Neler Oluyor?
00-00-0000 - 00-00-0000
Âşık Ömer (1621? – 1707?) 17. yüzyılın en önemli halk ozanlarından biridir. Doğum yeri hakkında kesin bilgi olmamakla birlikte Aydın, Kırım ve Konya’da bulunan Gözleve adlı yerleşimler sebebiyle tartışmalar uzun süre devam etmiştir. Şükrü Elçin’in araştırmaları onun büyük ihtimalle Kırım Gözleve’sinde doğduğunu göstermektedir.
Babası kürk ticareti yapan Abdullah Bey, annesi ise Şerife Hatun’dur. Medresede eğitim gören Ömer; Arapça, Farsça, mantık, sarf, nahiv, tefsir ve divan şiirinin temel kaynaklarını öğrenmiştir. Hafız, Sadi gibi şairleri burada tanımış, şiir bilgisini geliştirmiştir.
Hayatının büyük bölümünü gezerek geçirmiş; saz çalıp şiir söyleyen bir halk ozanı olarak ünlenmiştir. Divanı’ndaki “Hafız Aşık Ömer” ibaresi hem hafız olduğunu hem de saz çaldığını göstermektedir.
Âşık Ömer, hem halk şiiri hem de divan şiiri geleneğinde eserler vermiştir. Kul Mustafa, Karacaoğlan, Kuloğlu, Yazıcı gibi halk şairlerine nazireler yazdığı gibi; Ahmed Paşa, Fuzûlî ve Atâî gibi divan şairlerinin şiirlerine de nazire söylemiştir.
1782’de Ayvansaraylı Hafız Hüseyin tarafından derlenen Âşık Ömer Divanı içinde; koşma, destan, semai, varsağı gibi hece ölçülü şiirler bulunmakla birlikte en bilinen eseri, 105 şairin adının geçtiği 38 dörtlükten oluşan Şairnâmedir.
Dedi bir pir bana pişman olursun
Razın açma Hûda’dan gayrı ferde
Vücudun şehrine sultan olursun
Sabredersen Eyyüp misali derde
Sanma isteyenler murada ermez
Kimsenin ettiği yanına kalmaz
Zalimin zulmüne Hak kail olmaz
Ya mazlumun âhı kalır mı yerde
İste muradını bâki Huda’dan
Bekle tevekkülü geçme rızadan
Yakar Arş u Kürs’ü geçer semadan
Feryad-ı garibe olur mu perde
Felek camlar sundu semler alursun
Kurtulmaz ebedî gamda kalursun
Namerde yâr olma namerd olursun
Merd olursun yâr ol merd oğlu merde
Ömer köpeklerin olsun dil bağı
Tevekküle bend et can ile teni
Gam çekme murada erdirir seni
Biçare devletin var ise serde
Bu gün ben bir güzel gördüm
Yeşiller giymiş ağ üzre
Aklımı başımdan aldı
Durabilmem ayağ üzre
Beni mest eden camıdır
Gonca gülün eyyamıdır
Her biri bir haramidir
Kirpikleri kapağ üzre
Mah cemaline bakılır
Ben kulun yanup yakılır
Söyledikçe bal dökülür
Leblerinden dudağ üzre
Cemali hüsnü alişan
Ol Yüsufdan almış nişan
Siyah zülüfler perişan
Dökülmüş al yanağ üzre
Aşık Ömer geldi ise
Hak inayet kıldı ise
Ferhad dağı deldi ise
Ben koyam dağı dağ üzre
Şu karşıdan gelen dilber
Gelir amma neden sonra
Bir selama kail oldum
Verir amma neden sonra
Bahçede açılan güller
Dalında öten bülbüller
Bizi zemmeyleyen diller
Çürür amma neden sonra
Gördüm yarimin yüzünü
Öptüm dostumun gözünü
Aradım buldum izini
Buldum amma neden sonra
Kolumdan uçurdum bazı
Yeter ettin bana nazı
Aşık Ömer’in niyazı
Geçer amma neden sonra
Ela gözlerine kurban olduğum
Yüzüne bakmağa doyamadım ben
İbret için gelmiş derler cihana
Noktadır benlerin sayamadım ben
Aşkın ateşidir sinemi yakan
Lütfuna irer mi cevrini çeken
Kolların boynuma dolanmış iken
Seni öpmelere kıyamadım ben
Terk eyledim ağalarım beylerim
Bozbulanık seller gibi çağlarım
Anın içün ben ah idup ağlarım
Ayrılık oduna doyamadım ben
Kaldı deli gönül kaldı hep yasta
Mevla’m erdir beni murada kasda
Aşık Ömer eydur sevgili dosta
Allah’a ısmarladık diyemedim ben