HAYRETÎ (Mehmed Çelebi) 16. Yüzyıl Divan Şairi, Akıncı ve Rind Meşrep Bir Gönül Adamı I. Hayatı ve Kimliği Asıl Adı: Mehmed (Mehmed Şâh veya Mehmed Çelebi olarak da bilinir). Doğum Yeri: Vardar Yenicesi (Dönemin önemli bir kültür merkezi). Mesleği: Sipahilik (Askerlik). Şiirlerindeki "kılıç" redifi ve akıncı beylerine (Yahyalılar, Mihaloğulları) duyduğu yakınlık, asker kökenli olduğunu doğrulamaktadır. Vefatı: H. 941 (M. 1535) dolaylarında Vardar Yenicesi'nde vefat etmiş ve kendi yaptırdığı zâviyeye defnedilmiştir. II. Yaşam Durakları İstanbul Dönemi Gençlik yıllarında İstanbul'da bulunmuş, Kanuni Sultan Süleyman ve İbrahim Paşa gibi devlet büyüklerine kasideler sunmuştur. Ancak dönemin ünlü şairi Hayâlî Bey ile yaşadığı bir rekabet (veya Hayâlî'nin paşa nezdindeki engellemesi) sonucu hak ettiği himayeyi tam olarak görememiş, bunun üzerine Rumeli'ye dönmüştür. Rumeli Dönemi ve Göçmenlik Hayatının ikinci yarısını Rumeli'de (Belgrad, Üsküp, Yenice) akıncı beylerinin himayesinde geçirmiştir. Vardar Nehri'ne olan hasretini şiirlerinde sıkça işlemiştir. Ömrünün son döneminde görme yetisini kaybetmiş (âmâ olmuş), bu haliyle dahi meclislerde şiirlerini söylemeye devam etmiştir. III. Şahsiyeti ve İnanç Dünyası Hayretî, tipik bir "rind" şairdir. Engin gönüllü, kalıplara sığmayan, "ibnü'l-vakt" (anını yaşayan) bir karakter sergiler. Meşrebi: Kendi ifadesiyle "Câferî-mezhep" olup Alevî/Şiî temayülleri vardır. On iki imama derin saygı duyar, ancak dört halifeyi de hürmetle anar. Tarikat Bağlantısı: İlk olarak Gülşenî tarikatına intisap etmiş, daha sonra Bektaşîliğe yönelmiştir. Şiirlerinde Balım Sultan'a atıflar görülür. Felsefesi: Vahdet-i vücud inancı şiirlerinin özünü oluşturur. Hem mecazî aşkın hem de hakikî (ilahî) aşkın izlerini bir arada taşır. IV. Edebî Kişiliği ve Şairliği "Şiirinde selâset (akıcılık) ve edâsında cezâlet (seçkinlik) vardır." - Âşık Çelebi Dönemin tezkire yazarlarının (Sehî Bey, Latîfî, Âşık Çelebi) ortak kanaati, Hayretî’nin halkın zevkine uygun, sade, içten ve yapmacıksız bir söyleyişe sahip olduğudur. Tarzı: Sanat endişesiyle boğulmamış, samimi ve "âşıkâne" bir üslubu vardır. Özgünlüğü: Şiirlerinde hem dünya zevklerini (şarap, afyon tasvirleri) hem de mistik dervişliği büyük bir cesaretle harmanlamıştır. Etkisi: Vefatından sonra mezarı dervişler için ziyaretgah olmuş, halk onun divanından fal bakacak kadar ona değer vermiştir. Not: Bu biyografi, Âşık Çelebi, Âlî ve Latîfî gibi çağdaş kaynakların verileri doğrultusunda hazırlanmıştır. Şiirleri ve Slayt Gösterisi Tarayıcınız iframe'leri desteklemiyor.