Divan şiirinin XIX. yüzyıldaki son büyük temsilcilerinden olan Keçecizâde Mehmed İzzet Molla, İstanbul Samatya’daki Canbaziye Mahallesi’nde doğdu. Aslen Konyalı bir ulemâ ailesine mensuptur. Dedesi Keçecizâde Mustafa Efendi, Konya’dan İstanbul’a gelerek ilmiye sınıfına girmiş; babası Keçecizâde Sâlih Efendi ise Rumeli kazaskerliğine kadar yükselmiş bir âlim ve devlet adamıdır.
Babasının sürgünlerle geçen hayatı aileyi zor durumda bırakınca İzzet Molla çocukluk ve ilk gençlik yıllarını yokluk ve sıkıntı içinde geçirdi. Babasının ölümü üzerine henüz on üç yaşlarındayken medrese tahsiline yöneldi; ilmiye sınıfına girme hedefiyle ders okudu, müderris rüûsu alarak mesleğe adım attı. Gençlik yıllarında eğlenceye ve içkiye düşkünlüğü sebebiyle görevinden uzaklaştırıldığı, bu dönemde ağır bir bunalım yaşadığı hatıralarında yer alır. Lügat yazarı Hançerî Bey vasıtasıyla tanıştığı Rikâb-ı Hümâyun kethüdası Hâlet Efendi, onun hem himayecisi hem de hayata yeniden tutunmasını sağlayan isim oldu.
Hâlet Efendi aracılığıyla II. Mahmud’un dikkatini çeken İzzet Molla, Bursa müfettişliğiyle başlayan bir dizi görevde bulundu; rikâb-ı hümâyun kethüdâlığına, ardından Galata kadılığına kadar yükseldi. Himayecisi Hâlet Efendi’nin gözden düşüp idam edilmesiyle onunla olan yakınlığını inkâr etmedi, aksine kendisini savunmaya devam etti. Bu tavrı, dönemin siyasal ortamında aleyhine işlendi ve 1823’te bütün ilmî unvanları alınarak Keşan’a sürgün edildi.
Sadrazam Mehmed Said Galip Paşa’ya sunduğu kaside sayesinde affedilerek İstanbul’a döndü; Mekke ve İstanbul kadılığı pâyesi aldı, Haremeyn müfettişliğine tayin edildi. 1828’de Rusya’ya savaş açılması meselesi Meclis-i Umûmî’de görüşülürken, daha önce savaştan yana iken şartların aleyhe döndüğünü belirterek savaşa karşı bir lâyiha kaleme alıp II. Mahmud’a sundu. Bu metin, devlet ricali tarafından ihanet sayıldı; idamı bile gündeme geldi ancak yüksek ulemadan Yahyâefendizâde Abdülvehhâb Efendi’nin araya girmesiyle cezası Sivas’a sürgüne çevrildi.
Sivas sürgününde dokuzuncu ayını tamamlarken, henüz kırk üç yaşındayken Ağustos 1829’da Sivas’ta vefat etti. Ölümünün zehirlenmeye bağlı olduğu yolunda rivayetler bulunsa da tarihçilerin çoğu bunu kesin bir bilgi olarak kabul etmez. Rusya ile savaş kısa süre sonra Osmanlı aleyhine sonuçlanınca, İzzet Molla’nın lâyihasında savunduğu görüşlerin isabeti ortaya çıktı ve affına dair ferman çıkarıldı; ancak Sivas’a ulaştığında şair çoktan hayata veda etmişti.
İlk defnedildiği Sivas Garipler Mezarlığı’ndaki kabri, 1919’da İstanbul’a nakledilerek Canbaziye’deki Mustafa Ağa Mescidi avlusunda babasının yanına taşındı. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın torunlarından İsmâil Mekkî Bey’in kızı Hibetullah Hanım’la evlenen İzzet Molla’nın, ileride Tanzimat devrinin önde gelen devlet adamlarından Keçecizâde Fuad Paşa’nın da aralarında bulunduğu dört oğlu oldu.
Keçecizâde İzzet Molla, klasik divan geleneğini XIX. yüzyılın siyasi çalkantıları ve reform arayışlarıyla buluşturan bir şairdir. Keşan sürgününü anlattığı Mihnetkeşân mesnevisi ile tasavvufî ve alegorik bir aşk hikâyesi kurguladığı Gülşen-i Aşk, hem hikâye gücü hem de lirizmi bakımından divan edebiyatının geç dönem başyapıtları arasında sayılır. Devlet yönetimine dair lâyihaları ise Osmanlı modernleşme tartışmalarının erken metinleri olarak önem taşır.
Eserleri (seçme)
Şiir Kitapları (manzum)
Dîvân-ı Bahâr-ı Efkâr – Gazel, kaside ve çeşitli şiirlerini toplayan divanı.
Gülşen-i Aşk – Tasavvufî, alegorik bir aşk mesnevisi.
Mihnetkeşân – Keşan sürgünü etrafında şekillenen, otobiyografik unsurlar taşıyan mesnevi.
Diğer Çalışmalar (nesir)
Devhatü’l-mehâmid fî tercemeti’l-vâlid – Babası Keçecizâde Sâlih Efendi’nin hayatını anlattığı hatırat niteliğinde eser.
Şerh-i Elgāz-ı Râgıb Paşa – Koca Râgıb Paşa’nın “ع” harfi üzerine söylediği 147 lugaz ve bilmecenin kısa şerhi.
Lâyihalar – Osmanlı eyalet gelir-gider düzeni, vergi sistemi, ticaret, eğitim ve ilmiye sınıfının ıslahı gibi konularda kaleme alınmış iki önemli devlet projesi metni.
Çevirilerden
İzzet Molla’nın adı daha çok özgün manzumeleri ve devlet yönetimine dair lâyihalarıyla öne çıkar; müstakil tercüme eserleri sınırlı olup, klasik metinlere yazdığı şerh ve açıklamalar içinde yer alan kısmi çevirilerle tanınır.
Ödüller ve Mirası
Modern anlamda edebî ödüllerle anılmasa da Keçecizâde İzzet Molla, hem divan edebiyatının son büyük şairlerinden biri olarak hem de Osmanlı’nın son reform tartışmalarına fikirleriyle katılan bir devlet adamı olarak edebiyat ve düşünce tarihinde seçkin bir yer edinmiştir. Özellikle Mihnetkeşân ve Gülşen-i Aşk, klasik şiirin son parlak örnekleri arasında kabul edilir.