Rıza Tevfi̇k Bölükbaşı

01-01-1869 - 31-12-1949

  • Sultan Abdülhami̇d Han’ın Ruhani̇yeti̇nden İ̇sti̇mdat


Nerdesin şevketli Sultan Hamid Han?! Feryadım varır mı bârigâhına? Ölüm uykusundan bir lahza uyan, Şu nankör milletin bak günahına. Tahrike yeltenen tac ve tahtını Denedi bu millet kara bahtını Sınadı sillenin nerm ü sahtını Rahmet et sultanım sûz-ı âhına Tarihler ismini andığı zaman Sana hak verecek ey koca Sultan! Bizdik utanmadan iftira atan Asrın en siyâsi padişahına. Padişah hem zalim hem deli dedik, Îhtilale kıyam etmeli dedik, Şeytan ne dediyse biz belî dedik, Çalıştık fitnenin intibahına!… Divane sen değil, meğer bizmişiz Bir çürük ipliğe hülya dizmişiz, Sade deli değil, edepsizmişiz, Tükürdük atalar kıblegahına! Sonra cinsi bozuk, ahlakı fena Bir sürü türedi girdi meydana, Nerden çıktı bunca veled-i zina! Yuh olsun bunların ham ervahına!! Bunlar halkı didik didik ettiler Katliâma kadar sürüp gittiler, Saçak öpmeyenler secde ettiler, Bir asi zabitin pis külahına! Bu gün varsa yoksa Mustafa Kemal Şöhretine herkes fuzulî dellâl Alem-i ma’nadan bak da ibret al Uğursuz tali’in şu gümrahına! Haddi yok alçakla derde girenin, Sehpâ-yı kazaya boyun verenin! La’netle anılan cebâbirenin, Rahmet okuttu bu en küstahına! Çok kişiye şimdi vatan mezardır! Herkesin beladan nasibi vardır! Selamete eren pek bahtiyardır, Bu şeb-i yeldanın şen sıyâhına. Milliyet davası fıska büründü! Ridâ-yı diyanet yerde süründü! Türk’ün ruhu zorla asi göründü, Hem Peygamber’ine, hem Allah’ına! Sen hafiyelerle dem sürdün ancak Bunlar her tarafta kurdu salıncak Eli, yüzü kara bir sürü alçak Kement attı dehrin mihr ü mâhına! Bu itler -nedense- bana salmadı, Belalıydı başım kimse almadı! Seyrandan başka da bir iş kalmadı, Gurbet ellerinin bu seyyahına! Hoş oldu cilvesi cumhuriyetin! Tadı kalmamıştı meşrutiyetin, Deccala zil çalan böyle milletin, bundan başka çare yok ıslahına. Lakin sen sultanım gavs-ı ekbersin! Ahiretten bile himmet eylersin. Çok çekti şu millet murada ersin Şefaat kıl şâhım medet hâhına.[1] Rıza Tevfik Bölükbaşı Lûgatçe istimdâd: Medet ve yardım istemek. şevketli: Ulu, yüce. bârigâh: İzinle girilecek yer, huzur, makam. lâhza: An, kısa zaman parçası. beli: Evet intibâh: Uyanmak. ervâh: Ruhlar, canlar. sehpâ-yı kaza: Îdam sehpası. cebâbire: Zâlimler, şeb-i yeldâ: En uzun gece meded-hâh: Yardım bekleyen. tahkîr: Hakir görme, hakaret etme nerm ü saht: Yumuşak ve sert ridâ-yı diyânet: Dînin örtüsü fuzûli dellâl: Boşboğaz tellâl dehrin mihr u mâhı: Devrinin güneşi ve ayı saçak öpmek: Sarayda bayramlaşma merâsimine katılan büyükler, padişahın tahtından sarkıtılmış saçakları öpmek. Necip Fazıl Kısakürek: “…” “…Manzumenin Rıza Tevfik’e ait ve münteşir bulunduğu gerçekleşiyor. Fakat onu bize gönderen okuyucu, mısralardan birini yazdıktan sonra karalamış, eksik bırakmıştır. Onu takip eden mısralarsa belli başlı bir şahıstan bahsedildiğini açıkça gösterdiği için bunun kim olduğunu anlamak lazımdır. Eksik mısrayı takip eden kafiyelere ayrıca vezinde noksan kalan beş heceye göre bu İsim Mustafa Kemal olabilir. Fakat ayni esaslara yüzde yüz uygun olarak tek ve müşterek hüviyet ifadesiyle Enver ve Cemal de olabilir. Rıza Tevfik’in siyasî temayüllerini ve mücadele hedeflerini bilenlerce, birinci hüviyetle ikinciler arasında fark yoktur… Görülüyor ki, tam yüzde ellişer ihtimalle iki hüviyet kutbu üzerinde de temerküz edebilen bir ifade karşısındayız…” “Yine manzumenin Rıza Tevfik’e ait olduğunu bilenlere başvuruyor ve şu cevabı alıyoruz: -Kat’i olarak hatırımızda değil, fakat Enver ve Cemal olsa gerek… Zira Abdülhamid’in Ruhaniyetinden İstimdat isimli bir hücum manzumesinde hatıra ilk gelecek zümre İttihat ve Terakki, ilk gelecek isimler de Enver ve Cemal‘dir. Mustafa Kemal‘in Abdülhamid’le birinci planda bir alâkası olmamıştır.” “Bu yeni tahmin ve tefsir, karalanmış mısradaki ismin (Enver ve Cemal) olması ihtimalini biraz daha yükseltmiştir. Ondan evvelki mısralarsa, okuyucunun bize apaçık yazdığı gibi: “Etek öpmeyenler secde ettiler Bir asi zabitin pis külahına.” şeklindedir. Bu da Enver ve Cemal ihtimalini, Mustafa Kemal’den daha fazla hatıra getirmektedir. Zira Enver, tâbi olduğu padişaha karşı doğrudan doğruya isyan ve harekete geçmiş bir zabittir.” “Manzumenin aslını Rıza Tevfik’den öğrenmek istiyoruz. Kendisi müsbet ve menfi hiç bir şey söylemiyor; sadece manzumenin aslını gizliyor ve mahut isim, hakikatte ne olursa olsun, bizce tam bir meçhul halinde kalıyor. Fakat bütün bunların manzumenin ruhu ve bizim onu neşretmemizdeki maksat bakımından hiç bir kıymeti yok… Biz, yepyeni bir ideolocya ve dünya görüşünün bağlıları Büyük Doğu’cular, manzumeyi, esasen fâni şahıslar üstü ruh ve manasıyle ele alacağız. Bunun için de, okuyucunun sildiği kelimeleri, zaten tam tahkik edemediğimiz için noktalıyoruz! “Bir asi zabitin” kelimelerini de, kendi elimizle silerek, herhangi müşahhas bir ifadeye kimsenin takılmasını istemiyerek, davaya mücerret ve sembolik bir eda vererek bilhassa askerleri ve zabitleri tenzih fikrini güderek, noktalarla gösteriyoruz. Yani, noktalarla gösterdiğimiz iki eksik mısradan birini okuyucu silmiştir, öbürünü de biz. Maksadımız da, davayı küçük şahıs planından çıkarıp büyük tarihî, içtimaî, ruhî, ahlâkî teşhis planına intikal ettirmek, böylece şu veya bu şahısla doğrudan doğruya hiçbir alâkamız olmadığını göstermektedir. Her şey, manzumenin bütünündeki ruh ve manadadır.”[2] *** NOT: Rıza Tevfik ölüm döşeğinde şunları söylemiştir: “Ben bu şiiri Türk milletine hakaret kasdıyla değil, tamamıyle aksi olarak, Türk milletini ölüme götüren bir zümreyi teşhir ve Abdülhamid Han’a edilen iftiraları tesbit gayesiyle yazdım. 31 Mart vakasını tertiplediği isnadı altında tahtından alaşağı edilen büyük hükümdar, bu isnadla, sade iftiraların değil, tertiplerin de en hainine hedef tutulmuştur. 31 Mart’ı tertipleyen İttihatçılar ve bu işe memur edilenler arasında bizzat ben varım. 31 Mart’ı kışkırtma ve körükleme işini Selim Sırrı ile Rıza Tevfik idare etti. Hasta yatağımdan söylediğim bu sözlere tarih kulak kabartsın.”[3] *** Necip Fazıl Kısakürek bu şiiri yıllar sonra Büyük Doğu dergisinde yayınlamıştı.[4] Bu yüzden Savcılık Basın Bürosu tarafından, Atatürk’ün, Türklüğün(!) ve Türk milletinin (ne alakası varsa!) manevi şahsiyetini tahkir ve tezyif ettiği, padişahlık propagandası yaptığı gerekçesiyle hakkında dava açılmıştı. Ayrıca Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 104 ve 125. maddelerine göre tutuklanması talep edilmiş ve 1. Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilmişti. Necip Fazıl Kısakürek, 6 Haziran 1947 tarihli mahkeme sorgusunda, Türklüğe hakaret etmediğini, bu şiirin daha önce yayınlanan ilmi yazıların hissi bir hükmü altında dergide yayınlandığını söylemiştir.[5] KAYNAKLAR: [1] Tarih ve Toplum Dergisi, Ağustos 1991. Bu şiir 1937’de yani Cumhuriyet devrinde Kahire’de Müsavat dergisinde neşredilmiştir. Bakınız; Cüneyt Polat, Dünden Yarına, Yazıgen Yayıncılık, Istanbul 2015, sayfa 49. [2] Necip Fazıl Kısakürek’in “Müdafalarım” isimli eserinde, “Türklüğe Hakaret” davası başlığı altında. [3] Ahmet Kabaklı, Temellerin Duruşması, Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları, 15. Baskı (1992), sayfa 140. [4] Büyük Doğu dergisi, Haziran 1947. [5] Ulus gazetesi, “Kısakürek dün tevkif edildi”, 7 Haziran 1947.
                                                    

Yeni Eklenen Şairler

Sultan Abdülaziz

1 Şubat 1830 , Pazartesi


Yıldırım Beyazit

10 Mayıs 1354 , Cuma


III.SELİM

24 Aralık 1761 , Perşembe


II. Mahmut

20 Temmuz 1785 , Çarşamba


Yavuz Sultan Seli̇m

10 Kasım 1470 , Perşembe


Hod'lu Noksani

1 Ocak 1922 , Pazar


Necati Bey

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Behiştî

30 Kasım -0001 , Pazartesi


İbrahim Nasrallah

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Uğur Işılak

15 Kasım 1971 , Pazartesi


Neşet Ertaş

1 Ocak 1938 , Cumartesi


Necmetti̇n Hali̇l Onan

1 Ocak 1902 , Çarşamba


Arif Ay

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Cahit Koytak

29 Ocak 1949 , Cumartesi


Atilla ilhan

15 Haziran 1925 , Pazartesi


Yeni Eklenen Şiirler

Böyle Değildi İ̇nsan

26 Şubat 2024 , Pazartesi - 21:46:23


1914…dilimde Hece

26 Şubat 2024 , Pazartesi - 19:52:57


Vefasız

25 Şubat 2024 , Pazar - 22:43:10


Bedir Gazvesi

25 Şubat 2024 , Pazar - 21:38:22


Unutursun

19 Şubat 2024 , Pazartesi - 14:55:36


Anadolu / Mt

19 Şubat 2024 , Pazartesi - 13:21:06


Hayvanlar Davacı Olmuş İnsandan

15 Şubat 2024 , Perşembe - 17:06:31


Hüzünlenirim

11 Şubat 2024 , Pazar - 18:19:00


Dert Etme Dünya

1 Şubat 2024 , Perşembe - 18:33:55


Nefes Arasıdır Koskoca Ömür

30 Ocak 2024 , Salı - 12:44:02


Ömür Dediğin

29 Ocak 2024 , Pazartesi - 23:33:49


Köprünün Dilinden ...

22 Ocak 2024 , Pazartesi - 23:26:45


Şi̇i̇rler

20 Ocak 2024 , Cumartesi - 18:18:19


Şair Nerede

20 Ocak 2024 , Cumartesi - 18:05:15


Kerbela’ya Ağıt

19 Ocak 2024 , Cuma - 21:00:22