Tarih: 23 Mart 625 / Hicretin 3. yılı, Şevvâl ayı
Mekân: Uhud Dağı, Medine yakınları
Uhud Savaşı, Bedir’de ağır bir hezîmete uğrayan Mekkeli müşriklerin intikam amacıyla Medine üzerine yürümeleri sonucu gerçekleşmiştir. Savaşta, okçuların emre aykırı şekilde yerlerini terk etmesiyle mü’minler iki ateş arasında kalmış; aralarında Hz. Hamza (r.a.)’nın da bulunduğu yaklaşık 70 sahâbî şehid olmuştur.
Mekkeli müşrikler, Bedir Savaşı’ndaki yenilgi sonrası büyük bir mâteme bürünmüşlerdi. Kureyş’in yeni reisi Ebu Süfyân ve hanımı Hind bint Utbe, intikam duygusunun ön saflarındaydı. Üç bin kişilik müşrik ordusu, Bedir’de kurtarılan kervanın mallarıyla teçhîz edildi.
Efendimiz (s.a.v.), ashâbıyla istişare ederek bir harp meclisi topladı. Peygamberimiz Medine içinde müdafaa yapmayı istese de, özellikle gençler ve Hz. Hamza gibi yiğitler meydan savaşı taraftarıydı. Çoğunluğun ısrarı üzerine Resûlullah zırhını giydi:
Yaklaşık bin kişilik orduyla yola çıkıldı ancak yolda münâfık Abdullah b. Übey’in 300 adamıyla geri dönmesiyle sayı yedi yüze düştü.
Peygamber Efendimiz, ordusunu Uhud Dağı’na yasladı ve düşmanın arkadan dolaşma ihtimaline karşı Ayneyn Tepesi’ne (Okçular Tepesi) elli okçu yerleştirdi. Başlarındaki Abdullah b. Cübeyr’e şu kesin emri verdi:
Savaş Müslümanların üstünlüğü ile başladı ve müşrik ordusu çözüldü. Ancak ganimet toplama şevkiyle Okçular Tepesi’ndeki sahâbîlerin çoğu yerini terk etti. Bu fırsatı değerlendiren Hâlid b. Velid, arkadan dolanarak İslam ordusunu iki ateş arasında bıraktı.
Savaşın en acı olayı Hz. Hamza’nın şehadetidir. Vahşî’nin mızrağıyla şehid düşen Hz. Hamza’nın mübarek naaşına müşrikler tarafından saygısızca muamele edildi. Efendimiz bu olayla derin bir hüzne boğuldu.
Müşriklerin doğrudan hedefi olan Resûlullah (s.a.v.), yüzüne isabet eden taşla yaralandı, miğfer halkaları yanağına battı ve mübarek dişi kırıldı. Bu haldeyken bile kavmi için şu duayı yaptı:
Amr b. Cemûh gibi topal olduğu halde "Ben bu ayağımla cennette yürümeyi arzuluyorum" diyen sahâbîler, Uhud'da kahramanca şehid oldular. Yine Enes b. Nadr, Efendimiz'in şehid olduğu söylentisi üzerine "O'nun şehid olduğu uğurda siz de şehid olun!" diyerek şehadete koştu.