844 (1441) yılında Herat’ta doğan Alî Şîr Nevâî, sadece Çağatay edebiyatının değil, bütün Türk dünyasının en seçkin simalarından biridir. Uygur kabilesinden Kiçkine Bahşı'nın oğlu olan şair, Hüseyin Baykara ile olan dostluğu sayesinde devlet yönetiminde önemli görevler üstlenmiştir.
Nevâî, Türkçenin edebi bir dil olarak Farsçadan üstün olduğunu savunmuş ve bu yolda devasa eserler bırakmıştır. Ancak yakın dostu Molla Câmî'nin isteği üzerine Farsça şiirler de kaleme almış ve bu şiirlerinde "Fânî" mahlasını kullanmıştır.
Önemli Eserleri ve Şiir Sanatı
Farsça Divanı'nda yer alan ve "Sitte-i Zarûriyye" olarak bilinen altı kasidesi, tasavvufi derinliğiyle meşhurdur. Özellikle "Tuhfetü’l-efkâr" kasidesi, döneminde büyük yankı uyandırmış bir şaheserdir.
Farsça Divanı'ndan Örnekler
Tevhîd (Rûhu’l-kuds):
"Zehî be-hâme-i kudret musavvir-i eşyâ / Hezâr nakş-ı aceb her zamân ez-û peydâ"
(Ey kudret kalemiyle eşyayı tasvir eden! Her an O'ndan şaşırtıcı binlerce nakış ortaya çıkar.)
Dünya Üzerine (Kûtu’l-kulûb):
"Cihân-râ ki merhale-i teng-i şâh-râh-ı fenâst / Der-û mecûy ikâmet ki râh-ı şâh u gedâst"
(Fena yolunun dar bir durağı olan dünyada yerleşip kalmayı arzulama; burası hem şahın hem yoksulun gelip geçtiği bir yoldur.)