Mehmet Akif Ersoy

20-12-1873 - 27-12-1936

  • Okunma: 20
  • Seyfi̇ Baba

Seyfi Baba

Geçen akşam eve geldim. Dediler: – Seyfi Baba Hastalanmış, yatıyormuş. – Nesi varmış acaba? – Bilmeyiz, oğlu haber verdi geçerken bu sabah. – Keşke ben evde olaydım... Esef ettim, vah vah! Bir fener yok mu, verin... Nerde sopam? Kız çabuk ol! Gecikirsem kalırım beklemeyin... Zîrâ yol Hem uzun, hem de bataktır... – Daha a’lâ, kalınız: Teyzeniz geldi, bu akşam, değiliz biz yalnız. Sopa sağ elde, kırık camlı fener sol elde; Boşanan yağmur iliklerde, çamur tâ belde. Hani, çoktan gömülen kaldırımın, hortlayarak; “Gel!” diyen taşları kurtarmasa, insan batacak. Saksağanlar gibi sektikçe birinden birine. Boğuyordum müteveffâyı bütün âferine. Sormayın derdimi, bitmez mi o taşlar, giderek, Düştü artık bize göllerde pekâlâ yüzmek! Yakamozlar saçarak her tarafından fenerim, Çifte sandal, yüzüyorduk; o yüzer, ben yüzerim. Çok mu yüzdük, bilemem, toprağı bulduk neyse; Fenerim başladı etrâfımı tektük hisse. Vâkıâ ben de yoruldum, o fakat pek yorgun... Bakıyordum daha mahmurluğu üstünde onun: Kâh olur, kör gibi çarpar sıvasız bir duvara; Kâh olur, mürde şuâ’âtı düşer bir mezara; Kâh bir sakfı çökük hânenin altında koşar; Kâh bir ma’bed-i fersûdenin üstünden aşar; Vakt olur pek sapa yerlerde, bakarsın, dolaşır; Sonra en korkulu eşhâsa çekinmez, sataşır; Gecenin sütre-i yeldâsını çekmiş, üryan , Sokulup bir saçağın altına gûyâ uyuyan Hânüman yoksulu binlerce sefîlân-ı beşer; Sesi dinmiş yuvalar, hâke serilmiş evler; Kocasından boşanan bir sürü bîçare karı; O kopan râbıtanın , darmadağın yavruları; Zulmetin, yer yer, içinden kabaran mezbeleler : Evi sırtında, sokaklarda gezen âileler! Gece rehzen, sabah olmaz mı bakarsın, sâil! Serserî, derbeder, âvâre, harâmî, kâtil... Böyle kaç manzara gördüyse bizim kör kandil Bana göstermedi bir kerre... Niçin? Belli değil! Ya o bîçâre de rahmet suyu nûş eyleyerek Hatm-i enfâs edivermez mi hemen “cız!” diyerek? O zaman sâmi’anın , lâmisenin sevkiyle Yürüyen körlere döndüm, o ne dehşetti hele! Sopam artık bana hem göz, hem ayak, hem eldi... Ne yalan söyleyeyim kalbime haşyet geldi. Hele yâ Rabbi şükür, karşıdan üç tâne fener Geçiyor... Sapmayarak doğru yürürlerse eğer, Giderim arkalarından... Yolu buldum zâten. Yolu buldum, diyorum, gelmiş iken hâlâ ben! İşte karşımda bizim yâr-i kadîmin yurdu. Bakalım var mı ışık? Yoksa muhakkak uyudu. Kapının orta yerinden ucu değnekli bir ip Sarkıtılmış olacak, bir onu bulsam da çekip Açıversem... İyi amma kapı zâten aralık... Gâlibâ bir çıkan olmuş... Neme lâzım, artık, Girerim ben diyerek kendimi attım içeri, Ayağımdan çıkarıp lastiği geçtim ileri. Sağa döndüm, azıcık gitmeden üç beş basamak Merdiven geldi ki zorcaydı biraz tırmanmak! Sola döndüm, odanın eski şayak perdesini, Aralarken kulağım duydu fakîrin sesini: – Nerde kaldın? Beni hiç yoklamadın evlâdım! Haklısın bende kabâhat ki haber yollamadım. Bilirim çoktur işin; sonra bizim yol pek uzun... Hele dinlen azıcık, anlaşılan yorgunsun. Bereket versin ateş koydu demin komşu kadın... Üşüyorsan eşiver mangalı, eş eş de ısın. Odanın loşluğu kasvet veriyor pek, baktım. Şu fener yansa, deyip bir kutu kibrit çaktım. Hele son kibriti tuttum da yakından yüzüne, Sürme çekmiş gibi nûr indi mumun kör gözüne! O zaman nîm açılıp perde-i zulmet, nâgâh, Gördü bir sahne-i uryân-ı sefâlet ki nigâh, Şâir olsam yine tasvîri olur bence muhâl : O perişanlığı derpîş edemez çünkü hayâl! Çekerek dizlerinin üstüne bir eski aba, Sürünüp mangala yaklaştı bizim Seyfi Baba. – Ihlamur verdi demin komşu... Bulaydık şunu, bir... – Sen otur, ben ararım... – Olsa içerdik, iyidir... Aha buldum, aramak istemez oğlum, gitme... Ben de bir karnı geniş cezve geçirdim elime, Başladım kaynatarak vermeye fincan fincan, Azıcık geldi bizim ihtiyarın benzine kan. – Şimdi anlat bakalım, neydi senin hastalığın? Nezle oldun sanırım, çünkü bu kış pek salgın. – Mehmet Ağ’nın evi akmış. Onu aktarmak için Dama çıktım, soğuk aldım, oluyor on beş gün. Ne işin var kiremitlerde a sersem desene! İhtiyarlık mı nedir, şaşkınım oğlum bu sene. Hadi aktarmayayım... Kim getirir ekmeğimi? Oturup kör gibi, nâmerde el açmak iyi mi? Kim kazanmazsa bu dünyâda bir ekmek parası: Dostunun yüz karası; düşmanının maskarası! Yoksa yetmiş beşi geçmiş bir adam iş yapamaz; Ona ancak yapacak: Beş vakit abdestle namaz. Hastalandım, bakacak kimseciğim yok; Osman Gece gündüz koşuyor, iş diye, bilmem ne zaman Eli ekmek tutacak? İşte saat belki de üç Görüyorsun daha gelmez... Yalnızlık pek güç. Ba’zı bir hafta geçer, uğrayan olmaz yanıma; Kimsesizlik bu sefer tak dedi artık canıma! – Seni bir terleteyim sımsıkı örtüp bu gece! Açılırsın, sanırım, terlemiş olsan iyice. İhtiyar terleyedursun gömülüp yorganına... Atarak ben de geniş bir kebe mangal yanına, Başladım uyku taharrîsine, lâkin ne gezer! Sızmışım bir aralık neyse, yorulmuş da meğer. Ortalık açmış, uyandım. Dedim, artık gideyim, Önce amma şu fakîr âdemi memnun edeyim. Bir de baktım ki: Tek onluk bile yokmuş kesede; Mühürüm boynunu bükmüş duruyormuş sâde! O zaman koptu içimden şu tehassür ebedî: Ya hamiyyetsiz olaydım, ya param olsa idi!
Mehmet Akif ERSOY
Bu şiiri nasıl buldunuz?

Şiir Yorumları

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Şiirlere yorum yapabilmek için lütfen Giriş Yapın veya Üye Olun.

Anadolu Şairleri

Abdürrahim Karakoç

7 Nisan 1932 , Perşembe


Necip Fazıl Kısakürek

26 Mayıs 1904 , Perşembe


Süleyman Nesif

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Alâeddin Özdenören

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Rasim Özdenören

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Dostozan/ Mehmet Hanifi Sarıyıldız

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Şevket Yücel

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Bahaettin Karakoç

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Yener

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Hami Abdul Gaffar Baba

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Nurettin Topçu

20 Kasım 1909 , Cumartesi


Arif Eren

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Şevket Bulut

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Ahmet Çıtak

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Derdi̇çok

30 Kasım -0001 , Pazartesi


ŞİİR BİR TUTKUDUR

Karanfil Sokağı Şiiri - Ahmed Arif

4 Kasım 2025 , Salı - 21:14:35


Yandım Yâ Resûlallah!

19 Ekim 2025 , Pazar - 20:15:24


Ayşen

7 Şubat 2023 , Salı - 14:57:21


İstanbul'u Dinliyorum

5 Şubat 2023 , Pazar - 00:17:12


Bu Dünya Hangimizin?

1 Şubat 2023 , Çarşamba - 15:25:12


Aldırma Gönül Aldırma-S.Ali

25 Ocak 2023 , Çarşamba - 22:56:35


İrfan Olan Anlar Bizi-MISRİ

22 Ocak 2023 , Pazar - 18:28:29


Karıma Son Mektup

21 Ocak 2023 , Cumartesi - 14:05:10


Davet(can Yücel)

14 Ocak 2023 , Cumartesi - 15:32:49


Merdi̇ven

10 Ocak 2023 , Salı - 18:27:21


Geçi̇lmez

8 Ocak 2023 , Pazar - 15:44:04


Serçe Kuşu

7 Ocak 2023 , Cumartesi - 19:49:33


Abbas Şiiri

7 Ocak 2023 , Cumartesi - 17:25:38


Naat-Arif N.ASYA

7 Ocak 2023 , Cumartesi - 16:22:01


Dilenci Kız

4 Temmuz 2026 , Cumartesi - 14:13:48