Sabahatti̇n Ali̇

25-02-1907 - 02-04-1948

  • Ayran-S.Ali

Ayran

Köyden istasyona giden yol, eriyen karlarla diz boyu çamurdu. İki mızrak boyu yükselen güneş, tarlaları hala örten karların üzerinde pırıltılarla ve göz kamaştırarak yanıyor, fakat yoldaki pis su birikintilerine vurunca donuk sarı bir renk alıp boğuluyordu. Kocaman ve altı çivili kunduralarını çıplak ayaklarına geçirmiş olan küçük Hasan, sağ koluna aldığı güğümü, ara sıra dinlenerek sürüklemeye çalışmaktaydı. Bazan sol elindeki çinko maşrapayı yere bırakarak ağır yükünü vücuduna daha az ağrı verecek bir şekilde kavramak istiyordu. Ağzına kadar ayranla dolu olan güğümün alt kenarı her adım atışında dizlerine vurmakta ve dirseğine kadar geçirdiği sapı, kolundan kurtulup önüne yuvarlanmak ister gibi, ileri hamleler yapmakta idi. Kunduralarının arka tarafı o kadar dışarı doğru eğilmişti ki, çocuğun topukları ayakkabının ökçesine değil, doğrudan doğruya çamura basıyordu. Yaz kış, her gün gitmeye mecbur olduğu bu iki saatlik yol bu sefer daha uzamış gibiydi. Tam yarı yolda bulunan küçük ve kuru söğüt ağacı henüz ufukta ve sisler içindeydi. Küçük Hasan senelerden beri gördüğü şeylere alakasız gözlerle bakıyordu. Kuru sazların arasında çorak ovayı oyarak geçen ve ta yanına gelmeden farkına varılmayan dört adım genişliğindeki küçük derenin, yan yana uzatılmış üç kalastan ibaret köprüsü artık çökecek kadar sallanmaya başlamıştı. ... Güneş karşı dağlardan çıkarken yavaş yavaş... Vagonların pencerelerinden dökülüp yerdeki su birikintilerine yayılan soluk muştatil (dikdörtgen biçimindeki) ışıklar sıçraya sıçraya uzaklaşırken küçük Hasan güğümünü kavradı ve tahta parmaklıklı kapıyı iterek köyün yolunu tuttu. Henüz karanlığa alışmayan gözlerine kar parçaları vuruyordu. Güğümün içindeki ayran her adımda çalkalanıyor ve garip sesler çıkarıyordu. Yavaş yavaş sırtından içeri işleyen rutubet onu titretmeye başlamıştı. Uzaklardaki hayvan sesleri gitgide yaklaşıyor gibiydi. "Ana... Anacığım... Ana!" diye mırıldanmaya çalışıyordu. Bu sırada, birkaç yüz metre ötede, evlerinin tahta kapısı arkasında rüzgarın sesini dinleyerek küçük Hasan'ı bekleyen iki kardeş, onunkine pek benzeyen bir korku ile titriyorlar ve köyün etrafında dolaşan kurtların sesini duydukça, birbirlerine sokularak ağlaşıyorlardı.
Sabahattin ALİ
yükleniyor…

Anadolu Şairleri

Abdürrahim Karakoç

7 Nisan 1932 , Perşembe


Necip Fazıl Kısakürek

26 Mayıs 1904 , Perşembe


Ni̇yazi̇ Akıncıoğlu

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Sunullah Gaybî Hz.

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Ece Ayhan Çağlar

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Ali Şir Nevai

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Latifi

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Hızri

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Rüştü Onur

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Feymani

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Feyzi Halıcı

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Deryami

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Coşkuni

30 Kasım -0001 , Pazartesi


İhsan Ozanoğlu

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Devrani (hasan Tutal)

30 Kasım -0001 , Pazartesi


ŞİİR BİR TUTKUDUR

Anne Şiiri - Arif Nihat Asya

6 Kasım 2025 , Perşembe - 15:46:57


Bu Vatan Kimin?

23 Ocak 2023 , Pazartesi - 21:17:11


Durdurun Bu Hiroşima Canilerini

3 Nisan 2026 , Cuma - 23:30:49


İnsanlar Var Ki... Şiiri - Niyazi Akıncı ...

30 Mart 2026 , Pazartesi - 16:17:25


İçlenme Şiiri - Niyazi Akıncıoğlu

30 Mart 2026 , Pazartesi - 16:17:23


Ajans Şiiri - Niyazi Akıncıoğlu

30 Mart 2026 , Pazartesi - 16:17:22


Mutluca Şiir Şiiri - Niyazi Akıncıoğlu

30 Mart 2026 , Pazartesi - 16:17:21


Selam Şiiri - Niyazi Akıncıoğlu

30 Mart 2026 , Pazartesi - 16:17:19


Yağmur Duası Şiiri - Niyazi Akıncıoğlu

30 Mart 2026 , Pazartesi - 16:17:18


Bursa Şiiri - Niyazi Akıncıoğlu

30 Mart 2026 , Pazartesi - 16:17:17


Edirne Şiiri - Niyazi Akıncıoğlu

30 Mart 2026 , Pazartesi - 16:17:15


Ahmet Selçuk İ̇lkan-Baba

15 Şubat 2023 , Çarşamba - 20:13:57


Susmalı Silahlar Savaş Belası

27 Şubat 2026 , Cuma - 16:12:34


Aşk Özün Bilmeye Şiiri - Gaybi Sunullah

13 Şubat 2026 , Cuma - 22:52:56


Sun‘ullah Gaybî-Deyişleri

13 Şubat 2026 , Cuma - 23:03:17