GİRİŞ YAP
KAYIT OL
ANA SAYFA
ŞİİR HAYATTIR
ANADOLU ŞAİRLERİ
ANADOLU AŞIKLARI
LAST PROPHET
SAHABELER
SORU-CEVAP
BLOGLAR
TÜRKÜLER VE HİKAYELERİ
İletişim
Neler Oluyor?
13 Haziran 2026 , Cumartesi
Şair Profili
Mehmet Akif Ersoy
20-12-1873 - 27-12-1936
Okunma: 1
Said Paşa İ̇̇mamı
Said Paşa İ̇̇mamı
Mehmet Akif Ersoy - Said Paşa İmamı
Said Paşa İmamı
Coşar âvîzeler artık, köpürür kandiller;
Bu ışık çağlayanından bütün âfâk inler!
Yalının cebhesi, Ülker gibi, baştan başa nûr;
Nîm açık pencereler, reng ü ziyâdan mahmûr.
Al, yeşil, mâvi fenerlerle donanmış kıyılar;
Serv-i sîmînler atılmış suya, titrer par par.
Dalgalardan seken üç çifte kayıklar sökerek,
Süzülür sâhile, şâhin gibi, yüzlerce kürek.
Bir taraftan bu akın yükseledursun karaya;
Bir taraftan dökülür öndeki saflar saraya.
Rıhtımın taşları, zümrüt gibi, Îran halısı:
Suda bitmiş chimen, üstünde de Sultan Yalısı!
Renk renk açmış o başlar, biriken mahşere bak:
Fes, arâkiyye, sarık, yazma, bürümcük, yaşmak,
Taylasan, takke, nazarlıklı hotoz, âbânî,
Mâvi boncuk, oyanın türlüsü, dal dal yemeni.....
Ama birçokları da’vetli değilmiş, kime ne?
Bu açılmaz kapılar, şimdi, açık her gelene.
Avlu, dış bahçe, harem bahçesi, taşlık, yer yer,
Medd ü cezrin ebedî sâhası: Boy boy siniler,
Ki donandıkça o başlarla, hemen, çepçevre,
Tablalar, aydede çıkmış gibi, başlar devre!
Yayılır baygın, ılık bir buğu, bir tatlı duman;
Çözülür büsbütün âvâre sinirler o zaman.
Kafalar tütsüyü aldıkça döner, mest-i hayât;
İki el bir baş için, kim kime artık? Heyhât!
Orta katlar, sofalar, belli ki da’vetlilere:
Sofralar tahtanın üstünde değil bir kerre;
Bir de, oldukça merâsimle mükellef huzzâr;
Sonra, kalkıp oturanlar bütün ashâb-ı vakàr.
Yatsı bir hayli geçer, çifte ezanlar verilir;
Yazma seccâdeler artık yere, boy boy, serilir.
Doğrulur Kıble’ye herkes, kılınır şimdi namaz;
Derken «âmin! » çekilip arz edilir Hakk’a niyaz.
— Başlayın Mevlid’e!
— Lâkin, hani? Mevlid-han yok!
— Sordurun!
— Hiç de gören bir kişi, bir tek can yok!
— Üsküdar’dan gelecek sözde, olur şey mi ki bu?
Bâri söz verme... — Adam sen de, bırak meczûbu!
— Bence aynıyle kerâmet delinin gelmediği:
Şu ilâhîcilerin hepsi okur ondan iyi.
— Bilemem. — Dinlediniz şimdi... — Evet, çok yüksek...
Ama hazretle kıyâs etmeye gelmez. — Ne demek?
— O anaç bülbüle eş beslemez artık yuvalar.
— Pek uçurdun, a beyim! — Yok, ben uçurmam, o uçar.
Sâde bir gelse... Fakat gelmedi, bilmem ki neden?
— Beklemek nâfile, hâlâ ne gelen var, ne giden!
— Harem ağsında haber... — Anlayabilsek, ne diyor?
— Okuyun, beklemeyin emrini tebliğ ediyor.
Gâlibâ Vâlide Sultan gazab etmiş hocaya...
— Gazab ettiyse, çanak tuttu herif, doğrusu ya.
Bir saray halkını -sultanla berâber- hiçe say;
Bunca da’vetliyi, da’vetsizi beklet bir alay;
«Oyun ettim size; hey sersem adamlar! » diye, gül!
Çekilir nağme değil... Neymiş, anaçmış bülbül!
— Kim bilir, özrü mü var? — Dinleyemem varsa bile!
Başlanır Mevlid’e mu’tâd olan âdâbıyle;
Önce tevhîd okunur, gaşy ile dinler herkes.
O, güzel, sonra, müessir, sekiz on parlak ses,
Kimi yerlerde ilâhî, kimi yerlerde durak;
Kimi yerlerde cemâ’atle beraber coşarak,
Kalan üç bahri terennümle, çekerken «âmîn! »
Ta uzaklarda çakar zulmet içinden bir enîn.
Gecenin kalbi durur; ürperir inler, cinler;
Açılan pencereler, göz kulak olmuş, dinler.
O enîn karşıki sâhilden açılmaz mı biraz,
Sûr-i Mahşer gibi sesler çıkarır, şimdi, Boğaz!
Tutuşur, cebhe-i Sînâ’ya döner, sîne-i cev:
Sanki yüzlerce yanık ney savurur, yer yer, alev!
Kayalardan, kıyılardan bir ateştir çağlar:
Lâhn-i Dâvûd ile inler yine gûyâ dağlar!
Âh o kudsî nefes eşbâha ederken sereyan,
-Karalar vecd ile pür-cûş, sular pür-galeyan-
Dem çekip, dem tutarak etmeye başlar feryâd,
Boğaz’ın her tarafından bir İlâhî inşâd:
«Sultân-ı Rusül, Şâh-ı Mümecced’sin, efendim!
Bîçârelere devlet-i sermedsin, efendim!
Menşûr-i «Le amrük»le müeyyedsin efendim!
Dîvân-ı İlâhî’de ser-âmedsin, efendim!
Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed’sin, efendim!
Hak’tan bize Sultân-ı Müeyyed’sin, efendim! »
Kesilir, gitgide, tedrîc ile sesler artık,
Aktarır sâhile mevlidciyi bir köhne kayık.
Koşarak, doğruca mâbeyne alır karşı çıkan;
«Nerde kaldın, hoca? der, Vâlide Sultan o zaman,
Sen de kalleşlik edersen, bize eyvahlar ola! »
— Henüz akşamdı ki, gelsem diye, düştüm de yola,
Yürüdüm haylice... Derken -hele sen kısmete bak! -
Öteden karşıma bir yaşlıca hâtun çıkarak,
«Azıcık dursana, oğlum! » dedi. Durdum, nâçar.
— Göğsün îmanlıya benzer, sana bir hizmet var,
Ama reddetme ki, zâten beni mahvetmiş ölüm:
Bir perîşan anayım, dağ gibi evlâd gömdüm!
Kızımın cânı için, bâri bu kırkıncı gece,
Şöyle bir Mevlid okutsam, diyorum, kendimce.
Nasıl etsem? Okuyan çok ya, benim yufka elim...
Hocasın, elbet okursun; hadi oğlum, gidelim.
Ne olur bir yorulursan, hadi, bekletme, günah!
Sen benim yavrumu şâd et ki, rızâen li’llâh,
İki dünyâda azîz eylesin Allah da seni.
Hâtunun sözleri dîvâneye döndürdü beni;
Ne saray kaldı hayâlimde, ne sultan, ne filân;
«Çile dolsun, yürü öyleyse, dedim, oldu olan! »
Size yüzlerce adam Mevlid okur benden iyi,
Ama bîçâre kızın, bağrı yanık, anneciği,
Yoklasın merdini, nâ-merdini, insan diyerek,
Eli yüzlerce heyûlâya deyip boş dönecek!
Fukarânın seneler, belki, siler göz yaşını;
Hangi taş pekse, hemen vurmaya baksın başını,
Elin evlâdına yanmaz parasız bir kimse!
Çâresizdim sizi bekletmede, beklettimse.
— Hoca! der Vâlide Sultan, beni ağlatma, yeter!
Yeniden Mevlid okursun bize, da’vâ da biter.
Hilvan, 15 Haziran 1347 (1931)
Mehmet Akif Ersoy
Bu şiiri nasıl buldunuz?
Çok Beğendim
0
Az Beğendim
0
Beğenmedim
0
Anadolu Şairleri
Abdürrahim Karakoç
7 Nisan 1932 , Perşembe
Necip Fazıl Kısakürek
26 Mayıs 1904 , Perşembe
Mevlana İdris ZENGİN
30 Kasım -0001 , Pazartesi
Kazak Abdal
30 Kasım -0001 , Pazartesi
Aşık Karamehmet
30 Kasım -0001 , Pazartesi
Niyazi Akıncıoğlu
30 Kasım -0001 , Pazartesi
Sunullah Gaybî Hz.
30 Kasım -0001 , Pazartesi
Ece Ayhan Çağlar
30 Kasım -0001 , Pazartesi
Latifi
30 Kasım -0001 , Pazartesi
Hızri
30 Kasım -0001 , Pazartesi
Rüştü Onur
30 Kasım -0001 , Pazartesi
Aşık Feymani
30 Kasım -0001 , Pazartesi
Feyzi Halıcı
30 Kasım -0001 , Pazartesi
Aşık Deryami
30 Kasım -0001 , Pazartesi
Aşık Coşkuni
30 Kasım -0001 , Pazartesi
ŞİİR BİR TUTKUDUR
Anne Şiiri - Arif Nihat Asya
6 Kasım 2025 , Perşembe - 15:46:57
Bu Vatan Kimin?
23 Ocak 2023 , Pazartesi - 21:17:11
Allah De Ey Gönlüm
4 Mayıs 2026 , Pazartesi - 20:31:51
Özge Yar Sevdiğim Kim Dedi Sana
10 Şubat 2023 , Cuma - 23:35:05
Beni Bu Güzel Havalar Mahvetti
9 Şubat 2023 , Perşembe - 22:19:34
Dohtor Bey
2 Şubat 2023 , Perşembe - 21:41:20
Kuş Renkli Çocukluğum
9 Haziran 2026 , Salı - 20:55:48
Biriniz Akşam Olsun
9 Haziran 2026 , Salı - 20:55:49
Sis Oldu Şarkılar
9 Haziran 2026 , Salı - 20:55:50
O Çocuk Şiiri - Mevlâna İdris Zengin
9 Haziran 2026 , Salı - 20:55:51
Ağla Sevgili Yıldızım
9 Haziran 2026 , Salı - 20:55:53
Abc Dünya Şiiri - Mevlâna İdris Zengin
9 Haziran 2026 , Salı - 20:55:54
Kimse Cevap Vermedi
9 Haziran 2026 , Salı - 20:55:55
Bir Irmak Kıyısında
9 Haziran 2026 , Salı - 20:55:56
Geç Kaldım Şiiri - Mevlâna İdris Zengin
9 Haziran 2026 , Salı - 20:55:58
Kullanım Şartları
Üyelik Sözleşmesi
Çerez Politikası
Gizlilik Sözleşmesi