. Yılda ortalama iki oyun yazıyor, kendi oyunlarında küçük roller alıyordu.
1594’e gelindiğinde, Chamberlain’s Men topluluğunun önde gelen oyuncularından biriydi ve oyunları yayımlanmaya başlamıştı. Başarıları arttıkça kazancı da yükseldi; Kraliçe I. Elizabeth döneminin sonlarına doğru varlıklı bir yaşam sürdüğü, topluluğu için 1599’da Londra’da yaptırılan Globe Tiyatrosu’nun hisselerinin bir bölümünü satın aldığı bilinmektedir. Birkaç yıl daha Londra’da kaldıktan sonra Stratford’a dönerek yaşamının geri kalanını burada geçirdi ve büyük olasılıkla son oyunlarını da burada kaleme aldı.
Shakespeare, her biri birbirinden farklı konularda komediler ve trajediler kaleme almıştır. Bir Yaz Gecesi Rüyası gibi oyunlarında, kendi halinde kişilerin dükü eğlendirmek için sahneye çıkıp iki lafı bir araya getirememeleri, yazarın benzersiz güldürü yeteneğini ortaya koyar. Hamlet, Macbeth ve Kral Lear gibi trajedilerinde ise izleyicilerin tüylerini diken diken eden güçlü bir gerilim oluşturmuştur.
Shakespeare’in oyunlarındaki kişiler “kitap karakterleri” gibi değil, sanki gerçek hayatta karşılaşılacak kadar canlı ve inandırıcıdır. Sir John Falstaff gibi iri yarı, hoşsohbet, eğlenceyi ve şarabı seven tipler, Henry IV’ün birinci ve ikinci bölümlerinde Prens Hal’in arkadaşı olarak karşımıza çıkar; Kraliçe I. Elizabeth’in isteği üzerine Windsor’un Şen Kadınları’nda yeniden sahneye döner.
Shakespeare’in en ünlü karakterlerinden biri, her çağda farklı biçimlerde yorumlanan Danimarka prensi Hamlettir. Acı çekmeye devam etmekle, kendini öldürüp bu acıyı dindirmek arasında bocalayan Hamlet’in ikilemi, “Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele!” dizesiyle ölümsüz kılınmıştır. Trajedilerinde kahramanların asıl sorunu çoğunlukla kendi kusurları ve zayıflıklarıdır; acımasızlık, hırs, kıskançlık, bencillik gibi özellikler onları felakete sürükler. Buna rağmen Shakespeare, kişilerini öyle canlı ve insancıl çizer ki, izleyiciler onlara yakınlık duyar ve başlarına gelenlere üzülür.
Shakespeare’in bir bölümü soylu bir genci öven, bir bölümü de bir kadına duyduğu sevgiyi dile getiren Soneler’i ise son derece duyarlı ve zengin bir dille yazılmış lirik şiirlerdir. Eserlerinin büyük kısmı bugün de dünya sahnelerinde oynanmakta, sinemaya uyarlanmakta ve birçok dile olduğu gibi Türkçe’ye de çevrilerek geniş okur ve izleyici kitlelerine ulaşmaktadır.
William Shakespeare, 23 Nisan 1616’da Stratford-upon-Avon’da bir şölene katıldıktan kısa süre sonra hayatını kaybetti. Ardında, dünya edebiyatının en çok sahnelenen ve en çok okunan oyunlarından oluşan benzersiz bir miras bıraktı.
Aşağıdaki liste Shakespeare’in başlıca oyunlarını, yaklaşık yazılış tarihleri ve bilinen ilk basım yıllarıyla birlikte kronolojik olarak göstermektedir.