Üstad Ali Ulvi Kurucu Bey, Türkiye’de ve İslam coğrafyasında milyonların tanıdığı bir maneviyat önderidir.
Sakin çehresi, Muhammedî güzel ahlâkı, gönülleri ihya eden millî ve dinî şiirleri ile gönüllerde taht kurmuştur.
Sohbetleri, insanı ruh iklimine taşıyan derin bir irfan kaynağıdır.
Bir Anadolu çocuğu olan Ali Ulvi Bey, ilk feyzini memleketinden almış, yüksek tahsilini Kahire’de tamamladıktan sonra
hayatının elli altı yılını Medine-i Münevvere’de geçirmiştir.
İslam dünyasında yakın tarihin kritik dönüşümlerine bizzat tanıklık eden Kurucu Hoca,
hem büyük âlimlerle hem de fikir ve siyaset adamlarıyla yakın dostluklar kurmuş, güçlü gözlem kabiliyetiyle
yaşanan hadiseleri bir mütefekkir inceliğiyle değerlendirmiştir. Hatıraları, yalnızca manevi bir miras değil,
aynı zamanda yakın tarihimizin anlaşılması için bir “şifre çözücü” mahiyetindedir.
1922 yılında Konya’da doğan Ali Ulvi Kurucu, ilk ve orta öğrenimini burada tamamladı.
Hafızlığını ve Arapça eğitimini memleketinde aldıktan sonra, ailesi 1938 yılında Medine’ye hicret etti.
Kurucu Hoca, daha sonra Kahire’ye giderek Ezher Üniversitesi’nde yüksek tahsilini gerçekleştirdi.
1946’da Medine’ye döndükten sonra çeşitli vazifelerde bulundu;
Ravza-i Mutahhara’nın bitişiğindeki Mahmûdiye Kütüphanesi ve Şeyhülislam Ârif Hikmet Bey Kütüphanesi’nde uzun yıllar müdürlük yaptı.
Hayatı boyunca hem Anadolu’dan hem de İslam dünyasının çeşitli bölgelerinden gelen ilim, irfan ve devlet adamlarını misafir eden Ali Ulvi Bey;
Şeyh Sâmi, Mehmed Zâhid Kotku, Şeyh Abdülgafûr, Ebu’l Hasen en-Nedvî, Saatçi Osman, Ladikli Ahmed gibi birçok zatla
yakın dostluklar kurmuştur. Kendisini ziyaret edenlere engin hatıra ve birikiminden daima mütevazı bir gönülle ikramda bulunmuştur.
Gençlik yıllarında Kahire’de bulunduğu sırada Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi, Zahid Kevserî,
İhsan Efendi, Ali Yakup, Mustafa Runyun ve daha birçok Osmanlı âlimi ile yakın temas hâlinde olmuş;
onların ilmî ve fikrî meclislerinden istifade etmiştir.
Bu dönemde şiir kabiliyeti de belirginleşmiş, aruzla yazdığı ilahi ve şiirler geniş kitleler tarafından bilinmiştir.
Kur’ân hâfızı olan Kurucu Hoca; hadis, tarih, hat, musiki ve edebiyat gibi sahalarda derin bir kültüre sahipti.
Eserleri arasında Gümüş Tül ve Alevler adlı şiir kitapları ile
Gecelerin Gündüzü isimli hatıra ve makale kitabı öne çıkar.
Şiirleri birçok bestekâr tarafından bestelenmiştir.
3 Şubat 2002 tarihinde Medine’de vefat eden Ali Ulvi Kurucu Hoca,
gönül verdiği Resûl-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimizin yanı başında,
Cennetü’l Baki Kabristanı’na defnedilmiştir.
Ardında ilim, irfan ve manevi diriliş şuuru ile yoğrulmuş bir miras bırakmıştır.