Vezin: mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün
N’idem bâğ u hoş-elḫân mürâ ile zâyi‘ idüp ‘ömrî
Çü sensin baña bu ‘âlemde bâğ u bülbül ü ḥumrî
Zamân-ı vuṣlatuñdur ‘ömrüm anuñ içündür ol kütâh
Ve ‘indî leyse maḥsûben zamâne’l-hicri min-‘ömrî
Revân serv-i ḳadüñ pâyına eşküm bâğ-ı ḥüsnüñde
Fidâke cennetün enhârî demî taḥtehâ tecrî
Yüzüñde bulsa ḫaddüñle leṭâfet beñlerüñ taŋ mı
Ki eyler yaz güninde mihr ḥurmâlar niçe büsrî
Kaşuñ dir dâ’imâ ‘uşşâḳa mekr ü fitne kârumdur
Egerçi oturur eğri hemîşe söyler ol doġrı
Yüzüñ Nîl ile Mıṣr-ı ḥüsn mi yâ Akdeñizle Rûm
Ene sekrânu ḥamdi’l-‘aşḳı mâ meyyeztü min-sekrî
Cemâlüñ muṣḥafında çalmaḳ içün ḥüsnüñ âyâtın
Dirîgâ dehr-i dûn ḫaṭlar çeküpdür eğri vü bügrî
Deñizler tutmaz iken köpri ‘âlemde iki ḳaşuñ
Olupdur ḥüsnüñüñ baḥrine ḳudretden iki köpri
İçelden Muḥyî her dem ḳan yaşın çok yir gam u derdüñ
Fidâke şerbetü’r-rümmânî envâ‘a’l-ḥadâ temrî
Günümüz Türkçesi:
Ömrümü bağ ve kuş sesleriyle avutmakla ne edeyim,
Çünkü bu dünyada benim için bağ da bülbül de şarap da sensin.
Ömrümün kısa oluşu vuslat gününe ayarlanmıştır,
Ayrılık günleri ise ömrümden sayılmaz.
Gözyaşlarım güzelliğinin bahçesinde servi boyunun ayağına akar,
Cennet ırmaklarının ayak altından akması gibi.
Yüzünde yanaklarınla birleşen o benlerin zarafeti şaşılacak değildir,
Zira güneş yaz gününde nice hurmaları olgunlaştırır.
Kaşın âşıklara “fitne ve hile ocağıyım” der durur,
Evet, eğri durur ama her zaman doğruyu söyler.
Senin yüzün Nil ile Mısır’ın güzelliği midir, yoksa Akdeniz ve Rum diyarı mı?
Ben aşkın hamdıyla sarhoşum; bu sarhoşluğu içkiden seçemedim.
Güzelliğinin mushafında ayetlerini yazmak için,
Ne yazık ki bu değersiz dünya eğri büğrü çizgiler çekmiştir.
Deryalar bile köprü tutmazken,
Senin iki kaşın güzelliğinin denizine kudretle kurulmuş iki köprü gibidir.
Muhyî, senin gam ve derdinle kanlı gözyaşları içtikçe,
Nar şerbetinin çeşitleri bile senin için feda olsun.