Asıl adı Îsâ’dır. Çocuk yaşta Edirneli yaşlı bir hanım tarafından evlat edinilmiş,
şiire yönelmesinde şair Sâilî’nin etkisi olmuştur. “Necâtî” mahlasıyla yazdığı
şiirleriyle tanınmış, özellikle “Döne döne” redifli gazeli ile ün kazanmıştır.
Şiirleri Ahmed Paşa aracılığıyla saraya ulaşınca Fatih Sultan Mehmed’in dikkatini çekmiş
ve divan kâtipliği görevi verilmiştir. Ardından II. Bayezid döneminde de şehzadelerin
divan kâtipliğini yapmıştır. Çok sevdiği Şehzade Abdullah ve Şehzade Mahmud’un ölümü
üzerine mersiyeler yazmıştır.
Hayatının son yıllarını İstanbul’da geçirmiş, Vefa’daki evinde ilim ve sanat sohbetleri
düzenlemiştir. 17 Mart 1509’da vefat etmiş, öğrencisi Sehî Bey onun için mezar yaptırmış
ve üzerine tarih beyitleri düşmüştür.
Edebi Kişiliği
Gazel tarzında yeni bir çığır açmış, atasözlerini şiirde olgunlaştırmıştır.
Dili sade, üslubu etkileyici ve halk psikolojisine yakındır.
Şiirlerinde mahallîlik, canlı tabiat tasvirleri ve nükteli ifadeler dikkat çeker.
Redif ve kafiyelerinde çoğunlukla Türkçe kelimeler kullanmıştır.
Şeyhî’yi üstat kabul etmiş, İran şairlerinden Câmî ve Nizâmî’yi beğenmiştir.
Etkisi
Mihrî Hatun, Revânî, Fuzûlî, Bâkî, Nedîm gibi pek çok şair onun şiirlerine nazîreler yazmıştır.
Tezkire yazarları onu “şiirde eşsiz, atasözü söylemede üstat” olarak tanıtmışlardır.
Eseri
Necâtî Bey’in günümüze ulaşan tek eseri Divan’ıdır. Gazelleri, kasideleri ve mersiyeleriyle
Osmanlı divan edebiyatında önemli bir yere sahiptir.