Hafız-ı Şi̇razi̇

00-00-0000 - 00-00-0000

  • Seçme Beyitler Şiiri - Hafız-ı Şirazi
Şiir Sayfası

Seçme Beyitler Şiiri - Hafız-ı Şirazi

Aşk kolay göründü ilkin ama, ne güçlükler çıkmadı ki sonra. Umut içindeydi aşıklar sabâ dağıtacak sevgilinin zülfünü, getirecek misk kokusunu diye. * Gece karanlık; Dalgalar ürkütüyor, Girdap korkunç! Ne bilir halimizi sahilde olanlar! * Nereye gidersin gönül böyle acele nereye? Geçti gitti vuslat zamanı; hey gidi hey! * Bırakmadılar gönlümde sabır; hân-ı yağmâya döndüm! * Çalgıcıdan, meyden dem vur, Arayıp durma feleğin sırrını. Hikmetle çözen çıkmadı; çıkmayacak zira bu muammayı * Güzelliğine bulunur şu kusur ancak: Olmaz güzellerde sevgi ile vefa. * Halden anlayanlar, size diyorum: Gidiyor gönlüm elimden. İçimdeki sırlar çıkacak ortaya, eyvah, eyvah! Parçalandı gemimiz; Ey uygun rüzgar; es haydi; Olur ya, görürüm yine sevgilimin yüzünü. On günlük dünya hevesi bir masal bir yalan * Hey gönül, gitti gençlik elden. Dermedin hayattan bir demet gül. Yaşlandın artık, gösterme hüner ar namus adına. * Hafiz, katlanıver gece gündüz sıkıntıya. Bir gün -nasıl olsa- ereceksin muradına. * Son yatağı bir avuç toprak olan zâta de ki: Sarayının eyvanının göklere kadar yükseltmenin mânâsı ne? * Bu yolun meyhanesinde biz de yurt tutalım. Çünkü yazgımız ezelden beri böyle yazılmış. Akıl bir bilse ki gönül onun zülfünün hevesiyle nasıl da mutludur; akıl sahipleri onun zincire benzeyen zülüflerini koklamak için deli divane olurlardı. * Gönlü aşk ile dirilen ölmez asla Alem ceridesinde yazılıdır bizim aşk meyhanesine devamımız. * Ey rüzgâr, Düşerse yolun dostların gül bağına Unutma aman, ilet haberimizi cânana. Deyiver bizden sevgiliye; Unutmaya çalışmasın adımızı. Unutkandır; biliriz; Zaten anmaz ki adımızı. Gönül verdik dilbere; hoş olur mestlik gözünde. * Dinle bak, Hafiz dua ediyor. Dinle ve âmin de. Şeker gibi tatlı dudağın bize kısmet olur inşallah. * Ey derviş; ne halden anladığın var, ne hal hatır sorduğun. Bana kalırsa, ne affedilmek umurunda ne sevap düşüncesi. * Su başı çok uzak bu çölde. Gulyabanî aldatmasın serapla seni aman aman! Pîrlik yolunda neyinle gidersin be gönül! Gençliğin geçmiş hatâ ile, heder olmuş. * Kaderde varmış Lâl renkli şarapla hırka yıkamak. Mümkün mü hiç değiştirmek! Harap olmaktaymış Hafiz’ın baht açıklığı Ezelî takdir atmış onu meyhane meyine. Dönüyor şimdi devran muradımca. Kul etti felek şimdi beni Hâce-i Cihân’a. * Masalı bırak Hafiz; biraz da şarap iç. Zaten gece boyunca uyumadık; mum ise masal dinleye dinleye yandı. * Gönlüm ve dinim gitti elden. Yine de sevgilim azarladı beni: Oturup kalkma bizimle! Güvenilir biri değilsin sen! Bu mecliste biraz olsun güzel güzel oturan gördün mü? Oturup da, sohbet sonunda pişman olmadan kalkan gördün mü? * Görüyor musun? Bir taş gibi sağlam görünen tövbenin temeli, bir cam kadehle nasıl da kırılıverdi! * Vara yoğa incitme kalbini; mutlu olmaya bak. Çünkü her olgunluğun sonunda nasıl olsa yokluk var. * GAZEL 26 Zulf âşufte vu hey kerde ve handân leb u mest Pîrehen çâk u GAZELhân u surâhî der dest Nergiseş arbedecûy u lebeş efsûskunân Nîmşeb-i düş be bâlîn-i men âmed benişest Ser ferâgûş-i men âvurd, be âvâz-i hazin Goft: Ey âşık-ı dîrîne-i men! Hâbet hest! Âşıkî râ ki çonin bâde-i şebgîr dehend Kâfir-i aşk buved, ger neşeved bâdeperest. Boro ey zâhid u ber dordkeşân horde megîr Ki nedâdend coz in tuhfe be mâ rûz-i elest Ançi û rîht be peymâne-i mâ, nûşîdîm Eğer ez hamr-i bihiştest veger bâde-i mest Hande-i câm-i mey u zulf-i girihgîr-i nigâr Ey besâ tövbe ki çun tovbe-i Hâfiz beşikest Gazel 26 Saçları dağılmış, hafiften terlemiş, dudaklarından gülücükler saçılıyor; çakır keyif olmuş. Gömleğinin yakasım açmış, GAZEL okuyor; elinde şarap sürahisi. Nergis gibi mahmur gözleri kavga arıyor sanki. Dudakları hayıflanmakta, işte dün gece bu halde iken baş ucuma gelip oturdu. Başını kulağıma yaklaştırdı ve hazin bir sesle dedi ki: “Benim eski âşğım! Uykun mu var? ” Âşığa böyle gece şarabı verilir de bâde düşkünü olmazsa, aşk kâfiri olur çıkar! Git be sofi işine! Tortulu şarap içenleri eleştirip durma. Elest günü bize bundan başka armağan vermediler ki. Kadehimize ne koyduysa, onu içtik; ha cennet şarabı, ha üzüm şarabı. Mey kadehinin gülümseyişi ve sevgilinin düğüm düğüm saçları Hafiz’ın tövbesi gibi nice tövbeyi bozdu. * Âhir be çi gûyem “hest”? Ez hod haberem çun nîst. Vez behr-i çi gûyem “nîst”? Bâ vey nazarem çun hest Şem’-i dil-i demsâzem benşest çu û berhâst V’efgân zi nazarbâzân berhâst, çu û benşest Peki, ne diye “var” diyeyim? Çünkü kendimden haberim yok. Niçin “yok” diyeyim? Gözüm ona çevrili çünkü. O kalkınca, gönlümün kafadar mumu söndü. O oturunca, ona hayran hayran bakanların feryat figanı yükseldi. * Be cân-i hâce vu hakk-i kadîk u ahd-i dürüst Ki mûnis-i dem-i subhem duâ-yi devlet-i tust Hâce (Kıvâmuddin) ’nin canına, aramızdaki eski hak hukuka yemin ederim; sabahlan, en yakın dostun olarak benim işim, senin devletine dua etmektir. * Efsûs ki şud dilber u der dîde-i giryân Tahrîr-i hiyâl-i hatt-i û nakş ber âbest! Yazık ki dilber gitti; yaşlı gözlerimle onun ayva tüylerinin hayalini düşlemek suya yazı yazmaya benzer. * Hâfiz her an ki aşk neverzîd, vasi hâst İhrâm-i tavf-i ka’be-i dil bîvuzû bebest Hafiz, âşık olmadan vuslat isteyen kişi gönül Kâbesini tavaf etmek için abdestsiz ihrama bürünen kişi gibi olur. * An şeb-i kadrî ki gûyend ehl-i halvet imşebest Yârab in te’sîr-i dovlet der kudâmîn kevkebest? Sevgiliyle baş başa kalman bu geceye kadir gecesi derler. Tanrım, böyle bir devlet hangi yıldızdan gelebilir ki! * Tu hod visâl-i diğer bûdî ey nesîm-i visâl Hatâ niger ki dil ummîd der vefâ-yi tu best Zi dest-i covr-i tu goftem zi şehr hâhem reft Be hande goft ki hâfiz boro! Ki pây-i tu best? Ey vuslat rüzgârı! Vuslaat vaadin başkasınaymış! Şu hataya bak! Gönlüm kalktı, senden vefa umar oldu. “Bana çektirdiklerinden dolayı şehri terkedeceğim” dedim. Güldü de “Hafiz! Git hadi; seni tutan mı var! ? ” dedi. * Ey muddeî boro ki merâ bâ tu kâr nîst Ahbâb hâzirend, be a’dâ çi hâcetest? Hey iddiacı; git işine! Seninle alışverişim yok. Dostlarım burada; düşmana ne gerek var! * Hemçu gerd in ten-i hâkî netevâned berhâst Ez ser-i kûy-i tu zanrû ki azîm uftâdest Şu toprak bedenim senin sokağına çakılıp kaldığı için toz gibi havalanamıyor. * Nasihati kunemet; yâd gîr u der amel âr Ki in hadîs zi pîr-i tarîkatem yâd est Gam-i cihân mehor u pend-i men meber ez yâd Ki in latîfe-i aşkem zi rehrovî yâd est Rızâ be dâde bedih vez cebin girih bugşây Ki ber men u tu der-i ihtiyâr negşâdest Mecû durustî-i ahd ez cihân-i sustnihâd Ki in acûz arûs-i hezâr dâmâdest Nişân-i ahd u vefa nîst der tebessum-i gul Benâl bulbul-i bîdil ki cây-i feıyâd est Hased çi mîberî ey sustnazm ber Hâfiz? Kabûl-i hâtir u lutf-i suhen hodâdâdest Bir öğüdüm var; dinle ve uygula. Bu söz tarikat pirinden aklımda kalmış. Dünya gamı çekme ve öğüdümü aklından çıkarma. Şu aşk latîfesini de bir yoldaşımdan duydum. Sana verilene razı ol ve alnındaki hoşnutsuzluk ifadesini sil. Çünkü seçenek kapısı ne senin ne benim yüzüme açılmıştır. Karaktersiz dünyadan ahde vefa arama. Çünkü bu kocakarı bin damada gelin olmuştur. Gülün tebessümünde ahit ve vefa işareti yok. Aşık bülbül, inlemeye bak sen. Çünkü feryadın tam zamanı şimdi. Ey şair bozuntusu! Niye kıskanırsın Hafiz’ı! Şiir gücü ve söz güzelliği Allah vergisidir çünkü. * Yek kıssa bîş nîst gam-i aşk vin aceb Kes her zebân ki mîşinevem nâmukarrer est Aşk gamı dediğin, olsa olsa, bir hikayedir; ama şuna şaşıyorum: Kimin ağzından dinlesem, hiç tekrar edilmemiş gibi geliyor bana. * Der âstîn-i murakka’ piyâle pinhân kun Ki hemçu çeşm surâhî-i zemâne hûnrîz est Şarap sürahisi ile adam gibi adamı bir arada buldun mu akıllıca içki iç; çünkü zamane çok fitneci. * Irâk u fârs girifti ki be şi’r-i hoş Hâfız Biyâ ki novbet-i bağdâd u vakt-i tebrîz est Hafız, güzel şiirlerinle Irak’ı, Fars’ı fethettin. Haydi bakalım; şimdi de Bağdat ile Tebriz’e sıra geldi. * Hâfizâ terk-i cân goften tarîk-i hoşdilîst Tâ nepindârî ki ahvâl-i cihândârân hoş est Hafiz, candan vazgeçmek mutluluğun yoludur. Sanma ki dünyaya hâkim olan hükümdarların hali pek hoştur. * Behâh defter-i eş’âr u râh-i sahrâ gîr Çi vakt-i medrese vu bahs-i Keşf-i Keşşâf est Fakîh-i medrese dey mest bûd u fetvî dâd Ki mey harâm velî bih zi mâl-i evkâf est Şiir defterini iste ve kırların yolunu tut. Ne medreseye gitmenin, ne Keşf-i Keşşâf okumanın zamanı şimdi. Dün medresenin fikıhçısı sarhoşken fetva verdi: Şarap haram olsa da, vakıf malından iyidir. * Hadîs-i muddeiyân u hiyâl-i hemkârân Heman hikâyet-i zerdûz u bûriyâbâf est Hamûş Hâfiz u in nuktehâ çun zer-i surh Nigâhdâr ki kallâb-i şehr sarrâf est Bir tarafta şair taslağı olan iddiacılar, öbür tarafta meslektaşımız olan şairlerin hayal güçleri. Sırmacı ile hasırcıyı kıyaslamaya benzer bu durum. Hafiz; sus ve hâlis altın değerindeki bu özlü sözleri korumasını bil. Çünkü şehir kalpazanları aynı zamanlıda sarraftır; şiirin iyisini kötüsünü birbirinden ayırırlar. * Ey tevânger mefurûş in heme nahvet ki turâ Ser u zer der kenef-i himmet-i dervîşân est Bir ufuktan öbür ufka kadar her yerde zulüm orduları var ama, ezelden ebede kadar da dervişlerin zulme engel olma firsatları vardır. * Anki der tarz-i GAZEL nükte be Hâfiz âmûht Yâr-i şîrînsuhan-i nâdiregotâr-i men est Hâfiz’a GAZEL tarzında incelikler öğreten, benim tatlı dilli, az ve öz konuşan yârimdir. * Günâh egerçi nebûd ihtiyâr-i mâ Hâfiz Tu der tarîk-i edeb bâş, gû “gunâh-i men est” Hâfiz, kabahat etmek bizim elimizde olan bir şey olmasa bile, sen yine de edep yolundan ayrılma ve “Kabahat benim” deyiver. * Bâ ki in nükte tevan goft ki an sengîndil Kuşt mâ râ vu dem-i îsî-yi meryem bâ üst Bu derdimi kime açabilirim? O taş yürekli sevgilim öldürdü beni! Ama ölüleri dirilten İsa nefesi yine onda! * Dârem umîd-i âtifetî ez cenâb-i dûst Kerdem cinâyetî yu umîdem be afv-i üst Sevgilimin katından şefkat umuyorum. Bir kabahatim oldu; şimdi umudum onun affında. * Omrîst tâ zi zulf-i tu bûî şenîde’em Zan bûy der meşâm-i dil-i men henüz büst Uzun zaman önce zülfünün kokusunu almıştım. Hâlâ o koku gönül burnumda durmakta. * Düşmen be kasd-i Hâfiz eğer dem zened, çi bâk! Minnet hudây râ ki niyem şermsâr-i dûst Düşman Hâfiz’ı kötülemek için konuşursa, bundan niçin korkayım? Tanrı’ya şükür; dosta karşı utanacak bir şey yapmadım. * Men-i gedâ vu temennâ-yi vasl-i û heyhât Meğer be hâb bebînem hiyâl-i manzar-i dûst Ben yoksul nerede, ona kavuşma arzusu nerede! Sevgilinin yüzünü görsem, ancak rüyada görebilirim. * Râhîst râh-i aşk ki hîçeş kenâre nîst Ancâ cuz anki cân besipârend çâre nîst Hergeh ki dil be aşk dehî, hoş demî buved Der kâr-i hayr hâcet-i hîç istihâre nîst Aşk dediğin yol, sonu olmayan bir yoldur. O yolda can vermekten başka çare yoktur. Aşka gönlünü teslim edersen, hoş vakit geçirirsin. Hayırlı işlerde istihârede bulunmaya gerek yok. * Devlet ân est ki bî hûn-i dil âyed be kenâr Veme bâ sa’y u amel bâğ-i cinân in heme nîst Devlet dediğin gönül kam dökülerek elde edilir. Yoksa, çalışıp iyi amel ile kavuşulan cennet bahçeleri sadece bunlar değil. * Mebâş der pey-i âzâr u herçi hâhî, kun Ki der şerîat-i mâ gayr ez in gunâhî nîst Aman kimseyi incitme de, ne yaparsan yap. Dinimizde bundan başka günah yok. * Kadem diriğ medâr ez cenâze-i Hâfiz Ki gerçi gark-i günâh est mîreved be behişt Hâfiz’ın cenazesine katılıp yürümeyi esirgeme ondan. Çünkü günaha batmış olsa da, cennete gidecektir. * Dey goft tabîb ez ser-i hasret çu merâ dîd Heyhât ki renc-i tu zi kânûn-i şifâ reft Ey dûst be porsîden-i Hâfız kademî nih Zan pîş ki gûyend ki ez dâr-i fenâ reft Dün doktor beni görünce iz geçirip “Vah vah vah! Senin hastalığının tedavisi İbni Sînâ’nın Kânûn ve Şifâ kitaplarında da yok! ” dedi. Ey dost! “Hâfiz bu fânî dünyadan göçtü gitti” denilmeden önce bir hal hatır sormaya gel. * Şud çemân der çemen-i husn u letâfet liken Der gulistân-i visâleş neçemîdîm u bereft Hemçu Hâfız heme şeb nâle vu zârî kerdîm K’ey dirîgâ be vidâeş neresîdîm u bereft Güzellik ve hoşluk çimeninde salındı ama daha biz onun vuslat gülistanında dolaşamadan çekti gitti. Hafiz gibi gece gündüz ağlayıp inledik. Eyvahlar olsun; vedalaşmamıza fırsat kalmadan çekti gitti! * Ber berg-i gul be hûn-i şakâyık nuvişte’end K’ankes ki puhte şud mey-i çun ergavân girift Gelincik kanıyla gül yaprağına şöyle yazmışlar: Pişip olgunlaşan kişi erguvan renkli meye sarıldı. * Der râh-i aşk merhale-i kurb u ba’d nîst Mîbînemet iyân u duâ mîfiristemet Aşk yolunda uzak, yakın davası olmaz. Seni apaçık görüyor ve dua gönderiyorum. * Tâ dâmen-i kefen nekeşem zîr-i pây-i hâk Bâver mekun ki dest zi dâmen bedâremet Ey gâyib ez nazar, be hodâ mîsipâremet Cânem besûhtî yu be dil dûst dâremet Ey gözlerden uzak olan sevgili; seni Tann’ya emanet ediyorum. Canımı yaktın ama ben seni gönülden seviyorum. Toprağın altına kefenimin ucunu çekmedikçe, elimi eteğinden çekmeyeceğim; inan buna. Çeviren: Prof. Dr. Mehmet Kanar Hafız-ı Şirazi

Anadolu Şairleri

Abdürrahim Karakoç

7 Nisan 1932 , Perşembe


Necip Fazıl Kısakürek

26 Mayıs 1904 , Perşembe


Mevlana İdris ZENGİN

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Kazak Abdal

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Karamehmet

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Niyazi Akıncıoğlu

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Sunullah Gaybî Hz.

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Ece Ayhan Çağlar

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Latifi

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Hızri

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Rüştü Onur

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Feymani

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Feyzi Halıcı

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Deryami

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Coşkuni

30 Kasım -0001 , Pazartesi


ŞİİR BİR TUTKUDUR

Anne Şiiri - Arif Nihat Asya

6 Kasım 2025 , Perşembe - 15:46:57


Bu Vatan Kimin?

23 Ocak 2023 , Pazartesi - 21:17:11


Allah De Ey Gönlüm

4 Mayıs 2026 , Pazartesi - 20:31:51


Özge Yar Sevdiğim Kim Dedi Sana

10 Şubat 2023 , Cuma - 23:35:05


Beni Bu Güzel Havalar Mahvetti

9 Şubat 2023 , Perşembe - 22:19:34


Dohtor Bey

2 Şubat 2023 , Perşembe - 21:41:20


Kuş Renkli Çocukluğum

9 Haziran 2026 , Salı - 20:55:48


Biriniz Akşam Olsun

9 Haziran 2026 , Salı - 20:55:49


Sis Oldu Şarkılar

9 Haziran 2026 , Salı - 20:55:50


O Çocuk Şiiri - Mevlâna İdris Zengin

9 Haziran 2026 , Salı - 20:55:51


Ağla Sevgili Yıldızım

9 Haziran 2026 , Salı - 20:55:53


Abc Dünya Şiiri - Mevlâna İdris Zengin

9 Haziran 2026 , Salı - 20:55:54


Kimse Cevap Vermedi

9 Haziran 2026 , Salı - 20:55:55


Bir Irmak Kıyısında

9 Haziran 2026 , Salı - 20:55:56


Geç Kaldım Şiiri - Mevlâna İdris Zengin

9 Haziran 2026 , Salı - 20:55:58