Hz.Ammar Bin Yasir(R.A)

Ammar bin Yâsir (r.a.)

İmanda Azmin ve Sebatın Sembolü • İlk Şehit Ailesinin Evladı • Cennetlik Sahabî

Ammar bin Yâsir (r.a.), imanda azmin, sebatın ve fedakârlığın sembolü bir yiğittir. İnancı uğruna gösterdiği direniş, İslâm’ın şerefinin bir nişanesi olmuştur. Fedakârlığın, imanın özü olduğunu gösteren bu kahraman sahabî, Resûlullah (s.a.v.)’in şu müjdesine nail olmuştur:

“Cennet üç kişiye müştaktır: Ali, Ammar ve Selman.”

Ailesi ve Müslüman Oluşu

Babası Yâsir, Yemenli Kahtânî kabilesinin Ans kolundandı. Kardeşini aramak için Mekke’ye geldi, Benî Mahzûm kabilesinden Ebû Huzeyfe bin Muğîre’nin himayesine girdi ve onun câriyesi Sümeyye (r.a.) ile evlendi. Bu evlilikten Ammar dünyaya geldi.

Ebu’l-Yekzân künyesiyle bilinen Ammar (r.a.), Erkam’ın evinde İslâm’la şereflendi. Otuzuncu Müslüman olarak iman kervanına katıldı. Kısa süre sonra babası Yâsir ve annesi Sümeyye (r.a.) da Müslüman oldular. Böylece bu mübarek aile, İslâm tarihinde ilk iman edenlerden olma şerefine erişti.

Yâsir Ailesine Yapılan İşkenceler

Müşriklerin zulmü dayanılmaz boyutlardaydı. Yâsir ailesi, himayesiz oluşları sebebiyle en ağır işkencelere maruz kaldı. Güneşin altında çölün kavurucu kumlarına gömülüyor, üzerlerine ağır taşlar konuluyordu. Fakat onların kalplerinden iman söküp alınamıyordu.

Resûlullah (s.a.v.), her gün Yâsir ailesini ziyaret eder, onlara manevî güç verirdi. Bir gün Ammar (r.a.) “Yâ Rasûlallah! İşkence artık dayanılmaz hale geldi.” deyince, Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Sabret ey Ebü’l-Yekzân! Sabrediniz ey Yâsir ailesi! Size vadedilen yer Cennettir.”

Bir defasında Resûl-i Ekrem (s.a.v.), Ammar’ın ateşle dağlandığını gördü. Mübarek eliyle başını sıvazlayarak şöyle dua etti:

“Ya Rab! Bu ateşi, İbrahim’e serin ve selamet kıldığın gibi Ammar’a da serin ve zararsız eyle.”

İlk Şehit Çocuğu

Anne ve babası, Sümeyye ve Yâsir (r.a.), müşriklerin zulmüyle şehit oldular. Böylece İslâm’ın ilk şehitleri oldular. Ammar (r.a.), onların şehadetine tanıklık etti ve bu acıya rağmen imanından dönmedi. Yalnızca ölüm tehdidiyle zorlanınca müşriklerin istediği sözleri diliyle söyledi, ama kalbi Allah’a bağlı kaldı.

Resûlullah (s.a.v.) ona “Bu sözleri söylerken kalbini nasıl buldun?” diye sorduğunda, Ammar “Kalbimde Allah’a imandan en ufak bir değişiklik olmadı.” dedi. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Ammar’ı başından ayağına kadar iman kapladı. İman kemiklerine işlemiştir.”

Ve şu âyet nazil oldu: “Kalbi imanla dolu olduğu halde inkâra zorlanan müstesna…” (Nahl, 106)

Hicret, Gazveler ve Fedakârlık

Ammar (r.a.), önce Habeşistan’a, ardından Medine’ye hicret etti. Resûlullah (s.a.v.) onu Huzeyfe bin Yemân (r.a.) ile kardeş ilan etti. Mescid-i Nebevî’nin inşasında büyük gayret gösterdi. Efendimiz onu görünce “Vah Ammar! Seni âsî bir topluluk öldürecek; sen onları cennete, onlar seni cehenneme davet edeceksin.” buyurdu.

Ammar (r.a.) Bedir’den itibaren bütün gazvelere katıldı. Yemâme Savaşı’nda kulağı kopmasına rağmen savaşmaya devam etti. Dağılmak üzere olan orduyu, “Ey Müslümanlar! Cennetten mi kaçıyorsunuz? Ben Ammar bin Yâsir’im, bu tarafa gelin!” diye haykırarak topladı.

Son Yılları ve Şehadeti

Hz. Ömer (r.a.) zamanında Kûfe valiliği yaptı. Hz. Ali (r.a.) döneminde Cemel ve Sıffîn savaşlarına katıldı. Sıffîn’de 93 yaşında iken şehit düştü. Cenazesini Hz. Ali (r.a.) bizzat kıldırdı ve defnettirdi.

Şahsiyeti ve Rivayetleri

Ammar (r.a.), uzun boylu, kara yağız, ela gözlü ve geniş omuzluydu. Son derece sade yaşar, hiçbir namazını kazaya bırakmazdı. 62 hadis rivayet etmiştir. Buhari’de geçen bir rivayetinde şöyle buyurur:

“Üç şeyi nefsinde toplayan kimse imanın kemaline erişmiştir:
1. Kendi aleyhine de olsa insafı elden bırakmamak.
2. Herkese selâm vermek.
3. Fakir iken bile sadaka vermek.”

Kaynak: Mustafa Eriş, Altınoluk Dergisi, Nisan 1998, Sayı: 146