Aziz Mahmud Hüdayi; talebelik ve muidilik yaptığı dönemde Küçük Ayasofya Camii hocası
Nûreddinzâde Muslihuddin Efendi’nin sohbetlerine katılırdı. Hocası Nâzırzâde Efendi ile
Edirne ve Mısır’a gitti, orada Kerîmüddin el-Halvetî’den “usûl-i esmâ” eğitimi aldı.
1573’te Mısır’dan dönünce Bursa Ferhâdiye Medresesi’nde müderris, Câmi-i Atîk
Mahkemesi’nde kadı oldu. Hocası Nâzırzâde’nin vefatı üzerine resmi görevlerinden
ayrıldı ve Muhyiddin Üftâde’nin tasavvuf halkasına katıldı.
Ayasofya’da Hocalık
Üftâde’den seyr ü sülûkunu tamamlayan Hüdayi, memleketi Sivrihisar’a halife gönderildi.
Sonra tekrar Bursa’ya ve ardından İstanbul’a geldi. Şeyhülislâm Sâdeddin Efendi’nin
tayiniyle Küçük Ayasofya Camii Tekkesi’nde sekiz yıl hocalık yaptı. Fâtih Camii’nde
vaizlik yaptı, tefsir ve hadis dersleri verdi.
1589’da Üsküdar’da kendi dergâhını kurdu. 1616’da Sultan Ahmed Camii’nin açılış hutbesini
okudu, her ayın ilk pazartesi günü orada sohbetler yaptı.
Evliliği ve Nesli
1598’de Kanûnî Sultan Süleyman’ın torunu Ayşe Sultan ile evlendiği rivayet edilir.
1628’de vefat eden Hüdayi Hazretleri’nin nesli kızları Ümmü Gülsüm, Zeyneb ve Fatma Zehrâ
aracılığıyla devam etmiştir.
Şairliği ve Eserleri
Tasavvufî halk edebiyatı içinde önemli bir yere sahip olan Hüdayi, hem hece hem aruz
vezniyle ilâhiler yazdı. Vahdet-i vücûd anlayışına bağlı şiirleri ve mektuplarıyla
tanındı. Bir divanı bulunmaktadır.
Seçme İlâhilerinden
Ceddim ü pîrim sultan Sen’sin yâ Rasûlâllâh
diyerek kendisi de ifâde eder.
Kudûmun rahmet u zevk u safâdır Yâ Rasûlallâh
Zuhûrun derd-i uşşâka devâdır Yâ Rasûlallâh
…
Hüdâyî’ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın
Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
Neyleyim dünyayı
Bana Allah’ım gerek
Gerekmez mâsivayı
Bana Allah’ım gerek
…
Hüdâî’nin sözü bu
Bana Allah’ım gerek
Buyruğun tut Rahman’ın, tevhide gel tevhide
Tazelensin imanın, tevhide gel tevhide
…
Hüdâyî’yi gûş eyle, şevke gelip çûş eyle
Bu kevserden nûş eyle, tevhide gel tevhide