626, Medine – 680, Kerbelâ
Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) torunu, Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fâtıma’nın (r.anhâ) oğludur. Künyesi Ebû Abdullah, lakabı “Şehîd”dir. Doğumunda bizzat Efendimiz (s.a.s.) kulağına ezan okuyarak ismini koymuş ve yedinci gününde akîka kurbanı kesilmiştir.
Çocukluğunu Peygamberimizin sevgi ve şefkat kucağında geçirdi. Resûlullah torunlarını “Siz Allah’ın reyhânlarısınız.” buyurarak sever, onlarla oyun oynar, sırtına bindirirdi. Ashâb, onun güzelliğini görünce “Bu kadar güzelini hiç görmedim!” derdi. Çünkü o, suret ve sîret bakımından dedesi Efendimiz’e en çok benzeyen kişiydi.
Rebâb bint-i İmriü’l-Kays ile evlenmiş, Ali Ekber, Ali Zeynelâbidîn, Fâtıma, Sükeyne, Ebûbekir, Ömer, Abdullah, Muhammed ve Cafer isimlerinde çocukları olmuştur.
Hz. Hüseyin (r.a.) fazilette, cömertlikte ve tevazuda örnek bir şahsiyetti. “Cömert efendi olur, cimri ise hakir olur.” buyururdu. Zühd ve takvâ üzere bir hayat sürdü; Müslümanlar arasında birlik, huzur ve sükûnu sağlamak için gayret gösterdi. Cennet gençlerinin efendisi olmakla müjdelenmiştir.
Hicrî 61 yılında (Milâdî 680) Kûfe yakınlarındaki Kerbelâ’da zalimce şehit edilmiştir. 57 yaşında olmasına rağmen faziletli hayatıyla gönüllerde hep genç olarak kalmış, sabır, cesaret ve imanıyla müminlere örnek olmuştur.