Açıl bâğun gül ü nesrîni ol ruhsârı görsünler
Salın serv ü sanavber şîve-i reftârı görsünler
Kapunda hâsıl itdi bu devâsuz derdi hep gönlüm
Ne derde mübtelâ oldı dil-i bîmârı görsünler
Açıldı dâğlar sînemde çâk itdüm girîbânum
Muhabbet gülşeninde açılan gülnârı görsünler
Ten-i zârumda pehlûm üstühânı sayılur bir bir
Beni seyr itmeyen ahbâb mûsîkârı görsünler
Güzeller mihribân olmaz dimek yanlışdur ey Bâkî
Olur vallâhi billâhi hemân yalvarı görsünler
Günümüz Türkçesi ile:
1. Bağın gülü ve nesrini (yaban gülü) açılsın da o yanağı görsünler; servi ve fıstık çamı salınsın da o yürüyüş tarzını görsünler.
2. Gönlüm bu devâsız derdi hep senin kapında kazandı; hasta gönlün nasıl bir onulmaz derde tutulduğunu görsünler.
3. Göğsümde yaralar açıldı, yakamı parçaladım; sevginin gül bahçesinde açılan nar çiçeğini görsünler.
4. Zayıf bedenimdeki kaburga kemikleri bir bir sayılabilir; beni görmemiş olan dostlar (içi boş, delik deşik yapısıyla) mûsikâr kuşunu görsünler.
5. Ey Bâki! Güzeller acımaz, şefkat göstermez demek yanlıştır; vallâhi billâhi gösterirler, hele biraz yalvarı (yakarıyı/parayı) görsünler.