Vezin: mef‘ûlü fâʿilâtü mefâʿîlü fâʿilün
Aġyâr eylemiş gice yâr ile işreti
Ey dil ne geldi başuña duyduñ mı ġuġbeti
Bezminden anuñ oldı baña künc-i hicr yeg
Kim yoḳ raḳîb reşki vü aġyâr ġayreti
Âhum odı yaḳup ḳamu eflâk ü encümi
Düşürdi başum üzre ḳopardı ḳıyâmeti
Varduq selâmet ile çü mülk-i selâmete
Bizden zamâne cânumuz aldı selâmeti
Her bir belâ ider bu cihânda müsâferet
Geldükçe ben belâ-keşe eyler ikâmeti
Ger gelse bād ḫâne-i vîrânuma gehî
Ol saçmağa gelür başuma ḫāk-i zilleti
Virdi ḫalâṣ ḫaṭâb-ı ecel derd-i hicrden
Ḫaṭâb ile ḫasteler bulıgelmiş çü ṣıḥḥati
Râhında ḥasret ile anuñ Muḥyî virdi cân
Ol bî-vefâdan ol uma uma ‘iyâdeti
Türbemde ḳanlu göñlegümi ideler ‘alem
‘Aşkı şehîdi olmamuñ ola ‘alâmeti
MUHYÎ
Günümüz Türkçesi:
Gecede sevgiliyle buluşup eğlenceyi yabancılar eyledi,
Ey gönül, başına gelen bu gurbeti duydun mu?
Onun meclisinden bana düşen yer yalnızlık köşesi oldu,
Zira ne rakibin kıskançlığı ne yabancıların gayreti eksik kalır.
Âhımın ateşi bütün felekleri ve yıldızları yakar,
Başımın üzerine düşüp kıyameti koparır.
O selamet ülkesine selametle vardı gitti,
Zaman ise bizden canımızın huzur ve dirliğini aldı.
Bu dünyada her bela bir yolculuktur ve konup göçer,
Ama bana geldikçe belâlar benim yanımda konaklar.
Bazen rüzgâr viran olmuş yurduma uğrasa,
Başımın üstüne zillet toprağını savurmaya gelir.
Ayrılık derdinden beni ancak ecelin hükmü kurtarır,
Zira hastalara şifa gibi gelen ölüm bazen rahmet olur.
Muhyî de onun yolunda hasretle canını verdi,
O vefasızdan “ziyaret eder” ümidiyle bekleye bekleye.
Türbemde kanlı gömleğimi bayrak etsinler,
Aşkın şehidi olduğumun nişanesi olsun.