Ünlü halk öyküsü "Kerem ile Aslı"nın kahramanı olan Aşık Kerem, saz ozanlarımızın geleneksel yapısına uygun, son derece duyarlı ve yalın bir dille aşk deyişleri söylemiş bir ustadır. Birçok halk ozanında olduğu gibi, Kerem'in yaşamı hakkında da kesin tarihi bilgilerden yoksunuz; ancak dilden dile aktarılan söylentiler ve şiirleri aracılığıyla onun dünyasına dair sonuçlara varabilmekteyiz.
Araştırmacıların genel kabulüne göre Aşık Kerem, 16. yüzyılda yaşamış ve Anadolu’dan Azerbaycan’a, Ermenistan’dan Suriye’ye kadar geniş bir coğrafyada iz bırakmıştır.
İsfahan’dan Halep’e Bir Aşk Yolculuğu
Söylenceye göre Aşık Kerem, aslında İsfahan Şahı'nın oğlu Ahmet Mirza'dır. Şah’ın hazinedarlığını yapan Ermeni bir keşişin kızı olan Aslı’ya gönlünü kaptırır. Ancak Keşiş, dinsel ayrılıklar nedeniyle bu beraberliğe şiddetle karşı çıkar ve ailesini de alarak gizlice kaçar.
Bu ayrılık acısı üzerine Ahmet Mirza, eline sazını alarak yollara düşer ve "Kerem" adıyla anılmaya başlar. Yanında sadık dostu Sofu ile birlikte Anadolu’yu karış karış gezer, her durakta Aslı’ya duyduğu hasreti dile getiren şiirler söyler.
Sihirli Elbise ve Aşk Ateşi
Yıllar süren kovalamacanın ardından aşıklar Halep’te buluşurlar. Halep Paşası'nın araya girmesiyle evlenmelerine izin verilir. Ancak Keşiş, Aslı’ya sihirli bir giysi giydirir; bu giysinin düğmeleri her açıldığında kendiliğinden tekrar iliklenmektedir. Kerem, sabaha kadar düğmelerle uğraşır ama vuslata eremez. Ciğerinden yükselen "Ah!" sesiyle aşk ateşinden yanıp kül olur. Saçları bu küllere değen Aslı da tutuşarak sevdiğinin ardından can verir.
Şiirlerin Gerçek Temsilcisi
Aşık Kerem, Anadolu halkının özlemlerini ve duyarlılığını içeren samimi şiirlerin gerçek temsilcisidir. Her ne kadar bu şiirlerin bir bölümü zamanla halkın ortak malı haline gelmiş ve eklemelere uğramış olsa da, bu acılı ve tutkulu söyleyişin temelindeki ruh Aşık Kerem’e aittir. Onun şiirleri, halkın vicdanında yaşayan en derin aşk sembollerinden biri olmuştur.