Asıl adı Abdülhamid Ziyaeddin’dir. Beyazıt Rüştiyesi’ni bitirdi. Özel hocalardan Arapça ve Farsça öğrendi.
1855’te Mustafa Reşid Paşa’nın yardımıyla Saray Mabeyn Kâtipliği’ne girdi. Âli Paşa’nın sadrazam olmasıyla saraydan uzaklaştırıldı.
Zaptiye Nezareti müsteşarlığı, Kıbrıs ve Amasya mutasarrıflığı gibi görevlerde bulundu.
1865’te Yeni Osmanlılar Cemiyeti’ne katıldı. 1867’de Namık Kemal’le Paris’e kaçtı, ardından Londra’ya geçti.
Mustafa Fâzıl Paşa’nın desteğiyle 1868’de Namık Kemal’le birlikte Hürriyet gazetesini çıkardı.
1871’de Âli Paşa’nın ölümünden sonra İstanbul’a döndü. 1876’da Maarif Nezareti müsteşarlığına atandı.
Kanun-i Esasi Encümeni’nde Namık Kemal’le birlikte çalıştı.
II. Abdülhamid tarafından İstanbul’da bulunması sakıncalı görülerek 1877’de Suriye valiliğine gönderildi.
Daha sonra Adana valiliği yaptı ve görevdeyken 1880’de öldü.
Ziya Paşa, Namık Kemal ve Şinasi ile birlikte Tanzimat sonrası Türk edebiyatının ilk büyük temsilcilerindendir.
Fransızca öğrenerek Batı edebiyatını tanıdı. 1859’da yazdığı Tercî-i Bend şiiriyle ün kazandı.
Heceyle yazdığı birkaç şarkısı dışında Divan şiiri geleneğine bağlı kaldı.
1868’de Hürriyet’te yayımlanan ünlü Şiir ve İnşa makalesinde halk edebiyatını öne çıkarırken,
1874’te Harâbat’ın önsözünde Divan edebiyatını savunarak bir çelişki yarattı.
Şiirlerinde halk, adalet, özgürlük, uygarlık gibi kavramları işledi.
Tercî-i Bend ve Terkib-i Bend’de insanın varoluşsal sorgulamalarına ve toplumsal eleştirilere yer verdi.