Asıl adı Dursun Ali Erdoğan’dır. Ahıska Türklerindendir. 1926 yılında Artvin’in Şavşat ilçesine bağlı Armutlu köyünde doğmuştur.
“Deryâdan mülhem” olan Deryâmi mahlasını ustası Âşık Huzûrî’den almıştır.
Kars, Erzurum, Ardahan ve Artvin yörelerinde âşıklık geleneğinin usta-çırak ilişkisiyle güçlü biçimde yaşatıldığı bir ortamda yetişmiştir.
Küçük yaşlardan itibaren yöresine gelen âşıkları dinlemiş; şiir, halk hikâyeleri ve bağlama ile tanışmıştır.
Doğaçlama söyleyişine şahit olan Âşık Huzûrî’nin,
“Derya gibisin evlat, mahlasın bundan sonra Deryâmi olsun” sözüyle bu adı aldığı rivayet edilir.
Âşıklık geleneğinin “bâde içme” hâlini yaşayan Deryâmi, yirmili yaşlarının başında gördüğü bir rüyadan sonra şiire yöneldiğini belirtmiştir.
Okuma yazmasının sınırlı olması ve yavaş yazması sebebiyle, irticalen söylediği şiirlerin önemli bir kısmı kayda geçirilememiştir.
1950 yılında Erzurum’da düzenlenen bir yarışmada birincilik kazanmasıyla adı geniş çevrelerde duyulmuştur.
1953 yılında yaptığı son evliliğiyle birlikte beş çocuk sahibi olmuş; geçimini sağlamak için çeşitli işlerde çalışmıştır.
Ardahan–Şavşat arasında dolmuşçuluk yapmış, daha sonra Adapazarı’na göç ederek taşımacılıkla uğraşmıştır.
Her konuda şiir yazmakla birlikte özellikle hicivleri ile tanınmıştır.
Hakkında iki önemli eser bulunmaktadır:
Halil Açıkgöz’ün “Âşık Deryâmî, Hayatı ve Eserleri” (1987) adlı çalışması ve
Kültür Bakanlığı HAGEM tarafından yayımlanan “Gülme Zârıma” (1990).
Şiirlerinde sade bir dil kullanmış; koçaklama, mani, taşlama, dudakdeğmez, muamma, atışma, koşma, güzelleme ve ağıt gibi
âşık edebiyatının bütün türlerinden yararlanmıştır.
Ahıska ağzı ve Azeri Türkçesi unsurları şiirlerinde dikkat çeker.
Şiirleri temelde aşk, taşlama ve kahramanlık başlıkları altında toplanabilir.
Maddî aşktan ilahî aşka uzanan bir duygu çizgisi vardır.
Dünyanın faniliği, maneviyatın önemi ve toplumsal aksaklıklar sıkça işlenen temalar arasındadır.
Erzurumlu Emrah ve Karacaoğlan’ın lirik geleneğinden,
Âşık Veysel, Sümmanî ve Reyhanî’nin üslubundan izler taşır.
Hece ölçüsünü kullanan Deryâmi’nin şiirlerinde özellikle 8’li ve 11’li kalıplar öne çıkar.
Atışma geleneğine yatkınlığı, ünlenmesinde önemli rol oynamıştır.
İnançlı bir kişiliğe sahip olmakla birlikte, bazı şiirlerinde sert ve isyankâr bir üslup görülür.
Yoksulluk, adaletsizlik, dinin istismarı ve toplumsal düzen eleştirileri hicivlerinde belirgindir.
Yaşayan Türkçeyi esas almış; deyim, atasözü ve mahallî söyleyişleri ustalıkla kullanmıştır.
Kaynakça
Açıkgöz, Halil (1987). Âşık Deryâmî, Hayatı ve Eserleri. Adapazarı: Adapazarı Belediyesi Yay.
Eroğlu, Erol – Demirci, Ercan (2012). “Âşık Deryâmî’nin Şiirlerinde Türk Halk Kültürü Unsurları”. International Journal of Human Sciences, s. 224-235.
HAGEM (1990). Gülme Zârıma. Ankara: Kültür Bakanlığı Yay.