19. yüzyıl Türk halk şiirinin güçlü temsilcilerinden olan Aşık Sülük Hüseyin’in doğum tarihi kesin
olarak bilinmemekle birlikte, 1838 kıtlığına söylediği bir destan onun 1815-1820 yılları arasında
doğmuş olabileceğini göstermektedir. Türkmen aşiretlerinin göçleri, iskan politikaları, savaşlar ve
Anadolu yaşamı şiirlerinde derin izler bırakmıştır.
Göçler ve Yaşam Alanları
Aşık Hüseyin, Toroslar–Orta Anadolu hattında yaşayan göçebe Türkmen ailelerinin bir mensubudur.
Önce Mucur’a bağlı Aydoğmuş–Karacalı arasındaki Sülüklü Bel’de yaşamış, daha sonra baskılar
sonucu Aflak (Altınyazı) köyüne göç etmiştir. Son olarak ise ailesiyle birlikte Mucur, Küçük Kavak –
Acısu bölgesine yerleşmiştir.
Savaş Yılları
Aşığın dizelerinde adı geçen Erzel Paşa'nın 1897 Osmanlı–Yunan Savaşı’nda şehit düştüğünü bildiren
tarihçi Yılmaz Öztuna’ya göre, Aşık Hüseyin 1897’de hayatta olup bu tarihten kısa bir süre sonra,
1900’lerin başında yaklaşık 85 yaşlarında vefat etmiştir.
Kişiliği ve Kültürel Konumu
Araştırmalara göre ozan, geniş arazilere sahip, cömert, varlıklı ve halk tarafından sevilen bir
Türkmen beyliği geleneğinden gelmektedir. “Bozbıyıkoğulları”, “Sülükoğulları” veya “Aşık Sülükler”
olarak bilinen bir aileye mensuptur.
Eğitimi
Aşık Hüseyin’in medrese eğitimi aldığı, okuryazar ve irfan sahibi bir kimse olduğu şiirlerinden
anlaşılmaktadır. Elif–hece bilgisine hâkimdir.
Ailesi
Nüfus kayıtlarında Bozbıyıkoğlu Hüseyin olarak geçen ozanın eşi Ümüş Hanım’dır. Çocukları:
Mehmet
Süleyman
Osman
Hatice (1859–1931)
Kızı Hatice, yörede “Kel kız Haçça” adıyla bilinir ve babasının başlattığı yolculara yoğurt–ayran
ikramı geleneğini ömrü boyunca sürdürmüştür.
Şiirlerinden Örnekler
Gönül arzeyliyor dostu sılayı
Engel bırakmıyor buna ne dersin
Eller beğenmezken balı hurmayı
Evdeki tükenen una ne dersin.
Mezarımı yol üstüne kazsınlar
Baş taşıma Aşık Sülük yazsınlar
Gelen geçen öldüğümü duysunlar
Gelin dostlar helallaşmak günümdür.