Enderunlu Vasıf

00-00-0000 - 00-00-0000

  • Kızın Anneye Verdiği Cevap
Şiir Sayfası

Kızın Anneye Verdiği Cevap

(Kızın anneye verdiği cevap) Pend eyler ise bir daha ağaca sarayım Yanmış odunla başını gözünü yarayım Başlı başıma ben dahi bir iş başarayım Bir âşinâya yalvarayım sonra varayım On beş yaşında kendime bir oynaş arayım Çıkrık misâl dırlayacağına hey ozan Gir dest-gâha doku bezin pârecik kazan Bâzârı derler âbo hâram-zâdedir bozan Satub savub da neyse sahan tencere kazan On beş yaşında kendime bir oynaş arayım İkide birde der sana kız görünür kocan Çığlıklı olma hasba götüresi afacan Kocam da sen de lâhi kuruyup olun koçan Çıkıp sokağa tende iken hâsılı bu can On beş yaşında kendime bir oynaş arayım Tırnağım oldu kör yumadan bulaşıkları Babam başına çalsun o çemşîr kaşıkları Evvel doyurub eve gelen alışıkları Sonra düzeldüb odadaki karışıkları On beş yaşında kendime bir oynaş arayım Dedikoduyla geçdi bütün yaz ile kışım Da’vâcı gitdi Bursa’ya yok gayri hîç işim Yapışdı kaldı birbirine iki apışım Çıkmazdan evvel âbo a kız yirmi yaş dişim On beş yaşında kendime bir oynaş arayım Gelse görücü kocayıcak elli kerecik Der burnucuyla ağzı büyük dişi seyrecik Yok yok yaşı da anlayışım kırkını geçik Sarf eyleyib de varı yoğu bâri şimdicik On beş yaşında kendime bir oynaş arayım Ben istedikçe bayrama ondan balakoza Der bana kahbe sana yazık ekilen tuza Yazık değil mi gençliğime bak şu yelloza Girmezden evvel ablacağım yaşım otuza On beş yaşında kendime bir oynaş arayım Almış parayla sanki halâyık gibi beni Sokmaklık ister aşevine gidi külheni Yağlı paçavra gibi atub ben dahi seni Yarın alub alaca karanlıkda rûşenî On beş yaşında kendime bir oynaş arayım Lâzım mıdır ki öğreneyim çamaşur yumak Ben bu pamuk elimle a fos saramam yumak Bana düşer mi iplik eğirüb de bez komak Dursun musandırada nele öreke tarak On beş yaşında kendime bir oynaş arayım Yufka makarna açmasını açmayın bana Ben bilmem öyle hamur işi samsa baklava Yapıp bir-iki türlü yemecik kaba saba Da’vet için konağa çıkıp yarın ibtidâ On beş yaşında kendime bir oynaş arayım Kendi keser göbeğini öksüz olan savul Yanşak karışma dırdır edüb kalayım mı dul İş edeyim ki sana görüb saçlarını yol Komşu kapusın açub elimle usul usul On beş yaşında kendime bir oynaş arayım Yazub yüzümü Esmâ Hanım kâkülümü kes Bir âşinaya varacağım sen çıkarma ses Pek pos bıyıklı pırpıriye eylemem heves Dört kaşlı yosma şûh-i cihân tâze dalfes On beş yaşında kendime bir oynaş arayım Satub yemekden oldu evin içi tam takır Titrer görünce bir eri içim sakır sakır Kalub da böyle olmadan altun adım bakır Akşam olunca bâri gezip bayır ile kır On beş yaşında kendime bir oynaş arayım Bir âfitâba geçdi ki hiç sorma sıcağım Yandı eridi aşk ile sînede yağım Geçdi soğuk su başıma bilmem solum sağım Ahd eyledim bu şart ile ki geçmeden çağım On beş yaşında kendime bir oynaş arayım Bildim tekin değildir ev içinde mezbele Dedim tü tüü tü üç kez o birşeylere hele Yok mu birisi ortalığı süpüre gele Ben yine takub ardıma bir sürü hergele On beş yaşında kendime bir oynaş arayım Gavgayı kessün eyle nine Vâsıf’a suâl Gör imdi sen mi fâhişe yohısa ben mi mal Ona kalırsa der ikiniz de kuru kaval Yaz geldi gayrı evde oturma ne ihtimâl On beş yaşında kendime bir oynaş arayım Enderunlu Vasıf Pend eyler ise bir daha ağaca sarayım Eğer bana yine nasihat edecek olursa, bir daha ağaca sarılayım (asılayım demek ister, alaylı söyler). pend: öğüt, nasihat Yanmış odunla başını gözünü yarayım Elime yanık bir odun alıp başını gözünü kırayım (öfke, kızgınlık ifadesi). Başlı başıma ben dahi bir iş başarayım Ben de kendi başıma bir iş becereyim artık. Bir âşinâya yalvarayım sonra varayım Bir tanıdığa, dost birine yalvarayım da bana koca bulsun. âşinâ: tanıdık, dost On beş yaşında kendime bir oynaş arayım On beş yaşında kendime bir sevgili, bir yâr arayayım. oynaş: sevgili, flört Çıkrık misâl dırlayacağına hey ozan Ey anne, çıkrık gibi dırıldayıp duracağına... dırlamak: homurdanmak, söylenmek Gir dest-gâha doku bezin pârecik kazan Git tezgâha, kumaş dokuyup birkaç para kazan. destgâh: dokuma tezgâhı Bâzârı derler âbo hâram-zâdedir bozan “Pazarın düzenini bozan” derler, işsiz güçsüz insanlara. Satub savub da neyse sahan tencere kazan Ne bulursan sat da, bir sahan, bir tencere edin. On beş yaşında kendime bir oynaş arayım Ben de on beş yaşımda kendime bir sevgili bulayım. İkide birde der sana kız görünür kocan İki de bir, “bak kocan geliyor” dersin bana. Çığlıklı olma hasba götüresi afacan Bağırıp çağırma kadın; Allah belanı versin, yaramazsın (alaylı). hasba: kadın, kısmen argo biçim Kocam da sen de lâhi kuruyup olun koçan Hem kocam hem sen kuruyup kalın birer koçan olun (beddua). Çıkıp sokağa tende iken hâsılı bu can Daha bu can tende iken çıkayım sokağa, gezeyim. On beş yaşında kendime bir oynaş arayım On beş yaşında kendime bir sevgili bulayım. Tırnağım oldu kör yumadan bulaşıkları Bulaşıkları yıkamaktan tırnaklarım köreldi. Babam başına çalsun o çemşîr kaşıkları Babam o tahta kaşıkları başına çalsın! çemşîr: şimşir ağacı Evvel doyurub eve gelen alışıkları Önce eve gelen misafirlere yediriyor. Sonra düzeldüb odadaki karışıkları Sonra da ben toparlıyorum ortalığı. On beş yaşında kendime bir oynaş arayım On beş yaşında kendime bir sevgili bulayım. Dedikoduyla geçdi bütün yaz ile kışım Bütün yazım kışım dedikoduyla geçti. Da’vâcı gitdi Bursa’ya yok gayri hîç işim Kavgacı (adam) Bursa’ya gitti, artık işim kalmadı. Yapışdı kaldı birbirine iki apışım Apışım birbirine yapıştı, (yani öyle oturdum, çalışmaktan perişan oldum). Çıkmazdan evvel âbo a kız yirmi yaş dişim Evden çıkmadan önce bak, yirmi yaşına basacağım. On beş yaşında kendime bir oynaş arayım On beş yaşında kendime bir sevgili bulayım. Gelse görücü kocayıcak elli kerecik Görücü gelse, koca olacak adam elli yaşında! Der burnucuyla ağzı büyük dişi seyrecik Burnu kocaman, ağzı geniş, dişleri seyreklik içinde. Yok yok yaşı da anlayışım kırkını geçik Yaşı da kırkı geçmiş, anlayışsız. Sarf eyleyib de varı yoğu bâri şimdicik Elindekini harca da hiç olmazsa şimdi kocaya git! On beş yaşında kendime bir oynaş arayım On beş yaşında kendime bir sevgili bulayım. Ben istedikçe bayrama ondan balakoza Ben her bayramda isterim, o (koca) beni bayram sonuna bırakır. Der bana kahbe sana yazık ekilen tuza “Ey kötü kadın, yazık senin tuzuna” der (alay eder). Yazık değil mi gençliğime bak şu yelloza Gençliğime yazık değil mi; şu gevşek, işe yaramaz adama bak! Girmezden evvel ablacağım yaşım otuza Otuz olmadan kurtulmak isterim bu hâlden. On beş yaşında kendime bir oynaş arayım On beş yaşında kendime bir sevgili bulayım. Almış parayla sanki halâyık gibi beni Beni sanki para verip almış köle gibi kullanıyor. halâyık: cariye, hizmetçi kadın Sokmaklık ister aşevine gidi külheni Beni mutfağa sokmak, külhane (ocak) tıkmak istiyor. Yağlı paçavra gibi atub ben dahi seni Ben de seni (anneyi) yağlı paçavra gibi dışarı atarım! Yarın alub alaca karanlıkda rûşenî Yarın sabah erken birini bulurum, açıkça (utanmadan). On beş yaşında kendime bir oynaş arayım On beş yaşında kendime bir sevgili bulayım. Lâzım mıdır ki öğreneyim çamaşur yumak Ben niye çamaşır yıkamayı öğreneyim ki? Ben bu pamuk elimle a fos saramam yumak Bu yumuşacık ellerimle iplik saramam. Bana düşer mi iplik eğirüb de bez komak İplik eğirmek, kumaş dokumak bana mı kaldı? Dursun musandırada nele öreke tarak O örekeler, taraklar sandıkta dursun, ben dokumam! On beş yaşında kendime bir oynaş arayım On beş yaşında kendime bir sevgili bulayım. Yufka makarna açmasını açmayın bana Yufka, makarna açmayı bana öğretmeyin. Ben bilmem öyle hamur işi samsa baklava Ben öyle hamur işi, baklava, börek bilmem! Yapıp bir-iki türlü yemecik kaba saba Yapsam yapsam bir iki kaba yemek yaparım. Da’vet için konağa çıkıp yarın ibtidâ Yarın davet için konaklara giderim, misafir olurum. On beş yaşında kendime bir oynaş arayım On beş yaşında kendime bir sevgili bulayım. Kendi keser göbeğini öksüz olan savul Öksüz kendi başının çaresine bakar; sen karışma, savul! Yanşak karışma dırdır edüb kalayım mı dul Senin dırdırını dinleyip dul mu kalayım ben? İş edeyim ki sana görüb saçlarını yol Öyle bir iş yapayım ki, saçını başını yolasın. Komşu kapusın açub elimle usul usul Komşu kapısını kendi elimle sessizce açarım (kaçmak imasında). On beş yaşında kendime bir oynaş arayım On beş yaşında kendime bir sevgili bulayım. Yazub yüzümü Esmâ Hanım kâkülümü kes Yüzümü boyayayım, Esmâ Hanım gibi saçımı keseyim. Bir âşinaya varacağım sen çıkarma ses Bir tanıdığa (sevgiliye) gideceğim, sen ses çıkarma! Pek pos bıyıklı pırpıriye eylemem heves Pos bıyıklı züppelerden hoşlanmam. Dört kaşlı yosma şûh-i cihân tâze dalfes Dört kaşlı (kaşları bitişik) ama cilveli, yeni, dünya güzeli biriyim. On beş yaşında kendime bir oynaş arayım On beş yaşında kendime bir sevgili bulayım. Satub yemekden oldu evin içi tam takır Eşyaları satıp yemekten ev bomboş kaldı. Titrer görünce bir eri içim sakır sakır Bir erkek görünce içim heyecandan titrer. Kalub da böyle olmadan altun adım bakır Böyle giderse, altın adım (itibarım) bakıra döner. Akşam olunca bâri gezip bayır ile kır Akşam olunca bari dışarı çıkıp gezeyim. On beş yaşında kendime bir oynaş arayım On beş yaşında kendime bir sevgili bulayım. Bir âfitâba geçdi ki hiç sorma sıcağım Bir güneş (sevgili) gördüm ki, sorma ne sıcak! âfitâb: güneş, parlak yüzlü güzel Yandı eridi aşk ile sînede yağım Aşk ateşiyle yandım, gönlümdeki yağ eridi. Geçdi soğuk su başıma bilmem solum sağım Başım dönüyor, nereye gideceğimi bilmem. Ahd eyledim bu şart ile ki geçmeden çağım Söz verdim, bu gençlik geçmeden yapacağım. On beş yaşında kendime bir oynaş arayım On beş yaşında kendime bir sevgili bulayım. Bildim tekin değildir ev içinde mezbele Anladım ki ev içi bir mezbelelik (çöp yeri) oldu, huzur kalmadı. Dedim tü tüü tü üç kez o birşeylere hele Üç kere “tü, tü, tü” diyerek sövdüm o şeylere! Yok mu birisi ortalığı süpüre gele Hiç mi biri gelip de şu evi süpürmeyecek! Ben yine takub ardıma bir sürü hergele Ben yine peşimden bir sürü delikanlıyı takarım! On beş yaşında kendime bir oynaş arayım On beş yaşında kendime bir sevgili bulayım. Gavgayı kessün eyle nine Vâsıf’a suâl Kavga bitsin, ey nine; Vâsıf’a sor bakalım, kim haklı? Gör imdi sen mi fâhişe yohısa ben mi mal Bak bakalım, kötü kadın sen misin yoksa ben mi saf? Ona kalırsa der ikiniz de kuru kaval Ona sorsan, der ki: “İkiniz de aynı, kuru kaval!” Yaz geldi gayrı evde oturma ne ihtimâl Yaz geldi, evde oturmak olur mu hiç! On beş yaşında kendime bir oynaş arayım On beş yaşında kendime bir sevgili bulayım. ? Değerlendirme: Bu şiir, “Bir annenin kızına öğütleri”ne Vâsıf’ın yazdığı mizahî cevap niteliğindedir. Kız karakteri, annesinin nasihatlerini tersine çevirerek alaycı, arsız, başına buyruk bir kadın sesiyle karşılık verir. Vâsıf burada dönemin kadın–erkek, anne–kız ilişkilerini mizah ve taşlama yoluyla yansıtır. Dil, tamamen halk Türkçesidir; yer yer argoya yaklaşır ama İstanbul ağzının sıcaklığıyla yazılmıştır.

Yorum Yaz

ŞİİRİ SESLENDİRMEK İSTER MİSİNİZ?

Şiiri kendi sesinizle okuyabilir ve hemen yükleyebilirsiniz.

Anadolu Şairleri

Abdürrahim Karakoç

7 Nisan 1932 , Perşembe


Necip Fazıl Kısakürek

26 Mayıs 1904 , Perşembe


Ece Ayhan Çağlar

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Ali Şir Nevai

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Latifi

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Hızri

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Rüştü Onur

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Feymani

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Feyzi Halıcı

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Deryami

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Coşkuni

30 Kasım -0001 , Pazartesi


İhsan Ozanoğlu

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Devrani (hasan Tutal)

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Salih Hayri

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Emin Bülent Serdaroğlu

30 Kasım -0001 , Pazartesi


ŞİİR BİR TUTKUDUR

Anne Şiiri - Arif Nihat Asya

6 Kasım 2025 , Perşembe - 15:46:57


Ahmet Selçuk İ̇lkan-Baba

15 Şubat 2023 , Çarşamba - 20:13:57


Vişneçürüğü Şiirler Şiiri - Ece Ayhan

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:26


Kılıç Şiiri - Ece Ayhan

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:25


Bir Ölü Macar Cambazı Şiiri - Ece Ayhan

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:24


Sadrazam Alayı Şiiri - Ece Ayhan

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:22


Denizin Altındaki Bandolar Şiiri - Ece A ...

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:21


Anahtarlar Şiiri - Ece Ayhan

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:20


Sonraları Sanskritçe Şiiri - Ece Ayhan

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:19


Açık Atlas Şiiri - Ece Ayhan

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:18


Çapalı Karşı Şiiri - Ece Ayhan

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:17


Şiirin Deniz Kıyısındaki Sesi

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:16


Benares'in Ölünmüş Kadınları

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:14


Ey Kanatsızlık Şiiri - Ece Ayhan

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:13


Kınar Hanımın Denizleri Şiiri - Ece Ayhan

23 Ocak 2026 , Cuma - 18:32:11