Şu yalan dünyada bir üstat buldum Beni bırakmadın işime felek Şakii't olan şaşkın olur dembedem Ne okursun bilmem güşüna felek
Bu geçici dünyada kendime bir yol gösteren, bir usta bulmuştum. Ey Felek (kader, zaman)! Sen beni işimden, amacımdan alıkoydun, bırakmadın. Bahtsız olan kişi sürekli şaşkınlık içinde, bocalar durur. Bilmiyorum, kulağıma (içime) ne fısıldıyorsun, ne okuyorsun ey Felek.
Gönlümün turnası (sevgili veya ruh) gökyüzünden yuvaya dönerken, Ey Felek! Sen göle inerken onun suyuna zehir (acı) katmışsın. Diz dize oturup dertlerimi anlatırken, (Bu acıların sebebiyle) hem dostuma hem de eşime (yârime) lanet ettim ey Felek.
Sorayım feleğe Kemter’im netti Yoksa delirdi mi huyu mu tuttu Balım Sultan tekkesine mi gitti Baykuşlar kondurdun taşıma felek
Ey Felek! Sormak isterim, Kemter'ime ne oldu? Yoksa aklını mı kaçırdı, kötü bir alışkanlık mı edindi? Yoksa huzur bulmak için Balım Sultan dergâhına mı çekildi? Sen (bırakıp gittiği) mezar taşıma (ya da yuvama) baykuşları (uğursuzluğu) kondurdun ey Felek.
Kemter türlü kemhaları dokurdu Doksan bin âyetin ilmin okurdu Balım Sultan bahçesinde şakırdı Yoksa ok mu değdi kuşuma felek
Kemter türlü güzel, değerli kumaşları (yazıları, eserleri) dokurdu. (Manevi olarak) Kuran'daki doksan bin ayetin ilmini okuyup öğrenmişti. Balım Sultan'ın manevi bahçesinde neşeyle (ilahi aşkla) şakırdardı. Yoksa benim o değerli "kuşuma" (ruhum, canım veya değerli varlığıma) bir ok mu isabet etti ey Felek?
Kemter beni koydu yuvada yurtta İsmini söyledim dilimde virtte Ol sene bin ikiyüz otuz dörtte Yükletti göçünü döşüme felek
Kemter (bu dünyayı terk ederek) beni yuvada, vatanımda yalnız bıraktı. Onun ismini dilimde sürekli zikir (virt) olarak söyledim. (Hicri) Bin iki yüz otuz dört (1234) senesinde, Ey Felek! Sen ayrılık yükünü (acısını) benim göğsüme yükledin.
Kemter türlü ölümlere ermişti Yedi farz, üç sünneti kılmıtı ölmeden elli yıl evvel ölmüştü Çok çevir eyleme düşüme felek
Kemter, (tasavvuf yolunda) türlü manevi ölümleri (nefsi öldürmeyi) yaşamıştı. Yedi farzı ve üç sünneti (İslam'ın temel emirlerini) yerine getirmişti. (Zaten) Bedeni ölmeden elli yıl önce ruhu ölmüş (dünya zevklerinden arınmış) idi. Ey Felek! Artık bu acıyı rüyalarıma da çok fazla sokma, rahat bırak.
Veli’m eyder Kemter gitti kimim var Kemter’i aldırdım yeni gamım var Usta idi yapılacak damım var Hiç bu iş gelmedi başıma felek
Ben Veli, derim ki: "Kemter gitti, şimdi kimim kaldı?" Kemter'i (kaybettiğim için) yeni bir üzüntüm, derdim oldu. O bir ustaydı, yapılacak daha çok işim, çatılması gereken çatım vardı. Ey Felek! Hayatımda böyle bir felaket, böyle bir kayıp hiç başıma gelmemişti.
Yorum Yaz
ŞİİRİ SESLENDİRMEK İSTER MİSİNİZ?
Şiiri kendi sesinizle okuyabilir ve hemen yükleyebilirsiniz.