Ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum,
Geceler hiç bitmiyor, ben hiç uyumuyorum.
Gecenin efkarı iniyor perde perde,
Sevdanın hayali vuruyor arada bir içime...
Ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum;
Hani şu perdelerinde mavi kuş resimleri olan,
Ali Bakkal’ın hemen yanında, 17 numara.
O kırgın hayatın tam ortasında,
Hani duvarlarında hâlâ yazılar olan o sokakta;
Biri gurbetin, biri ihanetin, biri de seni böyle sevmenin hikâyesi...
Sevdanın camı bana bakıyor, ben cama,
Ve bak sen şu serencama!
Pencere önünde menekşeler, hatmiler,
Bir de gece sefası, bir de haytalığı adamın...
Abi bir de sevdanın hayali vuruyor arada içime,
"İyi oluyor" diyorum, "bu sana iyi oluyor."
Arada bir arkadaşlar geliyor, laflıyoruz oradan buradan;
Anlarsın ya güzel abim...
İç cebimde bir umut doğuyor,
Bir de nereden bulduysam resmi sevdanın;
Resimde sevda inadına gülüyor!
Sevdam gayriresmî bilmekteyim...
Gel ki benim abim, biraz da üstümüzde macera güzel duruyor,
Yani yakışıyor adama yakışıklı bir sevda.
Hayat haybeye vurmuyor yüzümüze belasını,
Hayat sokağımızda bir kehribar tespih gibi dokuyor tanelerini takır takır yüzümüze.
Ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum,
Geceler hiç bitmiyor, ben hiç uyumuyorum.
Ağzımda fiyakalı bir ıslık, zulamda ağır yarası sevdanın...
Ali Bakkal’ın çırağı Metin anlıyor hâlinden insanın.
Metin, nedir senin niyetin?
Kap bakalım abine bir taze ekmek, biraz zeytin...
Bu akşam yine odamda efkar var;
Anlarsın ya Metin, adamın hâlinden adam anlar.
İbrahim SADRİ