Ümmü Gülsüm (r.anhâ), Mekke’nin câhiliye ortamında büyüdü; annesi Hz. Hatice (r.anhâ) ve iki ablasının vefatlarını küçük yaşta görmesine rağmen sabır ve metanetini korudu. İlk Müslümanlar arasındadır.
Ebû Tâlib mahallesindeki ağır kuşatma ve açlık yıllarında evin yükünü omuzladı; annesi Hz. Hatice’nin hastalığında hizmete koyuldu. Ramazan’ın onuncu gününde (Hüzün yılı) annesinin vefatıyla imtihanı daha da arttı.
Medine’ye hicret ettikten sonra ablası Rukıyye (r.anhâ) ağırlaştı; Hz. Osman (r.a.) onun başucunda kaldı. Bedir zaferi haberleri gelirken Rukıyye vefat etti ve Cennetü’l-Bakî‘ye defnedildi.
Rasûlullah (s.a.v.), Cebrâil’in haberini müjdeleyerek Ümmü Gülsüm’ü Hz. Osman’a nikâhladı. Böylece Osman (r.a.) iki nur sahibinin eşi olma şerefine erişti. Ümmü Gülsüm, beyat-ı rıdvan, kaza umresi ve Mekke fethinde bulundu.
H.9’da Tebük seferi günlerinde hastalandı; ordu Medine’ye döndüğü sırada ruhunu teslim etti. Rasûlullah (s.a.v.) yıkama usûlünü tarif etti; cenaze namazını bizzat kıldırdı ve Cennetü’l-Bakî‘ye defnedildi.