Mehmet Akif Ersoy

20-12-1873 - 27-12-1936

  • Okunma: 4
  • Tevhid Yâhud Feryâd-M.Akif ERSOY

Tevhid Yâhud Feryâd

Mehmet Akif Ersoy

Ey nûr-i ulûhiyyetinin zılli avâlim, Zıllin bile esrâr-ı zuhûrun gibi muzlim! Kürsî-i celâlin -ki semâlarla zeminler Bir nokta kadar sahn-i muhîtinde tutar yer- İdrâkin eder gâye-i ümmîdini haybet... Yâ Rab, o ne dehşettir, İlâhî, o ne heybet! Pervâzına yetmez gibi pehnâ-yı avâlim, Gâhî seni bulsam diye, âvâre hayâlim Bir şevk ile lâhûta kadar yükseleyim der: Lâkin nasıl olsun ki bu mi'râca muzaffer? Nâsût muhîtinde henüz çalkalanırken, Bir dest-i tecebbür dayanıp göğsüne birden; Hüsranla iner öyle sefil, öyle muhakkar: Hâlâ o sukûtun küreden tozları kalkar! Yalnız o mu? Bin fikr-i semâvî bu zeminde, Bîtâb-ı taharrî kalarak âh ü eninde! Eşbâha mı kurbün olacaktır cevelângâh? Ervâh bütün mündehiş-i "sümme radednâh! " Sun'undaki esrâra teâlî bize memnû' Olmaz mı, ridâ pûş dururken daha masnû'? Hurşîd-i ezelden nasıl ister ki haberdâr Olsun daha bir zerreyi derk etmeyen efkâr? Ey nâmütenâhî sana nisbet ile mahdûd, Mahsûr-i muhît-i kaderindir ne ki mevcûd. Dîbâce-i evsâfını almaz bütün eb'âd, A'dâd edemez silsile-i feyzini ta'dâd. Ummân-ı şüûnun ki birer mevcidir a'sâr, Her mevcesi bir lücce-i bî-sâhil-i âsâr! Fermânına mahkûm ezeliyyet, ebediyyet; Ey pâdişeh-i arş-ı güzîn-i samediyyet. İbdâ-ı bedîin -ki cihanlarla bedâyi' Meydâna getirmiş- bize ey Hâlik-ı Mübdi', Mübhem nasıl olmaz ki? Ademden değil isbât, Bir zerre-i mevcûdu yok etmek bile heyhât, Kâbil olamaz çıksa da bin dest-i muharrib. Yâ Rab, bu nasıl âlem-i lebrîz-i garâib! Serhadd-i ezel bed'-i hudûd-i melekûtun Pehnâ-yı ebed gâye-i sahn-ı ceberûtun. Hükmün ki tahakküm edemez seyrine bir şey; Bir anda bu pâyansız olan cevvi eder tayy Bir an, diyerek eylemişim bilmiyerek, bak! Takyîd zamanla seni ey Fâtır-ı Mutlak! Bâkîyi beşer her ne kadar etse de tenzîh. Fâniyyeti îcâbı, eder kendine teşbîh! Itlâka nasıl yol bulabilsin ki tefekkür? Eşbâhı görür eyler iken rûhu tasavvur! . Ey rûh-i fezâ-gerd, giran-seyr-i harîmin, Ey nâtıka, dembeste-i esrâr-ı azîmin, Maksûd bu hilkatten eğer ma'rifetinse; Varmış mı o müdhiş görünen gâyete kimse? Bir sahne midir yoksa bu âlem nazarında? Bir sahne ki milyarla oyun var üzerinde! Bir sahne ki her perdesi tertîb-i meşiyyet; Eşhâsı da bâzîçe-i âvâre-i kudret! Cânîleri, katilleri meydâna süren sen; Cânîdeki, katildeki cür'et yine senden! Sensin yaratan, başka değil zulmeti, nûru; Sensin veren ilhâm ile takvâyı, fücûru! Zâlimde teaddîye olan meyl nedendir? Mazlûm niçin olmada ondan müteneffir? Âkil nereden gördü bu ciddî harekâtı? Câhil neden öğrenmedi âdâb-ı hayâtı? Bir fâilin icbârı bütün gördüğüm âsâr! Cebrî değilim... Olsam İlâhî ne suçum var? Bir sahne demek âleme pek doğrudur elbet; Ancak görülen vak'alann hepsi hakîkat. Hem öyle vekâyi' ki temâşâsı hazindir, Âheng-i tarab-sâzı bütün âh ü enindir! Zîrâ ederek bunca sefâlet-zede feryâd; Vâveyl sadâsıyla dolar sîne-i eb'âd. Yâ Rab, bu yüreklerdeki ses dinmeyecek mi? Senden daha bir emr-i sükûn inmeyecek mi? Her ân ediyorsun bizi makhûr-i celâlin, Kurbân olayım nerde senin, nerde cemâlin? Sendense eğer çektiğimiz bunca devâhî, Kimden kime feryâd edelim söyle İlâhî? Lâ yüs'el'e binlerce suâl olsa da kurban, İnsan bu muammâlara dehşetle nigehban. Bir şahsa esîr olmayı bir koskoca millet, Mekrinle mi yâ Rab sanıyor kendine devlet? Dünyâyı yakıp yıkmaya bir seyf i teaddî, Emrinle mi yâ Rab, ediyor böyle tesaddî? Zâlimlere kahrın o kadar verdi ki meydan: "Yok âdil-i mutlak" diyecek ye's ile vicdan! Yerden çıkıyor göklere bin âh-ı şererbâr Gökler ediyor sade çıkan nâleyi tekrâr Bir yanda yanar lânesi bin hâne-harâbın, Bir yanda söner lem'ası milyonla şebâbın. Kalmış eli böğründe felâket-zede mâder; Evlâdını gömmüş kara topraklara, inler! Ağlar beriden bir sürü âvâre-i tâli' Nan-pâre için eyliyerek ırzını zâyi' Bükmüş oradan boynunu binlerce yetîman, Me'vâ arıyor âileler lâne perîşan! Mazlum şikâyette, nedamette sitemkâr Hûnâbe-i maktûle garîk olmada hunhâr Bimârı, feleketliyi, üryanı, sefîli Meflûcu, amel-mandeyi, miskîni, zelîli Gaddârı, cefâ-dîdeyi, mahkûmu, esîri, Heyhât, şu pâyansız olan cemm-i gafiri Teşhîr ile şöhret kazanan sahne-i dünyâ Gelmez mi İlâhî sana bir kanlı temâşâ? Lâkin bu sefilân-ı beşerden kiminin, var Kalbinde bir ümmîd ki encüm gibi parlar: Îmandır o cevher ki İlâhî ne büyüktür... Îmansız olan paslı yürek sînede yüktür! Mü'min -ki bilir gördüğü yekrûze cihânın Fevkınde ne âlemleri var subh-i bekanın; - Bin cân ile elbet çekecek etse de bilfarz, Her devri hayâtın ona binlerce belâ arz. Ferdâdaki ezvâkı o ettikçe te'emmül, Eyler bugün âlâma nasıl olsa tahammül... Bir mülhidi lâkin kim eder tesliye heyhât? Sığmaz bunun âfâkına ferdâ-yı mükâfât! Baştan başa "boşluk"şu semâlar, şu zeminler, Bir gûş-i kerem var mı akan yaşları dinler? lcâ-yı tesâdüfle şu "boş! " âleme düşmüş; Etrâfına binlerce şedâid gelip üşmüş. Her lâhza boğuşmakla geçip devr-i hayâtı. Bir şey olacak gâye-i hüsrânı: Memâtı! Varlıktan onun inliyerek ölme nasîbi! Bunlar beşerin işte en âvâre garîbi! Mü'minlere imdâda yetiş merhametinle, Mülhidlere lâkin daha çok merhamet eyle: Gümrâhlarındır ki karanlıklara dalmış, Bir rehber olur necm-i emel yok da bunalmış! Sensin bu şebistâna süren onları elbet, Senden doğacak doğsa da bir fecr-i hidâyet. Mülhid de senin, kalb-i muvahhid de senindir; İlhâd ile tevhîd nedir? Menşei hep bir. Öyleyse nedendir bu tefâvüt ara yerde? Esbâb-ı tehâlüf nedir efkâr-ı beşerde? Yâ Rab, bu serâir gün olur da açılır mı? Bir leyl-i müebbed olarak yoksa kalır mı? Her zerrede âheng-i celâlin duyulurken, Her nağmede binlerce lisan nâtık olurken, Cilvendeki esrâr nasıl kalmada muzlim? Ey nûr-i ulûhiyyetinin zılli avâlim
Mehmet Akif Ersoy
Bu şiiri nasıl buldunuz?

Şiir Yorumları

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Şiirlere yorum yapabilmek için lütfen Giriş Yapın veya Üye Olun.

Anadolu Şairleri

Abdürrahim Karakoç

7 Nisan 1932 , Perşembe


Necip Fazıl Kısakürek

26 Mayıs 1904 , Perşembe


Süleyman Nesif

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Alâeddin Özdenören

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Rasim Özdenören

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Dostozan/ Mehmet Hanifi Sarıyıldız

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Şevket Yücel

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Bahaettin Karakoç

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Yener

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Hami Abdul Gaffar Baba

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Nurettin Topçu

20 Kasım 1909 , Cumartesi


Arif Eren

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Şevket Bulut

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Ahmet Çıtak

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Derdi̇çok

30 Kasım -0001 , Pazartesi


ŞİİR BİR TUTKUDUR

Karanfil Sokağı Şiiri - Ahmed Arif

4 Kasım 2025 , Salı - 21:14:35


Yandım Yâ Resûlallah!

19 Ekim 2025 , Pazar - 20:15:24


Ayşen

7 Şubat 2023 , Salı - 14:57:21


İstanbul'u Dinliyorum

5 Şubat 2023 , Pazar - 00:17:12


Bu Dünya Hangimizin?

1 Şubat 2023 , Çarşamba - 15:25:12


Aldırma Gönül Aldırma-S.Ali

25 Ocak 2023 , Çarşamba - 22:56:35


İrfan Olan Anlar Bizi-MISRİ

22 Ocak 2023 , Pazar - 18:28:29


Karıma Son Mektup

21 Ocak 2023 , Cumartesi - 14:05:10


Davet(can Yücel)

14 Ocak 2023 , Cumartesi - 15:32:49


Merdi̇ven

10 Ocak 2023 , Salı - 18:27:21


Geçi̇lmez

8 Ocak 2023 , Pazar - 15:44:04


Serçe Kuşu

7 Ocak 2023 , Cumartesi - 19:49:33


Abbas Şiiri

7 Ocak 2023 , Cumartesi - 17:25:38


Naat-Arif N.ASYA

7 Ocak 2023 , Cumartesi - 16:22:01


Dilenci Kız

4 Temmuz 2026 , Cumartesi - 14:13:48