Aşık Sümmani̇

01-01-1861 - 05-01-1915

  • Okunma: 83
  • Âşık Sümmani Âşık Şenlik Atışması
Şiir Sayfası

Âşık Sümmani Âşık Şenlik Atışması

Aşık sümmani ve aşık şenlik dönemlerinde aşıklık geleneğinin doğudaki en önemli aşıklarıdır.aşık sümmani’nin hakk aşığı olduğu konusunda ne kadar tereddütlerimiz yoksa aynı şekilde aşık şenlikte hakk aşığıdır geçmişte bu iki aşık arasında geçen karşılaşmalar dosthane tavırlar aşıklık dünyasında çok önemli bir yere sahiptir. Aşık şenlik çıldırın suhara köyünde 1850 yılında doğmuştur.aşık sümmani ile rüyalarında dost oldukları söylenir.kısacası aşık sümmaniyle kader arkadaşıdır.çok sert yapısıyla dikkat çeken aşık şenlik'e karşılık sümmani ise nasihat ehli olarak bilinir. Aşık sümmani’nin çıraklarından biri,aşık sefili çıldırdayken kendini sümmani olarak tanıtır ve bir konağa Ardahanın Ur Köyünde Hamşioğlullar'ının beyi Celal Beye kendisini Aşık Sümmani diye tanıtır.amacı; Aşık Sümmani'nin adını kullanarak Aşık Şenlik'i mat etmektir.kendisi farkında değildir ama Aşık Şenlik kendisinden kat kat büyük bir aşıktır.Celal Bey de Sümmani senın adını çok duydum ama görmek bu güne nasipmiş,Şenlik'e haber edelim de gelsin insanlar sizin karşı karşıya gelmenizi bekliyor der.Şenlik'e haber edilir Şenlik bu haberi alınca inanmaz Sümmani olduğuna babası ne oldu oğlum neden inanmıyorsun der "baba ben Sümmani'yi rüyamda gördüm bu gelen Sümmani olamaz ama Celal Bey'in sözü yere düşmez gideceğim" der ve yola çıkar bu arada Sümmani ile Şenlik'in atışacağını duyan halk Celal Bey'in konağını hınca hınç doldurmaktadır.Şenlik konağa gelir celal beye selam verir ama Sefili'ye selam vermez ve söyleşiye başlarlar fakat atışma beklenmedik bir şekilde kısa sürer Sefili Sümmani'nin adını yere düşürür sazını da şenliğe bırakır Samikale'ye doğru yola çıkar. O zaman ki atışmalarda mat olan aşık sazını bırakır gidermiş Sefili'nin sazı bırakması da ondan dır. Aşık Sümmani tarlada ekin biçerken bir de bakar ki Sefili başı önde geliyor,Sümmani; "hayırdır sefili derdin ne senin" der.Sefili; "Sümmani Baba durum böyle böyle sazım Celal Bey'in konağında git adını kurtar" der. duyduklarına inanmakta zorlanan Sümmani, atını düzen eder Ardahan'a doğru yola çıkar Şenkaya'nın bir köyünde mola verir o köyde de yakın bir arkadaşı vardır bu arkadaşı çok bilge birisidir Sümmani 'nin şenliğe mat olduğu söylentisini duymuştur. Sümmani bir şeyle duydum doğru mudur ben inanmadım ama? der. Sümmani de olanları anlatır Sümmani Baba sonraki gün yoluna devam eder ve konağa ulaşır. Selam verir ama kendisinin Sümmani olduğunu söylemez bir de duvara bakar ki Sefili'nin sazı duvarda asılı, Celal Bey ısrar eder ama kimliğini söylemez Aşık Sümmani. sofra kurulur Sümmani Baba sofraya davet edilir Sümmani tam somuna elini attığında Celal Bey birden Sümmani 'nin elinden tutar ve "sen kimsin, nerden gelirsin, nereye gidersin? önce kendini tanıt" der.Sümmani Baba sofradan geri çekilir sazını eline alır ve şu dizeleri söyler: Ben bu aşkın cenunuyam, pirişan derler bize Aşk ile sermest olmuşum, zernişan derler bize, Ervah-ı ezelde Hakk'a ikrar edenlerdeniz Saye-i Resulüllah'dan ehl-i iman derler bize Ta ezelden Lebbeyk kelamı söyledi lisanımız Cemala müşerref etsin halk eden Hallakımız Es-Seyyidü'l-Ahmedi Bedevi sultanımız Bezm-i tarikat içinde dervişan derler bize Elest-ü bezminde Hakk'a ikrar eyledi ervahımız, Hamdolsun hamd-u senalar, Hakk'a doğru rahımız, Halife-i ruy-i zemin mülki padişahımız, Tabiatı, vilayeti Ali Osman derler bize Adem Safiyullah'dır bizim aslımız, ecdadımız, Hazreti pir i mügandır ta ezel üstadımız, Sebavetten sorarsan Hüseyin dir adımız, Aşıkanlar zümresinde kul Sümman derler bize Bu şiiri dinleyen Celal Bey; "Nasıl olur iki gün önce Sümmani geldi ve Şenlik'e mat oldu gitti" Sümmani durumu anlatınca Celal Bey "Şenlik'i davet edeyim gelsin" der bu isteği Sümmani geri çevirir ve kendisini hayvan tüccarı olarak Şenlik'in köyüne gider.Şenlik'in babası Kadir Ağa sümmani ağırlar ve bir yandan da Şenlik'e haber edilir köye bir hayvan tüccarı geldi babanda misafir diye.Şenlik Sümmani'nin geldiğini anlamıştır ve hemen babasının evine gelmiştir kapıdan içeri girince rüyasında gördüğü Sümmani'yi tanır ve boynuna sarılır bir kaç kelam muhabbetten sonra söze başlarlar; ŞENLİK Merhaba aşık Sümmani cevher saçan merhaba, Kelâmı kadim içinde harfi seçen merhaba, Hasret kaldık bu dünyada mah-i tap ziyasına, Dünyanın müzeyyen keyfin koyup geçen merhaba Namert odu ehli dilde hasiyet görse dana Mağrib-i maşrık-a katsam tenzil edersin ona Çıkıpsan arşu alaya ismi ayandır sana Melekler safında durup arşta uçan merhaba Kerametin zuhur etti ehli diller başısın Şenlik'in gözünün nuru huluskar gardaşısın Cenneti bihişt bağında müminler yoldaşısın Hazreti kırklar yediden bade içen merhaba SÜMMANİ; İbret lisanı ile mücevher saçan, Ehli dil şenlik'im sen misin gardaş Mağripten maşriğa ayan ve beyan Alemde ürüşan gün müsün gardaş Mücevher yığınağı cevher dükkanı Sinen müzeyyendir gevherder kanı Bir gören bir daha arzeder seni Can içinde şirin can mısın gardaş Sümmani meftundur cevher satana İşte bende geldim sizin vatana Lütfun hana benzer hükmün sultana Bu çıldır elinde han mısın gardaş ŞENLİK; Derdim ondur dokuzunu demenem ağyara ben Sekize arzumanım var yediye avara ben Beş benim kisp-i karımdır dörde kıldım temenna İkiye muhabbetim var yalvarırım bire ben SÜMMANİ; Elest-ü bezminde geldim hakkı hak ikrara ben, Hamd olsun hamdu senalar düşmedim inkara ben, Adamı kamil eyleyen arifi irfan imiş Ya niçin can feda etmem öyle bir hünkara ben ŞENLİK; Otuz iki derdim vardır kırk sekiz dava ile Üç yüz altmış altı burcu on iki sahra ile Çardır mezhep, çardır kitap, çar gönül sevda ile Tasdik-i ikrar eyledim varmadım kenara ben SÜMMANİ; Otuz iki farzın beyan kırk sekiz Cuma ile Üç yüz altmış altı gündür mahi bir sene ile Okuyup ezber eyledim ilm ile imla ile Ta ezelden bend olmuşum öyle bir tüccara ben ŞENLİK; Elli dört babın içinde demim var devranım var Yetmiş bin hicab içinde bir şahi hübanım var Altı bin altı yüz altmış altı derdimin dermanı var Şenlik'em şeş hesabı ile yar oldum o yare ben SÜMMANİ; Elli dört farzı beyan ettin sen gayet be gayet, Yetmiş bin hicab içinde habibi nuri ahmet Altı bin altı yüz altmış altı ayet beyyinat Sümmani'yem gulam oldum öyle bir haznedara ben şenlik devamla sorar; ŞENLİK; Osmanlı elinden azmirah ettin, Ey ki ihvan sen bu yana gelipsin Firkati ah ile menzile yettin Sebep neki bizim kana gelipsin SÜMMANİ; Azmirah ettirdi ol abı dane Nasip kısmet için nana gelmişem On dört yıldır oldum şem-i pervane Ateş alıp yana yana gelmişem ŞENLİK; Ben bilirim aşk elinin halini Aradan kaldırak kıl-ü kalini Gördün bizim yerin kalma kalini Candan geçip kızıl kana gelipsen atışmaları dinleyen köy halkı içerisinde hasım olanlar,kalabalıktan istifade ederek,kapıda biri birisini tabancayla vurur.şenlik sümmani'yi uyarmak ister. SÜMMANİ; Ezel hizmetim var elif'e ba'ya Hak kulun emeğin verir mi zaya Bir can borçluyum gani mevlaya Vermek için can kurbana gelmişem ŞENLİK; Kem kelam çıkarmam dahi dilinden Yad ettin gönlümü gayri felimden Çok aşıklar geldi geçti elimden Sen galiba alişana gelipsin SÜMMANİ; Dost eline varmak araf dediler Dostla görüşmek müşerref dediler Seni aşk ehline sarraf dediler Gevher için kıymet kana gelmişem ŞENLİK; Sefil şenlik evvel duyuptur adın Kaçıncı babdan kalbi küşadın Benen ülfet etmek midir muradın Söyle yoksa imtihana gelipsin SÜMMANİ; Sümmani paç ummaz şöhreti şandan Lütfü kerem gözler sırrı yezdandan Lakin davet etsen çıkmam meydandan Vahdet içre bir pühnane gelmişem bu arada dinleyenler müdehale ederek, biraz da sümmani'nin önce söylemesini isterler sonra sen nazire yaparsın derler.bunu üzerine şenlik der ki küftayi aşığın ismini duymuşsunuz kendini tanımazsınız onadan bana bir kaç soru geldi cevabını istediği için bende yazıp gönderemedim fırsatım olmadı.şimdi küftahinin sözlerini ben söyleyeyim sümmani de mana etsin bir taşla iki kuş vurmuş oluruz ondan sonra da elbette bir şeyler düşünürüz.sümmani baba söylenenlerden şüphe etti, küftahının bahane olduğunu beyanla bizzat kendi sözünü söylemek istedi.bende kısmen noksan cevap vereyim bakalım şenlik bunu fark edecek mi veya farkında olmadan geçecek mi? farkında olursa kendi malı olmassa elin malıdır siye sümmani düşünerek cevap vermeye hazırlandı ŞENLİK; Çar enasırdandır ademin bendi İnsanda bulunan haller nedendir Bu çar enasırınn aslı ne ola Cesetler balçıktan kanlar nedendir SÜMMANİ; Çar demek dört şeydir kılam aşikar Ayan olsun böyle haller biz için Ateş ile abdır haktır rüzigar Eser türlü tevür yeller biz için (damardaki kanlar ın neden olduğunu söylemedi sümmani de şenliği denıyordu) ŞENLİK; Aşıklar cehr ile bu bahre daldı Meyli muhabbetin canana saldı Açtın rivayetin birisi kaldı Cesetler balçıktan kanlar nedendir SÜMMANİ; Aşık olan çıkmaz doğru erkandan Lütfu kerem gözler sırrı yezdandan Bir rivayet ruhtan yediği nandan Dağıldı damara kanlar biz için ŞENLİK; Seninle yeniden kuralım bir cenk Asla bir aşıkta koymamışım renk Ne sebep bıçaksız bismildir semek Bunda olan hikmet yollar nedendir SÜMMANİ; Garip yerde garip gönlüm olmaz şad Elimden ne gelir mevladan imdat Nemrudun okundan balığı azat Hak helal buyurdu mallar biz için ŞENLİK; Sefil şenlik sana verdi azabı Kühtahının budur bana hitabı Ahiri kim ola ölüm kasabı Bize baki kalan eller nedendir SÜMMANİ; Sümman'ım değilem gönlü münevver, Şadlık taksiminden yok bende eser Ölümü boğazlar yahya peygamber Hak lütfundan cennet eller biz için bu ara sümmani şenlik için şöyle der:"şenlik eli bahane ederek,kendi sınırından bana ham toprak söktürdün şimdi de kara kotanı bozmadan bizim sınıra atalım, birazda bizim sınırdan ham toptak sökelim. "merakla izleyen,dinleyen cemaatte buna karar vererek söze sümmaniyi başlatırlar; SÜMMANİ; Eylen aşık şenlik bir cevabım var Dinle ben fakirin muhabbetinden Bu cümle ruhların mayası neden Bir gözesin söyle bidayetinden ŞENLİK; Saye-i pirimden olmazam mahzun Söyle anlayalım kemaletinden Bu cümle ruhlara maya kef-i nun Var etti Resul'un yüz hürmetinden SÜMMANİ; Anladım ermişsin sende bu hale Düşelim seninle bir kalma kale Cebellerden hangisidir evvela Tarif eyle bana bir cihetinden ŞENLİK; Sen bir derya isen bizde bir deniz Zannetmeki o ahvali bilmeyiz Evvel olan ol cebeli kubbeys Dilersen vasfeden alametinden SÜMMANİ; Semavatta bir merdiven durağı O merdiven hangi çamın budağı Söyle bana onun kaçtır ayağı Ustası kim haber ver ziynetinden ŞENLİK; Semavatta o merdiven durağı Altın gümüş değil o çam budağı On sekiz bin tekmil vardır ayağı Yaradan halk etmiş kuduretinden (sümmani şenliği denemek için çam budağı dedi altın olduğunu biliyordu) SÜMMANİ; Berek allah şenlik metahın tamdır Muradın eliftin maksudun mimdir Merdiven başının memuru kimdir Söyle anlayalım alametinden ŞENLİK; Pirini bilmeyen bu yolda tordur(tor =toy) Aşıklık dediğin polattan zordur Adem peygamberin. Ruhu memurdur Sorulmaz mevlanın sır hikmetinden aşık şenliğin annesi döneminin kadınlarına göre çok bilge bir kadındır ve bu atışmayı baştan beri bir köşede dinlemektedir duyduklarından sonra bu iki aşığın yanına gelir oğul siz yenişemessiniz günlercede atışsanız yenişemessiniz boşuna kendinizi helak etmeyın ben sümmani'yi manevi oğlum ilan ediyorum sizde sarılın birbirinize ve muhanneti burda bitirin der.sümmani de ana sen bizi evlat kabul ettınğin gibi bizde seni çoktan ana kabul ettik izin verirsen son kıtaları söyleyıp bitiririz. bundan sonra sümmani son sözlerini söyler... SÜMMANİ; Sümmani der size verdim zahmeti Demek sakin edek bu muhabbeti Neye memur nedir orda hizmeti Bari anlayalım tamametinden ŞENLİK; Sefil şenlik bu müşgülün halleder Ruhlar ondan gelir hep ona gider Cümle ruhu sur'e o taksim eder Ne sorarsın bana sır hikmetinden ve karşılaşma burada sona erer aşık sümmani aşık şenlik yenişemezler ebedi dost olarak hayatlarına devam ederler.... Aşık Sümmani
Bu şiiri beğendiniz mi?

Şiir Yorumları

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Şiirlere yorum yapabilmek için lütfen Giriş Yapın veya Üye Olun.

Anadolu Şairleri

Abdürrahim Karakoç

7 Nisan 1932 , Perşembe


Necip Fazıl Kısakürek

26 Mayıs 1904 , Perşembe


Âşık Sefai

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Ârif Eren (turgutlulu)

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Yener Yılmazoğlu

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Süleyman Nesif

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Alâeddin Özdenören

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Rasim Özdenören

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Dostozan/ Mehmet Hanifi Sarıyıldız

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Şevket Yücel

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Bahaettin Karakoç

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Yener

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Hami Abdul Gaffar Baba

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Nurettin Topçu

20 Kasım 1909 , Cumartesi


Arif Eren

30 Kasım -0001 , Pazartesi


ŞİİR BİR TUTKUDUR

Rahatı Kaçan Ağaç

10 Ekim 2026 , Cumartesi - 21:23:43


Hani Gönlüm Aşık İdin

29 Eylül 2026 , Salı - 21:11:31


Sivas Sabahı Şiiri - Hasan Hüseyin Korkm ...

27 Kasım 2025 , Perşembe - 22:49:23


Karanfil Sokağı Şiiri - Ahmed Arif

4 Kasım 2025 , Salı - 21:14:35


Yandım Yâ Resûlallah!

19 Ekim 2025 , Pazar - 20:15:24


İstanbul'u Dinliyorum

5 Şubat 2023 , Pazar - 00:17:12


Bu Dünya Hangimizin?

1 Şubat 2023 , Çarşamba - 15:25:12


Aldırma Gönül Aldırma-S.Ali

25 Ocak 2023 , Çarşamba - 22:56:35


İrfan Olan Anlar Bizi-MISRİ

22 Ocak 2023 , Pazar - 18:28:29


Ayşen

7 Şubat 2023 , Salı - 14:57:21


Karıma Son Mektup

21 Ocak 2023 , Cumartesi - 14:05:10


Davet-Can Yücel

14 Ocak 2023 , Cumartesi - 15:32:49


Merdi̇ven

10 Ocak 2023 , Salı - 18:27:21


Geçi̇lmez

8 Ocak 2023 , Pazar - 15:44:04


Serçe Kuşu

7 Ocak 2023 , Cumartesi - 19:49:33