Vezin: mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün
Olupdur rişte-i cânum kiriş ‘aşkuñla ḳaddüm yay
Ḳırıldı o ulandı bu atarken âhum oḳın vay
Vefâ vü cevrüñi baḫş eyledükde cümle ‘uşşâḳa
Vefâ ḫod ḳanda olur baña cevrüñden alı ḳo pâ-y
‘Aceb mi ḫamze oḳın atsa ‘uşşâḳa gözüñ her dem
Yanuñda kirpügüñ ḳaşuñ deger anlarla oḳ u yay
Yüzüñ mâhına irișmiş ḥusûf-ı ḫaṭ bu naḳṣ ayda
Göreyin kim daḫı bed-ter ḥusûfa uġraya bu ay
Sipâh-ı ḥüsnüñ ile ceng içün gelmiş sipâh-ı ḫaṭ
Lebüñ şâhını itmiş orta yire ḫâl n’ola vay
Ne taŋ ‘aşkuñ yolında ben za‘îfüñ düşüben ḳalsam
Olupdur eşküm ile ser-be-ser göller ü yeynür pâ-y
Tenüm bir târ olup nâlân gülüm efğânı yanınca
Ḫoş uydı bezm-i gamda birbirine bu rebâb u nây
Firâḳuñda baña her gün bir ay her ay bir yıldır
Bunuñ üzre ḥisâb idüp güneşde yıllarumı ṣay
Üleşdürseñ zekâtını metâ‘-ı ḥüsnüñüñ ki gâh
Hezârân Muḥyî gibi bî-nevâ yoḳṣul olurdı bay
MUHYÎ
Günümüz Türkçesi:
Aşkının yayı ile endamımın yayı bir araya geldi,
Ok gibi âhlar atarken biri kırıldı, biri eğildi.
Sen vefa ve cefanı bütün âşıklara dağıtırken,
Bana ise hep cefa düşer; vefa bana uğramaz.
Gözünün gamzesi her an âşıklara ok atsa şaşılır mı,
Yanında kirpiğin ve kaşın; ok, yay ve kavis hep yan yana duruyor.
Bu ayda yüzünün ayına yanağındaki ben tutulma gibi erişmiş,
Görelim bakalım daha kötüsü hangi ayda tekrar olur.
Güzelliğin ordusuyla savaşmak için gelmiş yüzündeki hat ordusu,
Dudaklarındaki “şah”ı ortaya sürmüş ben—ne şaşılacak!
Aşk yolunda zayıf hâlime düşüp kalsam ne var,
Gözyaşlarım döküle döküle her yer göl olur ve ayakların ıslanır.
Tenim bir tel olup inlerken, figânım yükseldikçe,
Rebab ve ney bu gam meclisinde birbirine hoşça uydu.
Senin ayrılığında bana her gün bir ay, her ay bir yıl gibi gelir,
Böyle hesaplayınca güneş altında ömrüm yıllarca uzar.
Eğer güzelliğinin malından zekât dağıtsaydın,
Binlerce Muhyî gibi yoksul âşık bir anda zengin olurdu.