Cahit Zarifoğlu

01-07-1940 - 07-07-1987

  • Okunma: 47
  • Kuşak Şiiri - Cahit Zarifoğlu
Şiir Sayfası

Kuşak Şiiri - Cahit Zarifoğlu

Babam hemen hakanolur kervan yüklü geceyi taşıyan ormanda bar bar bağırır develerini Durmaz babam Öncü seher yıldızından apaydın olan başını savaş uçlarında ölçer soylu oyunlarıyla düşmanın güzel borazan seslerini Savaşa gerilir babam elinde bir karanfille bekler atılır kentlere Sular direnir Çünkü padişah hala güneşe bakar Akşam geç yürür denize sonsuz savaşlar kaçan atlar yük bilek sayısız güçle açılan bir saray kapısını kapatır ve padişahlar sorarlar ava koşan avdan dönen kanter avda koşan mızraklarını Sancılı bir duruşla taştan çocukların serce dolu bavullarını açarlardı seccadeler şehzadelerin artist sessizliğine son büyük soygun son büyük insanın içinde yaşatmak duran sayısız ince parmaklarını medrese parmaklarını vakıfhan parmaklarını ...ve barış parmaklarını palyaço resmen saklı maşalarla taşır sehpalara oysa babamla bir kraldı anam ilk ve sonsöz kitap açardı önüne Adını ona göre koyardı bir şehrin ve şehri kendine getirenlerin İnce ve alabildiğine giyinip kuşanıp ağlıyan her bakışın dışında duran kadını sessiz ölümlere çağıran ben tık nefes ölümlerimle sıradaysam vahim bir gerçeği geçer ve titrek seçişimle bütün bir insan çarpıntısını şurda hani şu dokundukça yalnızlık değeri azalmayan bir çocukluk gecesinde gamzeler bir ilkbahar parçası ve hançerede heceler senin aklında pusuda serüven benim beklediğim (şal gezisi uçurtmaları) seçerler takarlar peşine çocuğunu kanla seven suya karla yürüyen yağmuru sımsıkı tutan bulutun bu sal benim canıma yakışan bir sabaha yaklaşır gidip alınır bir ev gibi çağırır barıştığını şapkalarına atıp hafif kuş gibi asılan insanların Kuş ürpertir ağzında ağaçsız insanı imkansız erkek büyük ağlar buzlarda baş taşlaşır ağrıyı kolay kazanır gibi kadında dur erkekliği söyle daha su balık ve yosun var peşinden demir alıp demir atılan bir takım ürkek beyaz kollardan çıkan yola koyulan yükselen yetişen ve koybolan ne kadar rüzğar varsa ölülern akan ırmaklarıyla tekrarlanan dağları Orada besbelli ölmekle sular boyunca şaşmadan beklenişin Ne kadar vardığı onlar varsa Bütün onlar fazlasıyla evlerindeler ve yüksek sarnıçlı kalipsoları denizin altına bir bulut şeklinde indirir yağmur gemileri hesaplayan şehirde sinsi seslerini insanların denizin zahmetsiz hayatın hayuhayhayla tuttuğu ki onlar süslenme odalarıında aynaların içinde kendi ölümlerine Makyaj Bilmezler Oysa onlar söylesin yanılmışların hanisi hangi vahşi hayvanın hangisi o kadar benim Bu bensem gelişim gidişim bir şikayetse katlanıp küreye uzanmış uzun gövdemi bir yatağın ölümü süsleyen secdesine durmuşsam kapıya çağrılan karaltının omuz başından uzakta bir şehir tastaman bir şehir geliyor omuzlarını titretip bir yanlış doğru olmayan anne gibi gizlenmiyor bu asır onun başından güneşte dipsiz kova beni seçmiş beni seçmiş canlı canlı ağlayan hücrenin huyunu ve öz toprağını yoklayın siz çok yorgunum ben bakınıyorum saniyen daha solgun daha içinden çıkılmaz gün doğumuna hazır bir bardak çay bir büyük bardak mitralyöz Bir dolmayan yanımız bir de hergün korkudan bir şeye dokunup kalıyoruz kanımızdan zehirli bir iğne geçiyor ve güneşten korkuyoruz. Bunlara benzer bir yüzüm var her virajına insanlar devrilir ama soylu deyince ben içerde kalmış bir insanım Taşırlarınıza bunun için hem kendim binmiyorum hem söylemezdim nedir sormazdım birşey durunca kaçarsam su koşmak bilinen birşey midir bir köpeğin yeni doğmuş konuşmayan eniklerini iskelede bir adam korkunç bir sepete mi koydu onları denize o mu götürüyor peki ben kimim Cahit Zarifoğlu
Bu şiiri beğendiniz mi?

Şiir Yorumları

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Şiirlere yorum yapabilmek için lütfen Giriş Yapın veya Üye Olun.

Anadolu Şairleri

Abdürrahim Karakoç

7 Nisan 1932 , Perşembe


Necip Fazıl Kısakürek

26 Mayıs 1904 , Perşembe


Âşık Sefai

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Ârif Eren (turgutlulu)

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Yener Yılmazoğlu

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Süleyman Nesif

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Alâeddin Özdenören

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Rasim Özdenören

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Dostozan/ Mehmet Hanifi Sarıyıldız

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Şevket Yücel

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Bahaettin Karakoç

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Yener

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Hami Abdul Gaffar Baba

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Nurettin Topçu

20 Kasım 1909 , Cumartesi


Arif Eren

30 Kasım -0001 , Pazartesi


ŞİİR BİR TUTKUDUR

Ne Güzeldi O Günler

17 Ekim 2026 , Cumartesi - 22:15:35


Rahatı Kaçan Ağaç

10 Ekim 2026 , Cumartesi - 21:23:43


Hani Gönlüm Aşık İdin

29 Eylül 2026 , Salı - 21:11:31


Sivas Sabahı Şiiri - Hasan Hüseyin Korkm ...

27 Kasım 2025 , Perşembe - 22:49:23


Karanfil Sokağı Şiiri - Ahmed Arif

4 Kasım 2025 , Salı - 21:14:35


Yandım Yâ Resûlallah!

19 Ekim 2025 , Pazar - 20:15:24


İstanbul'u Dinliyorum

5 Şubat 2023 , Pazar - 00:17:12


Bu Dünya Hangimizin?

1 Şubat 2023 , Çarşamba - 15:25:12


Aldırma Gönül Aldırma-S.Ali

25 Ocak 2023 , Çarşamba - 22:56:35


İrfan Olan Anlar Bizi-MISRİ

22 Ocak 2023 , Pazar - 18:28:29


Ayşen

7 Şubat 2023 , Salı - 14:57:21


Karıma Son Mektup

21 Ocak 2023 , Cumartesi - 14:05:10


Davet-Can Yücel

14 Ocak 2023 , Cumartesi - 15:32:49


Merdi̇ven

10 Ocak 2023 , Salı - 18:27:21


Geçi̇lmez

8 Ocak 2023 , Pazar - 15:44:04