Âşık Hüseyin Tenecioğlu, aslen Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesine bağlı
Erçene köyündendir. 19. yüzyılda doğduğu, uzun süre
Çukurova ve Gavurdağları (Amanoslar) yöresinde gezgin âşıklık yaptığı,
ömrünün büyük bölümünün Osmaniye–Gaziantep–Kahramanmaraş
üçgeninde geçtiği anlaşılmaktadır. Askerlikten sonra köyüne
dönmemiş, özellikle Cebelibereket ve Bahçe çevresinde köy köy dolaşarak
sazı ve sözüyle tanınmıştır.
Yaşadığı çevredeki olaylara, tanınmış kişilerin ölümlerine ve gönlünü
çelen güzellere türküler yakmış; bu nedenle türküleri hem
ağıt hem de aşk temalarını güçlü bir
lirizmle birleştirir. Çukurova’da, Kadirli ve çevresine yerleşmiş; uzun
yıllar buralarda âşıklığını sürdürmüştür. Son dönemlerinde yeniden
Erçene’ye dönerek aşireti içinde yaşamış ve ömrünü burada tamamlamıştır.
Sazı ve sözü kuvvetli bir halk ozanı olan Âşık Hüseyin’in pek çok
türküsü zamanla anonimleşmiş, özellikle “Acem Kızı”
adlı türküsü Türkiye’nin dört bir yanına yayılmış ve farklı âşıklara
mâl edilmiştir. Buna rağmen araştırmalar, türkünün asıl sahibinin
Âşık Hüseyin olduğunu ortaya koymaktadır. Onun hikâyeli türkülerinde
Çukurova’nın pavyonları, yayla göçleri, Türkmen obaları, göl ve
dağ manzaraları; yani Anadolu’nun hem acısı hem neşesi bir arada
işlenmiştir.
Bugün Âşık Hüseyin, Güney illeri âşık geleneğinin önemli temsilcilerinden
biri kabul edilir; türkülerindeki dil, üslup ve hikâyeler hem
âşık edebiyatı hem de türkü araştırmaları
için değerli bir kaynak niteliğindedir.
Âşık Hüseyin’in Şiir ve Türkülerinden Seçmeler
Acem Kızı (hikâyeli türkü)
Ya Beni de Götür, Ya Sen de Gitme
Hata Benim, Günah Benim, Suç Benim
Türkmen Kızı (Sarıçam’da Türkmen kızına yakılan türkü)
Benli Döne Hatun (Hoğdu yaylası hikâyesi içinde geçen deyişler)