Cahit Zarifoğlu

01-07-1940 - 07-07-1987

  • Okunma: 203
  • Serçe Kuşu
Şiir Sayfası

SERÇEKUŞ – Cahit Zarifoğlu

Özet: Her canlı doğanın bir parçasıdır. Hiç kimse ihtiyacından fazlasını tüketerek ya da doğaya zarar vererek ona ihanet etmemelidir. Tabiat rengârenk, yemyeşil ve pırıl pırıldır. Bu güzelliği görebilmek için bakmayı bilmek ve güneş doğmadan uyanmak gerekir. Geç uyananlar bu güzelliklerin bir kısmını kaçırırlar; hayatları, baş tarafı okunmamış bir masal gibi eksik kalır.
Günlerden bir sabah… Kahramanımız Serçekuş uyandı. “Biraz daha uyusam mı, kalksam mı?” diye düşünürken, göreceği güzellikleri hatırlayıp yuvasından çıktı. Etrafı seyretmeye başladı. Bugün neler olacaktı? Bütün canlılar uyanıyordu. Her biri uykuyla mücadele halindeydi. Bu mücadeleyi kazananlara ne mutlu! Ağaçlar, kuşlar, böcekler, göller, nehirler, denizler birbirlerine dayanıyor, birbirleriyle besleniyor, kovalanıyor, yan yana duruyor ve birbirlerinden güç alarak hayatlarına devam ediyorlardı. İnsanlar da öyle değil midir? Gölün üzerinde bir kayık, içinde avcılar vardı. Gölün yakınındaki Kocabağ köyünde kadınlar ocakları yakıyor, erkekler caminin yolunu tutuyordu. Birazdan sofralara oturulacak, bakır tencerelerde pişen sabah çorbası içilecekti. Ardından herkes o günün işine koyulacaktı. Horoz sesleri çoktan etrafı sarmıştı. Tabiat bir cümbüş, bir senfoni halinde görevini yapıyor; herkes rızkını yiyordu. Serçekuş tüm bu düzeni biliyor muydu? Bilemeyiz. O da diğer canlılar gibi kendisine çizilen yolda ilerlemek için kanatlandı. Cik cik ederek uçmaya başladı. Açlığı bastırıyordu. Doğa ona türlü türlü yiyecek sunuyor; otlar, başaklar, çiçekler karnını doyuruyordu. Bu sırada gölün ortasından silah sesleri geliyordu. Serçekuş, avcıların yöntemlerini az çok bilirdi. Avcılar kuşların tecrübelerini alt üst eden planlar kurer; suya inme gibi mecbur kaldıkları alışkanlıklarını takip eder ve oralarda pusularla av yaparlardı. Serçekuş bunları düşündü. Güneşin sıcaklığını vücudunda hissetmek için bir süre havada döndü. Sonra caminin üzerine geldi. Yaşlı bir ihtiyar konuşuyordu. İhtiyarı kartallara benzetti. Dediğini işitti: “Az konuşun, fakat öz konuşun.” Daha yukarı dallara tırmandı; aşağıda çocuklar vardı, avlanabilirdi. Uzaktan bot içinde dört avcı görünüyordu. Arada bir silahlarını doğrultup ateş ediyorlardı. Köylülerin çoğu tarladaydı. Çocuklar sokaklarda kedilerle, köpeklerle, civcivlerle oyun oynuyordu. Kadınlar ev işlerini yetiştirmek için tarladan daha erken dönüyordu. Yakındaki göl şehirden gelenlerce “Gölbaşı” diye anılıyordu; hafta sonları avcılar buraya doluşuyordu. Bir avcı, evden çıkmadan önce hanımı tarafından uyarılmıştı. “Günah, hem de çocuklarını ihmal ediyorsun” demişti kadın. Ama adam dinlemedi. Arkadaşlarını da alıp yola çıktılar. Sabah olmadan Gölbaşı’na vardılar ve sala bindiler. Yanlarında eğitimli köpekler de vardı. Göl sakindi. Birden silah patladı. Güneş doğdu ve tarla içinden binlerce kuş havalandı. Köyün çocukları ağlamaya başladı. Hayat, kaldığı yerden devam etmek için sanki bu sesi beklemiş gibiydi. Serçekuş göl kıyısına kadar gelmişti. İçini saran korkuyla dağlara doğru uçtu. Avcıların günü ikindiye kadar sazlıklar ve pusular içinde geçti. Gölde avcı sayısı artmıştı; vurulan ördek yerine bir insanı vurmak bile mümkündü. Avcılardan bazıları yemek yiyip uyumuştu. Bizim avcı ise ağaca yaslanmış, dağları seyrediyordu. Birden Serçekuş yakındaki dala kondu. Avcı tüfeği doğrulttu. Serçekuş konuştu: “Vurma beni.” Avcı anlamadı. “Değer mi?” diye tekrarladı kuş. Avcı alay etti: “Elbette, av avdır. Mesele değer mi değmez mi değil.” Serçekuş yine konuşmak istedi. Ama korkudan ciğeri patlamış gibi ağzından kan geldi. Buna rağmen “Yararı olmayacak!” diye seslendi. Avcı tekrar nişan aldı; sonra gülerek silahı havaya ateşledi. Hayvanlar sağa sola kaçıştı. Serçekuş ölümü düşündü. “Demek ki ölüm böyle bir şey…” diye iç geçirdi. Tekrar konuştu: “Beni öldürme. Bir gün senin hayatını kurtarırım.” Avcı kahkaha attı: “Şimdi Azrail gelse beni nasıl kurtaracaksın?” Bir süre sonra avcı silahı ateşledi ama kuşa değil. Serçekuş açıklama yaptı: “Bataklığa düşersen, yakınında kimse olmazsa, uçar gider ailene haber veririm.” Zaman geçti. Avcılar tekrar göle geldi. Ortalık avla doluydu. Torbalar dolmuştu ama gözler doymuyordu. Avcı bir ördeği vurdu. Onu almaya giderken bataklığa saplandı. Çırpındı, “İmdat!” diye bağırdı. O anda Serçekuş’un sözü aklına geldi. Ve Serçekuş göründü. Avcı sevindi ama çaresizlikten ağlamaya başladı. Kuş onun omzuna kondu: “Kaderinde bu dünyanın ekmeğini yemek varsa, seni kurtaracağım” dedi. Kuş havalandı, döndü ve ağzında kalın bir ip getirdi. Avcı tüm gücüyle ipe tutundu. Ucu bir yere bağlıydı. Kendini çekti ve kurtuldu.
Bu şiiri beğendiniz mi?

Şiir Yorumları

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Şiirlere yorum yapabilmek için lütfen Giriş Yapın veya Üye Olun.

Anadolu Şairleri

Abdürrahim Karakoç

7 Nisan 1932 , Perşembe


Necip Fazıl Kısakürek

26 Mayıs 1904 , Perşembe


Ârif Eren (turgutlulu)

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Yener Yılmazoğlu

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Süleyman Nesif

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Alâeddin Özdenören

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Rasim Özdenören

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Dostozan/ Mehmet Hanifi Sarıyıldız

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Şevket Yücel

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Bahaettin Karakoç

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Yener

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Hami Abdul Gaffar Baba

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Nurettin Topçu

20 Kasım 1909 , Cumartesi


Arif Eren

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Şevket Bulut

30 Kasım -0001 , Pazartesi


ŞİİR BİR TUTKUDUR

Erzurum

9 Eylül 2026 , Çarşamba - 22:15:35


Allah için söyleyin… günahım nedir benim

9 Eylül 2026 , Çarşamba - 21:54:20


Okudum

9 Eylül 2026 , Çarşamba - 20:02:27


Bizim sıpa eşek…. olmuş azizim

9 Eylül 2026 , Çarşamba - 19:28:13


yanıyorum doktor bey

3 Eylül 2026 , Perşembe - 23:31:32


Lisanslı Kalabalık

2 Eylül 2026 , Çarşamba - 23:10:01


Harbi Bayram İstiyorum

2 Eylül 2026 , Çarşamba - 17:50:38


Şair Olsaydım Eğer

2 Eylül 2026 , Çarşamba - 15:47:30


Sivas Sabahı Şiiri - Hasan Hüseyin Korkm ...

27 Kasım 2025 , Perşembe - 22:49:23


Karanfil Sokağı Şiiri - Ahmed Arif

4 Kasım 2025 , Salı - 21:14:35


Yandım Yâ Resûlallah!

19 Ekim 2025 , Pazar - 20:15:24


İstanbul'u Dinliyorum

5 Şubat 2023 , Pazar - 00:17:12


Bu Dünya Hangimizin?

1 Şubat 2023 , Çarşamba - 15:25:12


Aldırma Gönül Aldırma-S.Ali

25 Ocak 2023 , Çarşamba - 22:56:35


İrfan Olan Anlar Bizi-MISRİ

22 Ocak 2023 , Pazar - 18:28:29