Mehmet Akif Ersoy

20-12-1873 - 27-12-1936

  • Okunma: 7
  • Fâtih Câmii-M.Akif ERSOY
Fatih Camii - Mehmet Âkif Ersoy

Fatih Camii

Mehmet Âkif Ersoy
Yatarken yerde ilhadıyla haşr olmuş sefil efkar, Yanıp edvan yükselmiş bu müdhiş heykel-i ikrar, Siyeh-reng-i dalalet bir bulut şeklinde maziler, Civarından kaçar, bulmaksızın bir lahza istikrar; Ziya-riz-i hakikat bir seher tavrında müstakbel, Gelir fevkinden eyler sermedi binlerce nur-ı sar. Deraguş etmek ister nazenin-i bezm-i lahutu: Kol açmış her menarı sanki bir ümmid-i cür'etkar! O revzenler, nazarlardan nihan didara müstağrak, Birer gözdür ki sıyrılmış önünden perde-i esrar. Bu kudsi ma'bedin üstünde taban fevc fevc ervah, Bu ulvi kubbenin altında efşan mevc mevc envar. Tecessüd eylemiş güya ki subhun ruh-ı mahmuru; Semadan yahud inmiş hake, Sina-reng olup didar! Tabiat perde-pfiş-i zulmet olmuş, habe dalmışken, O; güya kalb-i nuranisidir leylin, durur bidar. Evet bir kalbdir, bir kalb-i cuşacuş-ı aşıktır, Ki cevfinden demadem yükselir bin nale-i ezkar. Nümayan cebhesinden Sadr-ı İslam'ın mealisi: O sadrın feyz-i enfasıyle güya bir yığın ahcar, Kıyametmiş de, yükselmiş de bir timsal-i nur olmuş. Nasıl timsal-i nur olmaz? Şu pek sakin duran divar, Asırlar geçti hala batılın piş-i hücumunda, Göğüs germektedir, bir kerre olsun olmadan bizar. Bu bir ma'bed değil, Ma'bud'a yükselmiş ibadettir; Bu bir manzar değil, didara vasıl mevkib-i enzar. Semadan inmemiştir, şüphesiz, lakin semavidir: Zemini olmayan bir cilve-i feyyazı havidir.
* * *
Bir infilak-ı safadır ki yar-ı canımdır, Sabahı pek severim, en güzel zamanımdır. Rida-yı leyli henüz açmamıştı dest-i sema; Saba dahab-ı sükunundan ayılmamıştı daha, Feza-yı ruhda aksetti, es-sala-perdaz Müezzinin dem-i mahmuru, bir hazin avaz. İçimde cuş ederek lücce lücce istiğrak, Ezanı beklemez oldum; açılmadan afak, Zalamı sineye çekmiş yatan sokaklardan Kemal-i vecd ile geçtim. Önümde bir meydan Göründü; Fatih'e gelmiştim anladım, azıcık Gidince, ma'bede baktım ki bekliyor uyanık! Sokuldum artık onun sine-i münevverine, Oturdum öndeki maksureciklerin birine. Feza-yı ma'bedin encüm-nüma meşa'ilini, O lem'a lem'a dizilmiş ziya kavafilini Görünce geldi çocukluk zamanlarım yada... Neler düşündüm o sa'atte bilseniz orada! Sekiz yaşında kadardım. Babam gelir: "Bu gece, Sizinle cami'e gitsek çocuklar erkence. Giderseniz gelin amma namazda uslu durun, Meramınız yaramazlıksa işte ev, oturun!" Deyip alırdı beraber benimle kardeşimi. Namaza durdu mu, haliyle koyverir peşimi, Dalar giderdi. Ben artık kalınca azade, Ne aşıkane koşardım hasırlar üstünde! Hayal otuz sene evvelki hali pişimden Geçirdi, başladım artık yanımda görmeye ben: Beyaz sarıklı, temiz, yaşça elli beş ancak; Vücudu zinde, fakat saç, sakal ziyadece ak; Mehib yüzlü bir adem: Kılar edeble namaz; Yanında bir küçücek kızcağızla pek yaramaz Yeşil sarıklı bir oğlan ki başta püskül yok. İmamesinde fesin bağlı sade bir boncuk! Sarık hemen bozulur, sonra şöyle bir dolanır; Biraz geçer, yine rayet misali dalgalanır! Koşar koşar duramaz, akıbet denir "amm" Namaz biter. O zaman kalkarak o pir-i güzin, Alır çocuklar, oğlan fener çeker önde, Gelir düşer eve yorgun, dalar pek asude Derin bir uykuya... Derken bu hatırat-ı latif Çekildi aslına, artık hakikatin o kesif Likası başladı karşımda cilve eylemeye; Zaman da kalmadı zaten hayali dinlemeye: Sağım, solum, önüm, arkam huşu'a müstağrak Zılal-i adem iken, bir sada bülend olarak, O kainat-ı huzuru yerinden oynattı; Feza-yı mahşere döndürdü gitti eb'adı! Suffuf ayakta müselsel cibal-i velveledar Gibiydi. Her birisinden duyuldu sine-fıkar, Birer enin-i tazarru; birer niyaz-ı hazin, Ki kalb-i rahmeti sızlattı şüphesiz o enin! Eğildi sonra o dağlar huzur-i izzette; Göründü sonra o dağlar zemin-i haşyette! İnayetiyle Huda kaldırınca her birini, Semaya doğru o dağlar da açtı ellerini. O anda koptu yüreklerden öyle bir feryad, Ki ruhum eyleyecek ta-ebed o dehşeti yad. Kesildi bir aralık inleyen hazin avaz... Ne oldu Arş'a kadar yükselen o suz-ü güdaz? O cuş içindeki iman? Evet, huruş ederek işte rahmet-i Subbuh, Bütün yüreklere serpildi kubbeden bir ruh: Ruh-i itminan.
Mehmet Akif Ersoy
Bu şiiri nasıl buldunuz?

Şiir Yorumları

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Şiirlere yorum yapabilmek için lütfen Giriş Yapın veya Üye Olun.

Anadolu Şairleri

Abdürrahim Karakoç

7 Nisan 1932 , Perşembe


Necip Fazıl Kısakürek

26 Mayıs 1904 , Perşembe


Süleyman Nesif

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Alâeddin Özdenören

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Rasim Özdenören

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Dostozan/ Mehmet Hanifi Sarıyıldız

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Şevket Yücel

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Bahaettin Karakoç

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Aşık Yener

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Hami Abdul Gaffar Baba

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Nurettin Topçu

20 Kasım 1909 , Cumartesi


Arif Eren

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Şevket Bulut

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Ahmet Çıtak

30 Kasım -0001 , Pazartesi


Derdi̇çok

30 Kasım -0001 , Pazartesi


ŞİİR BİR TUTKUDUR

Karanfil Sokağı Şiiri - Ahmed Arif

4 Kasım 2025 , Salı - 21:14:35


Yandım Yâ Resûlallah!

19 Ekim 2025 , Pazar - 20:15:24


Ayşen

7 Şubat 2023 , Salı - 14:57:21


İstanbul'u Dinliyorum

5 Şubat 2023 , Pazar - 00:17:12


Bu Dünya Hangimizin?

1 Şubat 2023 , Çarşamba - 15:25:12


Aldırma Gönül Aldırma-S.Ali

25 Ocak 2023 , Çarşamba - 22:56:35


İrfan Olan Anlar Bizi-MISRİ

22 Ocak 2023 , Pazar - 18:28:29


Karıma Son Mektup

21 Ocak 2023 , Cumartesi - 14:05:10


Davet(can Yücel)

14 Ocak 2023 , Cumartesi - 15:32:49


Merdi̇ven

10 Ocak 2023 , Salı - 18:27:21


Geçi̇lmez

8 Ocak 2023 , Pazar - 15:44:04


Serçe Kuşu

7 Ocak 2023 , Cumartesi - 19:49:33


Abbas Şiiri

7 Ocak 2023 , Cumartesi - 17:25:38


Naat-Arif N.ASYA

7 Ocak 2023 , Cumartesi - 16:22:01


Dilenci Kız

4 Temmuz 2026 , Cumartesi - 14:13:48