Mekke’de İslâm’ın ilk günlerinde iman eden Esmâ binti Umeys (r.anhâ), Habeşistan ve Medine’ye hicret eden, sabrı ve hizmetiyle temâyüz etmiş bir sahâbîdir. Rasûlullah’ın (s.a.s.) “iki hicret” müjdesine nâil olmuş; Mûte Savaşı’nda eşi Hz. Ca‘fer (r.a) şehid olduğunda vakar ve teslimiyetini korumuştur.
Mekke’de doğup büyüdü. Babası Umeys b. Sa‘d, annesi Hind binti Avf’tır. Dokuz kız kardeşin tamamı müslümandı; Peygamber Efendimiz (s.a.s.) onlara “imanlı kızkardeşler” diye iltifatta bulunurdu. Kız kardeşlerinden Ümmü’l-Fazl (Hz. Abbâs), Selmâ (Hz. Hamza) ve Meymûne annemiz (Rasûlullah, s.a.s.) ile evlidir. Esmâ (r.anhâ), Hz. Ca‘fer b. Ebî Tâlib (r.a) ile evlendi.
Mekke’deki baskılar artınca, Rasûlullah’ın (s.a.s.) izniyle eşiyle birlikte Habeşistan’a hicret etti. Orada Muhammed, Abdullah ve Avn adında üç çocukları oldu. Öğrenmeye meraklıydı; Habeş’te cenazelerin tabutla taşınmasına dair usûlü görüp öğrendi.
Hicretin 7. yılında Habeş’ten Medine’ye geldiler. Esmâ (r.anhâ), Habeş’te edindiği tecrübeyle Hz. Fâtıma (r.anhâ) ve Zeyneb binti Cahş (r.anhâ) annelerimizin cenazelerinde tabut hazırlanmasına öncülük etti. Dericilikle meşgul olur; boş vakitlerinde deri tabaklayarak ailesinin geçimine el emeğiyle katkı sağlardı.
Hz. Hafsa (r.anhâ)’nın yanında iken Hz. Ömer (r.a) latife ile “Biz sizi hicrette geçtik” dedi. Esmâ (r.anhâ), Habeş’te yaşanan ayrılığı hatırlatınca, mesele Rasûlullah’a (s.a.s.) arz edildi. Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurdu:
Esmâ (r.anhâ), “Çocuklarıma nazar değiyor; şifa niyetiyle birine okutayım mı?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.s.) “Evet, okut. Eğer kaderin önüne geçen bir şey olsaydı, göz değmesi olurdu.” buyurdu.
Hicretin 8. yılında Mûte’de İslâm ordusu Bizans’la karşılaştı. Savaşta sırasıyla Zeyd b. Hârise, Hz. Ca‘fer (r.a) ve Abdullah b. Revâha (r.a) şehid oldu. Hz. Ca‘fer’in iki kolu kılıç darbeleriyle kesilmesine rağmen sancağı düşürmedi. Rasûlullah (s.a.s.), Allah’ın ona iki kola bedel cennette iki kanat verdiğini haber verdi; bu sebeple “Tayyâr / Zülcenâheyn” lakaplarıyla yâd edildi.
Efendimiz (s.a.s.), Esmâ (r.anhâ) ve çocuklarını ziyaret edip tesellî etti; yas adabına riayet etmeyi, kaba söz ve davranışlardan kaçınmayı tavsiye etti.
Rasûlullah (s.a.s.) “Onlar yemek yapacak halde değiller” buyurarak, üç gün boyunca Ca‘fer ailesine yemek gönderilmesini emretti. Rivayete göre, cenaze evine yemek gönderme uygulamasının ilk örneği budur.
Esmâ (r.anhâ), bir süre sonra Hz. Ebû Bekir (r.a) ile evlendi; sevgi ve hürmet temelli bir aile hayatı sürdürdüler. “Hısımlık bakımından insanların en şereflisi” iltifatına mazhar olmuştur. Hz. Ali (r.a)’ın vefatından kısa bir süre sonra Esmâ (r.anhâ) da âhirete irtihal etti.
Mustafa Eriş, Altınoluk Dergisi, 2003 – Nisan, Sayı: 206.