Tûtî-i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil
Çarh ile söyleşemem âyînesi sâf değil
Ehl-i dildir diyemem sînesi sâf olmayana
Ehl-i dil birbirini bilmemek insâf değil
Yine endîşe bilir kadr-i dür-i güftârım
Rûzigâr ise denî dehr ise sarrâf değil
Girdi miftâh-ı der-i genc-i ma'ânî elime
Âleme bez-i güher eylesem itlâf değil
Levh-i mahfûz-ı suhandir dil-i pâk-i Nef'î
Tab'-ı yârân gibi dükkânçe-i sahhâf değil
NEF'Î
Günümüz Türkçesi:
Mucize gibi sözler söyleyen bir papağanım, dediklerim lâf değildir. Felekle konuşamam, ona tenezzül etmem; çünkü onun aynası (kalbi) temiz değildir.
Gönlü temiz olmayana "gönül ehlidir" diyemem; gönül ehillerinin birbirlerini bilmemesi ise insafa sığmaz.
Felek alçak, dünya ise kıymet bilmez biridir; inciye benzeyen sözümün değerini ancak derin düşünce bilir.
Şiir hazinesinin kapısının anahtarı elime geçti; dünyaya bol bol söz cevheri dağıtsam buna ziyan gözüyle bakılmaz.
Nef'î’nin temiz gönlü, söz sanatının gizli levhasıdır (Levh-i Mahfuz); başkalarınınki gibi basit bir kitapçı dükkânı değildir.