Cahit Zarifoğlu

01-07-1940 - 07-07-1987

  • Okunma: 63
  • Su Şiiri - Cahit Zarifoğlu
Şiir Sayfası

Su Şiiri - Cahit Zarifoğlu

Taşlanan kadınlar yankır girdap duvarda ve sırları çözük aynalar bir aynanın civarda hayvan otlağındaki benzeri yüzler kuyuya inen gözü terkeder sıcaktır orfe yaklaşır kavalsız ve çılgınca döner kaderine bir kez daha bakar açlığa üşümeye kartalın alnında duran yıldıza bir kere daha daha yalnızlığa kati ve aşk geçerliliğini ortaya koyarak ulusal ve benci iki çingene arasında bir kere daha yalnızlığa atılarak Yerin içinde yüzlerle hücum bütün özentili yekinmelere doğru karşı bütün nedensiz gençliklere doğru karşı bütün...............doğru karşı aç olan karın soylu olan yoksulluk ve mızrakla gelen alın yerin gezisinde insan vardır ağulu bir diş put taşında doğacak çocukların toplandığı çadır taşında ava çıkmıştır Aşk tunç çekmiştir bizle olan sırttına birbirini çaresiz bırakan çehrelerin yaralı ceylanı bulup tepindiği (Fırat birden bire kaybolur bir mağarada) sevenin kurbanla alınıp kurbanla ödendiği güneşin aşktan sudan ve topraktan daha hızlı yöneldiği raskolnikof müthiş bir iman ağrısı çekmektedir. Güvercinler toplandı sofralar kuruldu Ağaçlar bahçede kızgın güneşle çatıldı Elma tadları ağır ayrılık tadları Yalnızlıkla toprağa savruldu Katerin açık kollarıyla yaklaştı üç tuzaklı odalarıyla mükemmel bir karpuza yaslanmak suya çağrılmak bir de içindeki ziynetleri hor görmek iyice oysa güneş ağırlaşsın siyah saçımız uzayan başımızda alnımızın dibinde kalsın seçkin ve Horasanı kayıran gözlerimiz Hiç akla gelmedi Beraber kırları hüznü atmaya yarayan bir annenin dallara takılıp ağrıyan yaralarıyla yattığı gerçekten canlı göğsü boğucu çaylarıyla akşam suyunda bir sütun mermer içmiş her erkeğe bir yılan üfürmüş 2 Ciğerlerde ölüm akar Çeşme İnsan hesapsız çocuk üfürük kendinde olmayan gürz kapanan ayna mektep taze ekmek dilimi zeytinin içindeki bağırgan ölüm sıkışmış aramıza sandalyenin dibinde mi dudak sıcak çay bardağına kapanırken salıncak onunla içten içe anlaşma cevizin ipi tıtan çocuğu kayıran dallarında yeşil yaprakta veba ölüm evin hangi bilinmezinde ya da açıkca küçük kardeşin avucunda mı uzak insan sahillerine kelimeyi dolanan dillere taşıdılar zeytin kahvaltı ve zeytin sofrada üç büyük zeytin üç kanlı bakış Ölünün ağzına zeytin kondu şiş dudakların arasına sonra geniş omuz yaralarında adamlar kırılan camlar taktılar 3 İnanç yiğit ev sorardı bulup konaklardı Kanlı göz ufuk tarardı Cürümlü başta her geyik akışında Örtülür dudaklar çünkü kalbe çarpılırlar el gezer tenhaları dolanır ufak tüyler ve tüyler ki ateşle diklenirler kendi namlarına egemen olarak üşüme kabarcıkları tad kabarcıkları ürpermelerle unutkanlık yerin bir zaferle doğrulması cürme katık olarak dantel kalb vurması su kapları ıslak naylon örtü ve ıslak cimrilikle ustalıkla yaprağa ilave peçete yorgun ve evvelden haber sonra saralar sıradadırlar Kapılar baskıyla kapalıdır onlar yontup hamam kapılarını kulaklara ses kutuları Ormanlar avazlarıyla parke taşlar Kurtlar Yıldırım Avizeler Orada köşelere düşler yerleşir yatakları kollar Uyku canavar kıvrımlı batarlı saldırır Ev tilkiyle sarılır kuşatılır Yorgun bir masal uzakta kaybolur Kulaklarına yosun ve balık biriken çocuklar Toprağın rengine katılan Hızla yorgana atılan Göğsümüze sırtımızaateş bastıran Örtünen çıldıran çocuklar La onlarla alev açıyor her yanımız Anlaşalım 4 Denizde büyüyen av hayvanı suları derin denizleri boyıyan mürekkep hayvanı uzatır gözlerini ince çalgılar içinde şavaşlarla tiz sesli yuvarlak ağızlarıyla bu kez bu alçıyı donduranla kapalı denizlere kapılıp açık okyanusta kayalardan inen hızlı koşan bağırlar ayakta durlar KALKlar oturun babamı ben güvercin saçlı çocuktum buzlardan başlayıp vurdular dağların yabani timsahında sanatın fiziksel geçerliliğe kadar vurdular babam up uzun yatandı kumda ölü ve uzaması birden duran saçlarıyla çünkü öylesine kendi ölümü başını yastıklardan kaçıran uykulu başınıcümle odalardan hep kumlar vardı çünkü uykuya yaklaşırken üzülecek ve sevinç duyacak yerlerde dudakların içinde kulak yollarında adamın öldürülüş sesi sofadan sokak kapısından pencereden kumluğa okyanusa ahrete olan dostluğumuza yakınlığımıza Cahit Zarifoğlu
Bu şiiri beğendiniz mi?

Şiir Yorumları

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Şiirlere yorum yapabilmek için lütfen Giriş Yapın veya Üye Olun.

Anadolu Şairleri

Abdürrahim Karakoç

7 Nisan 1932 , Perşembe


Necip Fazıl Kısakürek

26 Mayıs 1904 , Perşembe


Âşık Sefai

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Ârif Eren (turgutlulu)

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Yener Yılmazoğlu

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Süleyman Nesif

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Alâeddin Özdenören

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Rasim Özdenören

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Dostozan/ Mehmet Hanifi Sarıyıldız

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Şevket Yücel

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Bahaettin Karakoç

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Yener

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Hami Abdul Gaffar Baba

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Nurettin Topçu

20 Kasım 1909 , Cumartesi


Arif Eren

30 Kasım -0001 , Pazartesi


ŞİİR BİR TUTKUDUR

Ne Güzeldi O Günler

17 Ekim 2026 , Cumartesi - 22:15:35


Rahatı Kaçan Ağaç

10 Ekim 2026 , Cumartesi - 21:23:43


Hani Gönlüm Aşık İdin

29 Eylül 2026 , Salı - 21:11:31


Sivas Sabahı Şiiri - Hasan Hüseyin Korkm ...

27 Kasım 2025 , Perşembe - 22:49:23


Karanfil Sokağı Şiiri - Ahmed Arif

4 Kasım 2025 , Salı - 21:14:35


Yandım Yâ Resûlallah!

19 Ekim 2025 , Pazar - 20:15:24


İstanbul'u Dinliyorum

5 Şubat 2023 , Pazar - 00:17:12


Bu Dünya Hangimizin?

1 Şubat 2023 , Çarşamba - 15:25:12


Aldırma Gönül Aldırma-S.Ali

25 Ocak 2023 , Çarşamba - 22:56:35


İrfan Olan Anlar Bizi-MISRİ

22 Ocak 2023 , Pazar - 18:28:29


Ayşen

7 Şubat 2023 , Salı - 14:57:21


Karıma Son Mektup

21 Ocak 2023 , Cumartesi - 14:05:10


Davet-Can Yücel

14 Ocak 2023 , Cumartesi - 15:32:49


Merdi̇ven

10 Ocak 2023 , Salı - 18:27:21


Geçi̇lmez

8 Ocak 2023 , Pazar - 15:44:04