Evimiz kilisenin karşısındaydı. Bu, akşamüstleri lacivert kesilen gökyüzüne, neftileşen çamlara kırmızı tuğladan vücudu ile yaslanan, çan kulesi olmadığı için tepesine her zaman bir karga yahut da şair bir martı konan haçı ile Bizans'tan beri Rum kalfanın Ortodoks ve cahil kafasından restore edilmiş, kiliseden çok bir Bizans derebeyinin evine benzeyen bir binadır. Bir tek kubbesi vardır. Bina çirkin değildir. Ama güzel de değildir.
Galiba kilise mayıs akşamlarında bu hale gelirdi. Ben de mayıs akşamlarında çıkartma çıkaran bir çocuk, belki de ressam olmadığıma hayıflanırdım. Çanların biraz gerisindeki iki çam ağacı arasına konmuş kalasın üstünde o gün ilk defa papaz efendiyi gördüm. İki simsiyah gözü, simsiyah bir sakalı vardı. Ayak ayak üstüne atmıştı. Siyah şapkasını dizlerinin üstüne koymuştu. Sırtında elle dokunulmadan giyilmiş gibi sadakor bir gömlek parlıyordu.
İki sıra, sadakor gömleği gibi beyaz dişi, siyah sakalının arasından parlayıverince yüzünden o Bizanslı, Ortodoks mana uçuvermişti. Yemek yiyen bir amele kadar güzeldi şimdi. Bütün kilise havasını bir maske gibi çıkarıp atmıştı sanki.
— Sizin valideye söyler misiniz, dedi bu kış bahçeye ben bakayım.
— Söylerim, dedim.
Söyledim. Ertesi gün sabah sabah onu bahçede buldum. Elinde bel vardı. Uzun pardösüsünü elma ağacına korkuluk gibi germişti. Bembeyaz kolları adaleli idi. Bir avuç topraktan aldı ellerine: "Severim toprağı. Bu sessiz, mütevazı, sakin, deli şeyi," dedi. "Hayat bundandır işte. Biz canlı mıyız bunun yanında. Onun için bundan yapıldık, derler."
— Filozofsunuz galiba, papaz efendi?
— Hayır! Ne papazım ne filozofum. İnsanım. Topraksız, evsiz, barksız, hem de dinsiz.
— Kaç yaşındasınız papaz efendi?
— Altmış Üç
— Ne? ...
Dimdik dikildi. Bir dirhem kötü eti, kötü yağı yoktu. — Maşallah! Olur şey değil! Kırk yaşından fazla görünmüyorsunuz.
— Yaşamak için yerim. Bulursam bol şarap içerim. Sigarayı ağzımdan düşürmem. Yaprak yerim. Kuş yerim. Daha olmazsa toprak yerim. Ama insan eti yemem. Hep mideden. Sağlam bir midem var. Çok yemem. Makineyi döndürecek kadar yerim. Fazla istemem. Keyifle yerim. Keyifle içerim. Bu gençlik ondan. Hiçbir şeye aldırmam. Papazım diye mi yapmayacağım? Güzel olan her şeye bayılırım.
Sait Faik ABASIYANIK
Bu şiiri nasıl buldunuz?
Şiir Yorumları
Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!